Okur Postası

Kin ve nefretten geçinen iffetsiz müfteriler!

Gazetemiz okurlarından Kubilay Ertekin, "Kin ve nefretten geçinen iffetsiz müfteriler! " başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Kin ve nefretten geçinen iffetsiz müfteriler!
-

Bu hastalıklı zihniyetin medyası, siyâsetçisi, hukukçusu, bürokratı ve onların kirli ve zehirli propagandası ile beyinleri yıkanan küçük bir zümre, sürekli aynı haltı yiyor ve başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere, büyük halk kitlesine ve onların en kutsal, en aziz değerlerine sonu gelmez bir kin ve nefret kusarak sürekli zifos sıçratıyor ve pislik atıyorlar. Bu yıkıcı ve bozguncu kesimin lağım kusan kanallarına ve medyasına bakın. Şom ağızlarından çıkan hiçbir müspet ve yapıcı ifâde göremezsiniz. Halk Tvsi. Şovu. Foksu, boksu-dışkısı, sözcüsü, lafçısı, lağımcısı zumcûriyeti ve diğerleri hep aynı terâne ve aynı tahkir, tahrik ve kışkırtıcılığın, bozgunculuğun zehirli zakkumlarıdır. Bu hergeleler için 28 Şubat’ın generallerinden Çetin Doğan ne demişti? “Onlar bizim en sâdık ve en iyi köpeklerimizdir. Ne istersek yazar, ne söylesek tutarlar.”… (12/5/2010 Basından)

İşte bugün köşelerinde ve kanallarında devlet başkanı ve millî irâdeye saldıran müfsitler ve müfteriler aynı kelpliği yapanlardır. Özellikle ülke içinde ve dışındaki tüm devlet ve millet düşmanlarına kol-kanat gerenler de aynı yapının elemanlarıdır…

Milletin dînî inanç ve değerlerine saldıran ve saldırtan bunlar. Cumhurbaşkanına ‘iblis’ Deme iffetsizliğinden tutunda, Diyânet başkanına ve onun şahsında aziz dînimizi tahkir eden hayâsızlar bunlar, “Sen benim cumhurbaşkanım değilsin!”den başlayan bir sürü suçlama ve dışlama bunlarda. 20 yıldan beri Cumhurbaşkanının toplantısına gitmeyen ve onun şahsında millî irâdeyi dışlayan, boykot eden zihniyetin hangi sözü ve davranışı bu ülkenin menfaatinedir!? Cumhurbaşkanı ülke insanının hakkını, hukûkunu, dînini, Diyânetini, ırzını, nâmusunu, içten ve dıştan gelen, ve gelecek olan her tür saldırıları ve tecâvüzleri koruyan bir kişidir. Kime karşı? Elbette vatan, millet, ırz ve nâmus düşmanlarına, silahlı ve silahsız olan bir sürü şer cephesine karşı, halkını savunmak zorundadır. Şu an silahlı bir şekilde yıllardan beri ülkemizle savaş hâlinde olan başta; PKK, DHKP-C ve FETO benzeri hâinlerin ve onların sivil ayağını teşkil eden siyâset magandalarının ülkeye verdiği onca maddi, mânevi zararları ve binlerce can kaybını görmezden gelip, onlarla her alanda iş tutan, önüne yatan, arkasından iten habislerin yaptığı düşmanca tavırlarını hoş mu görsün!? Ellerindeki pankartlarla sokaklarda fink atıp sürten ve “Biz Lût’un torun(!)larıyız. Biz mahallenin orospusu, sürtüğüyüz. Nâmussuzluk bizim yaşantımız. LGBT’iz özgürüz, biz herkesten düzgünüz” şeklinde milletin âile mahremiyetine, hayâ ve nâmus anlayışına saldırılarda rol alan ve tıpkı “Ordu göreve!” diye yürüyen sözde siyâsetçiler, bu rezilliklere eşlik etme zilleti ve onursuzluğundan niçin ve neden gocunmuyorlar da sürekli olarak “Saray baskısı, tek adam diktatörlüğü” şeklindeki çemkirişleriyle devamlı olarak sayın Cumhurbaşkanına saldırıyorlar!?  Mâdem öyle ise, niçin bir emirle sizin o şom ağızlarınızı ve her gün her saat kin ve nefret kusan kanallarınızı ânında tıkayıp uğursuz seslerinizi bir anda kısmıyor!? Tek adam ve diktatör(!) için bunları yapmak çocuk oyuncağı değil midir? bre nâmertler!...

