Okur Postası

Kardeşlik hukuku uygulansın ve meşru istikrar devam etsin

Gazetemiz okurlarından Muammer Turhan, "Kardeşlik hukuku uygulansın ve meşru istikrar devam etsin" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Kardeşlik hukuku uygulansın ve meşru istikrar devam etsin
-

Muammer Turhan

İlahi nizam bu üçlü kavram üzerine kurulmuştur. Yegâne kurucusu ve maliki Cenab-ı Allah‘tır. Allah’ın adaletinden asla şüphe edilemez. Bu muhteşem kanunlar ezelden ebede kadar sonsuz devam edecektir. Bu meyanda insanlık çabamız her türlü yasaklara rağmen insanlar arasında ve insanlık için gereklidir. İnsana, topluma ve ümmete hizmet ancak hak, hukuk ve adaletle mümkündür. Adaletsiz hiçbir beşeri sistem ayakta kalamaz.

Kendileri; âlim, fazıl, düşünür, hatip,  siyasetçi, gazeteci, din ve ilim adamı, toplum önderi ve doğruların sesi ve yiğit er Şevki Yılmaz Hoca’nın defaatle, Akit TV ve gazetesinde dile getirdiği hak ve adalete yönelik uyarıları 19 Temmuz 2019 tarihli aynı gazetenin 2. sayfasında, Yeni Partiye değil, Hak ve adaletle yeniden dirilişe ihtiyaç var! Başlığı ile tüm cihana ilan edilmiştir. Okuyan, yazan, düşünen bir eğitimci yazar olarak tüm görüşlerine aynen katılıyorum ve saygılar sunuyorum. Diğer ilim ve diyanet ve siyaset kadrolarının da duyacağını ümit ederim. Ne yazık ki ortak akıl henüz bu mesajları algılayamıyor. Henüz iş işten geçmiş değildir. Gerekenler ilgili muhataplarınca adalet, hak, hukuk gereği bir torba kanunla yerine getirilir.

Toplumda adalete olan ihtiyaç ve küskünlük giderek artıyor. Müminlerin beklentileri henüz karşılanmış değil. Gündelik geçici politikalarla güç kaybı ve vakit geçiriliyor. Hayatın fani, görev ve makamların geçici olduğuna inananlar inşallah çabuk uyanırlar. Mevcut bürokrasi belki işleri hükümet aleyhine yanıltıyor. Devletten ayrı bir çark mı işliyor ki, yukarısı kendisini yiğitçe savunan yazar, düşünür ve halk insanlarının sesine bigâne kalıyorlar. Dostlar her ne olursa olsun doğruları her zaman haykıracağız. Akıllar mevcut polemikler ve halk tipi popülist siyasi çekişmelerle meşgulken adalet bekleyenler haklılar. Mesela bunlardan birisine parmak basalım. Yıllarca köylerde ve mahallelerde kadrosuz, maaşsız, az bir ek ders ücreti ile sanki bedava Kur’an ve Din hizmeti veren Hoca hanımlarımız var. Bunlar sahipsiz üvey evlat muamelesi ile sessizce çalışıyorlar. İstek ve şikâyetlerini duyuracak toplantı, yürüyüş ve basın açıklaması yapamıyorlar. Her sene sınavları yapılır, mevcut müftülüklerin keyfiyetine bağlı güzün göreve çağırılırlar ve bin bir minnetle bir kısmı göreve geçici başlarlar ve hakları süreli olarak kısıtlıdır. Hatta yerlerine yeni tanıdıklar verilir. Devlette devamlılık esas olmasına karşın dini bürokrasi(gözümüz kapalı sonuna kadar savunuruz!) kadro konusunda en tepeden karşı çıkarlar. Falan tarihte kadro verilmiş de hatalar olmuşmuş. Yani kendi hatalarını mevcut mağdur çalışanlara yüklerler. Hatta siyasileri bile yanıltırlar. Onlar da efendim diyanet karşı çıkıyor diye sorumluluğu üzerlerinden atarlar. Mevcut şikâyetlerden. Ve haklı taleplerden Yüce makamı bilgilendirmezler. Ama halktan koparlar. Konunun özüne girmeden mesele gizlenir, örtülür.

Sigortaları devamlı ödenmez, ücretleri artırılmaz. Bir milyon işçi kadrosu veren bir devlet yönetimi diyanet kadrolarının karşı çıkması ile yirmi otuz bin Vekil İmam ve Fahri Kur’an Kursu Öğretmenlerine kadro veremiyormuş. Bürokrasi Hükümetin önünde engel çıkartamaz! İlginçtir Diyanet tasarruf tedbirleri bahanesiyle bırakın kadrolu Hoca ve Fahrileri çalıştırmayı bile istemiyor. Kendi mensuplarını savunmuyor. Biz bu keyfiyete inanmak istemiyoruz. Çünkü devletimiz adildir, farkına varınca haksızlıkları önler. Birkaç bürokratın da canı yanar. Adalet bunu gerekli kılar.

