Okur Postası

Katılaşan kalplerin mühürlenmesi!

Gazetemiz okurlarından M. Fatih Kahraman, "Katılaşan kalplerin mühürlenmesi!" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Katılaşan kalplerin mühürlenmesi!
-

M. Fatih Kahraman

İnsanı en çok yıpratan şey, kalbin sertleşmesidir.” (Pestalozzi)

Sponsorlu

Bir halden başka bir hale geçen” anlamıyla ‘kalp’, yüce kitabımızda 130 kadar ayette geçerken ‘gönül’ boyutuyla da ‘fuad’ ve türevleriyle 20 civarında ayette karşımıza çıkmaktadır. Çok hızlı değişiminden ötürü gönüllerimize ad olan kalplerin sahibi Allah’a Peygamber Efendimiz: “Mukallibe’l-Kulûb” demiştir. Denilir ki kalpler dört nedenle katılaşır: 1 - Yemek, 2 - Uyumak, 3 - Konuşmak ve 4 - Karışmak. Burada bahsedilen insan olarak normal seyirdeki yeme-içme, konuşma ve karışma değil elbette. Belki ifrat-tefrit bağlamındaki sapmalar nedeniyledir kalplerdeki katılaşma.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.):Mümin, bir günah işlediği vakit, kalbinde siyah bir nokta, bir leke oluşur. Tövbe ederse kalbi cilâlanır. Yani bu leke silinir. Tövbe etmeyip isyana devam ederse, siyah lekeler kalbini kaplayıncaya kadar artar. İşte bu (hâşâ) Yüce Allah’ın (c.c.), ‘Asla öyle değil! Fakat onların yapmış olduğu günahlar kalplerini iyice kaplamıştır. (Mutaffifin, 14)’ ayetinde anlatılan kalbin kapanması ve günahla örtünmesidir” buyurmuştur. Nasıl ki, maddî kalp bütün organların, dokuların, hücrelerin sağlıklı çalışmasında merkezdir, aynen onun gibi manevî kalp de insanın duygu, his, nefis, akıl v.s. manevî lâtifelerinin düzenli çalışmasında bir merkez hükmündedir.

İnsanın manevî kalbi taşlaşmış, katılaşmış, yani hakikatleri göremez, anlayamaz ve işitemez olmuşsa, bu durum kalbin tedaviye ihtiyacı olduğunu gösterir. Kalbin tedavisinde en etkili metotlar: zikir, şükür, tefekkür, tövbe istiğfar, dua ve ibadettir.  Kalbin bozulup katılaşması, tamah (açgözlülük), ihtiras, kin, hased (kıskançlık), riya, merhametsizlik, zulüm ve menfaat güdülmesi nedeniyle belirginleşip sosyal hayata yansıyarak bu meyanda işgaller, katliamlar, entrikalar, arsızlık ve hırsızlıklar, gasp, talan, hapis, taciz, tecavüz, darp ve darbeler meydana gelmektedir.

Demir anlamına gelen Hadid suresi 16. ayette katılaşan kalplerin yumuşamasıyla ilgili: “İman edenlere, vakti gelmedi mi ki, kalpleri Allah’ın zikrine ve inen Kur’an’a saygı ile yumuşasın ve bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçip de kalpleri katılaşmış ve çoğu fıska dalmış bulunanlar gibi olmasınlar” buyrulmuştur. Bugün ehli kitabın Yahudi ve Hıristiyanların serencamı ortadır.  Ümmet-i Muhammed de eğer Allah’ı anmayı bırakıp da Kur’an’ı sadece dilleriyle telaffuz ederek gereğince amel etmezlerse hafazanallah Siyonist ve Haçlıların akıbetine uğramaları, yani acımasızlaşmaları mukadder olduğu gibi, dünyevi kaygılardan dolayı cebelleşmeleri, kavgaları ve savaşları da eksik olmayacaktır. 

Sözgelimi İsrail oğullarının şahit olduğu onca mucize ve eriştikleri sayısız nimete rağmen katılaşan kalpleri Kur’an’da şöyle tasvir edilir: “Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; artık kalpleriniz taş gibi, hatta daha da katıdır. Taşın öylesi var ki ondan ırmaklar kaynar; öylesi de var ki çatlayıp bağrından su fışkırır; bazı taşlar da var ki Allah korkusuyla yuvarlanıp düşer. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.” (Bakara, 74)

Yüce Rabbimiz bugün ne İsrail’de, ne Çin’de, ne Doğu Türkistan’da, ne Arakan’da ne de diğer yerlerdeki meydana gelen zulüm ve katliamlardan habersizdir; zira Allah imhal eder (mühlet verir) fakat asla ihmal etmez. Bütün zalimliğin, katliamların, darbelerin, gaspların, talanların, yağmaların ve fahiş hataların sebebi gereğince Allah korkusunun ve inancın olmayışından mütevellit katılaşan kalplerin ortaya koyduğu vahşiliklerden başkası değildir.  Bu durumu Rahman ve Rahim olan Allah’ımız (c.c.) şöyle ifade etmiştir:

İnkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, asla iman etmezler.

Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır.

Son sözümüz: “Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Allah’ım, kalbim(iz)i dinin üzere sabit kıl.” (Tirmizî, Deavât, 124) olsun vesselam.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.