O zihniyetin başındaki adamın tüm pembe yalan, vaat ve akıldâneliği yanında ısrarla Söylemediği bir şey var. “Millî irâde ve inanç düşmanlığı yapmayacak ve yapan haydut ve haytaları partide tutmayacağım. Dürüst yargıçları sarayın adamı demekten ve o makâmı boykot gibi iğrençliklerde bulunup, “Ordu göreve!” “Ordu-yargı el ele, CHP iktidar!” kepâzeliklerinden utanç duyuyor, devlet-millet düşmanı her tür anarşiste aslâ ve kat’â destek vermeyecek ve o şerirlerin arka-ön bahçesi olmayacağım!” deme erdemini göstermiyor, neden!?. Ayrıca her gün dîne, dindara, câmiye, ezana, diyânet başkanı ve Cumhurbaşkanına, halkın en aziz ve kutsal değerlerine salyalı ağızlarıyla saldıran onca  kurumları ve medyalarıyla,  muhâlefet denen bozguncu kesimlerin şu an ve mübârek Ramazan ayında oruçlu kimselerin yardım dağıtmak için gittikleri Van’ın Özalp kasabası kırsalından dönüşlerinde mâsum görevlileri PKK cânilerinin katliâmına (15/5/2020) niçin ses çıkarıp o hâinleri ve cânileri neden lânetlemiyorlar? Bunların destekçilerinin PKK, DHKP-C’den, FETO’dan ne farkları var!? Daha o vahşetin ikinci günü (16/5/20 20) her zaman olduğu gibi, laisizm ve Kemâlizm maskeli CHP’li militanlar Adana’da yardım dağıtan insanlara saldırıp linç girişiminde bulunarak  PKK’nın başka bir versiyonu olduklarını göstermişler...

Emînim yargıdaki kolu olan bu yapının elemanları, o mütecâvizleri ânında serbest bırakmışlardır. Tıpkı onlarca sâbıkası olan hırsız ve haydutları bıraktıkları gibi. Millî irâdeye ve Cumhurbaşkanına hakâret eden, içinde bir hayli DHKP-C, FETO ve PKK olan ve aralıklarla oradan atılan bir kurumdan başka ne beklenir!?. Üstelik bâzı kurumlarda mûcidi Siyonist Moiz Kohen olan ve “Türk’ün dîni Kemâlizm’dir” ideolojik safsataya hâlâ İslâm’ın şartı gibi inanan ve Müslüman(!) geçinen bir sürü sebükmağızlar var…. (Cumhûriyet Basımevi, İstanbul. 1928) Ayrıca, CHP zihniyetinin millete yaptığı onca zulmü unutan eblehlere (Kişiyi koruma kânûnu prangasına) rağmen onların kirli ve karanlık geçmişini hatırlatan araştırmacı, yazar, tarihçi, ilim, fikir ve onca kahraman  çilekeş adamlarımıza minnet ve şükran borçluyum. Özellikle Mustafa Armağan, Yavuz Bahadıroğlu beyefendilere…

Burada mâlum kesimlere sorulması gereken bir şey var. Dîne ve diyânet işleri başk. hakâret ettikleri halde onu dâvâ eden barocu ve karocuların nazarında, katledilen günahsız ve mâsum kimselerin, korudukları o Lûtî ve fâhişeler kadar olsun değeri yok mudur!? İşlenen bu vahşet karşısında neden sessizler!? İşin aslı; muhâlefet denen bu azgın, şirret, bozguncu inanç ve millî irâde düşmanı iblislere, merhum A. Menderes’ten beri böyle dişli ve her hayâsız saldırı ve saldırganlara karşı ânında ağızlarının payını ve hak ettikleri cevâbı veren ve onların halka yaptıkları onca zulümleri anlatan bir lider görmedikleri için ona saldırıp A. Menderes’in âkıbetiyle tehdit etme iffetsizliğindedirler. Dolayısıyla bu hürriyet ortamı öylesi habislere gerçekten çok fazla geldiği için ötüyorlar. Aslında bu zihniyetin karakter ve cibilliyetini anlamak için önce 1950 yılından başlamak gerekir. O yılları ve bunların o zamanki tavırlarıyla millete, millî irâdeye ve milletin en kutsal değerlerine nasıl bir kin, nefret ve düşmanlık duygusu içinde olduklarını çok açık ve seçik olarak görürsünüz. Yalnız bunları görmek ve bilmek için yavşaklık yaparak, geçmişteki ve şu an bile yapmakta oldukları onca zulüm ve tahkirleri unutan ve hiçbir şey olmamış gibi davranan, o zihniyetin dışlama, fişleme ve hakâretlerini sîneye çekme zilletinde bulunan, zâlimleri tarafından adam sayılmayan ve şimdi o kesime-zâlimlerine yanaşma ezikliğinde bulunanlardan olamamak gerekir. Çünkü onların bunca saldırı ve hayâsızca tahkir ve tahriklerine katlanmalarının altında hep, şahsiyetsizlik, yalakalık, yardakçılık ve samimiyetsizlikle, iki değil, pek çok yüzsüzlük, onursuzluk yatmaktadır... Ne yazık ki bu tip kimselerin durumu günümüzde gerçek mânâda tavan yapmış durumdadır. Şöyle etrâfa bakın. Eskiden adam sayılmayan ve onlar tarafından üstlerine pislik atılan, inanç ve özel hayatlarına saldırılan nice anlı-şanlı(!)kimselerin, şimdilerde öylesi zâlimlerinin safında ve yanında yer alarak eski yol ve dâvâ arkadaşlarına kin ve nefret kustuklarını bizzat ve bil müşâhede millet olarak görmekteyiz...

Birde bu şerirlerin borazanlığını yapan yazar-çizer ve Tv.’lerinde sürekli kışkırtıcılık yapan bir sürü yalaka ve bozguncu kesimin fakir, fukara edebiyatı altında nasıl Kârun’laşıp köşk ve saraylarda yaşadıklarını görmek gerekir. İnanmayan angutlar hep bozgunculara değil, nâmuslu basına, (16/5/2020 tarihli Akit ve benzerine baksınlar!..

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.