Sayın Cumhurbaşkanımız bizzat dindar insan istiyor. Milletimiz ve Allah istiyor. Dindar insan aileden, okuldan, mahalleden yetişiyor. Mahallede ve köylerde öncelikle dindar anaları, eşleri çok zor şartlarda çalışan Fahri Kur’an Kursları Öğretmenleri yetiştiriyor. Hepsi de donanımlıdır. İmam Hatip ve İlahiyat mezunlarıdır. Son tahlilde 28 Şubat yoksa geri mi geldi ki Bunlara kadro verilmez! Ailenin temelden sarsıldığı, kadınlarımızın aile içi  şiddetle, boşanmayla, cinayetle zorlandığı bir zamandayız. Kadınlarımız çeşitli feminist derneklerce istismar ediliyor. Maneviyatları ve moralleri bozuluyor. Peki bu şerefli kadını kim, nasıl eğitecek? Siz Kur’an Kurslarını bakımsız, hocalarını kadrosuz ve sahipsiz  mağdur ederseniz, diğer insanlarınıza verdiğiniz hakları bu hanımlara vermezseniz adalet nasıl tecelli edecek? Karşı çıkanların haklı gerekçeleri yoktur. Kurcalanırsa haksızlıklar görülür. Ancak biz suçlu aramıyoruz, hak ve çözüm  istiyoruz. Bu milletin tabanı dindardır. Dindar insan isteyen yönetim elbet her sıkıntıya rağmen bürokrasiyi değil, milletini dinlemelidir. Kur’an Kursları aynen Milli Eğitim gibi organize edilerek çoğaltılmalı ve resmen ilgili kurumlardan destek görmelidir.

Bunun gibi Emekli Üniversite mezunlarına 3600 ek gösterge, emeklilerin önceden kazandıkları haklarının geri verilmesi, mesela hanım paraları..gibi. Emekli hanımından mı boşansın, ölsün mü..neden eşinin parası ödenmez? Bu nasıl adalet ve eşitliktir?..

Kanun yapıcılar kimlerle istişare ederler? Kimlerle hak, hukuk konusunda görüşerek hükümete teklifler götürürler? Halktan kopuk bir siyasi eğilim ilerde kiminle iş yapar? Haksızlıklar konusunda ahirete inanan büyükler hesap gününü hiç düşünmezler mi, nasıl unuturlar? Maaşlardaki eşitsizlik ve adil paylaşım gerçekleşmedi. Bir emekli, çocuk okutacak, çocuklarını evlendirecek, ev alacak, zor şartlarda geçinecek öyle mi? Emekliler hangi ahlakla yalancı konumuna düşmesin? Evet, Allah millete ve devlete zeval vermesin. Yokluklar sıkıntı doğuruyor. Geçim şartlarımız giderek daralıyor. Gençlerimiz işsizdir. Eğitim, kültür, sanat, aile ve gençlikte bunalımlar devam ediyor. İnsanlar yanlış bir kanaatle doğruları konuşmaktan çekiniyorlar. Demokrasinin ihtiyaç duyduğu serbest düşüncelere imkân tanınsın. Dualarımız meşru devletimiz içindir. Allah düşmanlara fırsat vermesin deriz ve her krize karşı devletimizin yanındayız. Ama eksikler giderilsin; istismarcılara da fırsat verilmesin.

Bizlerde devlet sevgimiz büyüktür. Kardeşlik hukuku uygulansın ve meşru istikrar devam etsin. Yalancılara imkân verilmesin. Terörle mücadeleye ve ekonomik desteğe kanımızla ve canımızla varız. Dış baskılara karşı her ne emredilirse bu millet yaparız Moraller yüksek tutulsun. Seçimden seçime oyumuzla hakkımızı kullanırız. Memur seçiminde KPSS yeterlidir. ÖSYM bu işi hakkaniyetle yürütsün. Sözlüye mişler karışıyor ve söylentiler duyulmuyor. Abartmıyoruz, hayat pahalılığı çok aşırı ve ezicidir. Faizler, enflasyon, döviz ve işsizliğin düşürüleceğine inanmak istiyoruz. Biz emekliler istediğimiz bir şehirden kira öder gibi ödemelerle hiç olmazsa ölmeden evvel bir evimiz olsun istiyoruz. Hasta haklarında emeklilere yönelik kolaylıklar hakkımızdır. Mağdur kimse kalmasın ki, her vatandaş devletimizi sevsin. Aç susuz değiliz ama refah devletinin refah payını milletçe bekliyoruz. Bu millet rahata, huzura, refaha, barışa, bolluğa ve harcamalara alıştık. Ama israf mutlaka önlensin. Devlette keyfi israf yapanlara ceza olarak ödetilsin. Tepede çok uyumlu, barışık, dahi başkan ve yardımcısının ve hükümetin  bu sıkıntıları göğüsleyeceğine ve krizleri atlatacağımıza inanıyor ve inanmak istiyoruz. Hiç yanlış anlaşılmasın: Türkiye büyük devlet ve lider ülke olma yolundadır. Tıpkı Savunma Sanayisindeki başarılar gibi ülkede resmi ve özel işbirliği ile fabrikalar görmek ve her alanda, eğitim, kalkınma, dijital ve bilişim, yapay zeka, mikro ve ağır sanayi, üretim ve ahlak seferberliği istiyoruz.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.