Okur Postası

M. Kemal’i sevmek bu kadar ucuz mu?

Gazetemiz okurlarından Gürhan Gürses, "M. Kemal’i sevmek bu kadar ucuz mu?" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

M. Kemal’i sevmek bu kadar ucuz mu?
-

Gürhan Gürses

Mustafa Kemal kitabının koleksiyon serisi… 1881 adet basıldı hem de seri numaralı… Bir daha asla basılmayacakmış. Dünyada sadece 1881 kişide olacakmış. Tabii ki korsancıların eline geçmediyse bir tanesi… Bence bu araştırılsın. Ya da araştırılmasın eğer geçmişse korsan eline çıkar ortaya yakında.

9’u 5 geçe satışa çıkarıldı ve 4 saatte tükendi. Ama 10 Kasım’da değil. 2500 TL’den satıldı. Toplamda 4.702.500 TL cukka… 1938 adet de ikinci koleksiyon serisi olsun. O da 5000 TL’den satılsın. Nasıl fikir ama? Ya da 2500 TL’ye al 3000 TL’ye okut. 2500 TL’ye al 3000 TL’ye sat.

Atatürk’ü sevmek bu kadar ucuz mu? 2500 TL mi? Ülkede her şeyin istismarı yapılır oldu. Neler çekti bu ülke istismarcıların elinden? Kimi Atatürk’ü bahane etti. Kimisi de dini… Nutuk’u okuyun Atatürk’ü anlamak istiyorsanız. Kur’an’ı okuyun İslam’ı anlamak istiyorsanız. Aracısız, istismarcısız… Atatürk yaşasaydı ve buna şahit olsaydı kızardı yüzde yüz. Yalakaya, dalkavuğa tahammül etmezdi. İstismara posta koyardı. İstismarcıyı topa tutardı.

Meşhur hikâyedir. Padişah, tebdil-i kıyafet eyleyip yanına başvezirini de alıp şöyle bir gezmek, vatandaşlarını görmek maksadıyla yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Padişah, ihtiyarı selamlamış: “Selamünaleyküm ey pir’i fani!” İhtiyar: “Aleykümselam ey serdar’ı cihan.” Padişah sormuş: “Altılarda ne yaptın?” İhtiyar: “Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor.” Padişah gene sormuş: “Geceleri kalkmadın mı?” İhtiyar: “Kalktık. Lakin ellere yaradı.” Padişah gülmüş: “Bir kaz göndersem yolar mısın?” İhtiyar: “Hem de ciyaklatmadan…

1881 kitap basılsa teki 2500 TL’den… Ciyaklatmadan satabilir mi yayınevi? İncitmeden… Neyse dönelim hikâyeye. Padişahla başvezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah başvezire dönmüş: “Ne konuştuğumuzu anladın mı?” Başvezir: “Hayır padişahım.” Padişah sinirlenmiş: “Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.” Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hâlâ orada çalışıyor. Başvezir ihtiyara: “Siz ne konuştunuz padişahla?” Adam, başveziri şöyle bir süzmüş: “Kusura bakma, bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim.” Kellesinden korkan Başvezir, yüz altını hemen vermiş ve “Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu?” diye sormuş.

İhtiyar: “Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.” Başvezir kafasını kaşımış ve “Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek?” demiş. İhtiyar adam, bir yüz altın daha almış ve “Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim” cevabını vermiş. Vezir bir soru daha sormuş: “Geceleri kalkmadın mı ne demek?” Adam bir yüz altın daha almış ve “Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim” demiş. Vezir gene kafasını sallamış ve “Sana bir kaz göndersem yolar mısın dedi, o ne demek?” demiş. İhtiyar adam gülmüş ve “Onu da sen bul!” cevabını vermiş.

Sahi siz buldunuz mu yolunacak kazı? Bunun ne manaya geldiğini anladınız mı? Yolunacak o kadar kaz var ki memlekette! O paraya yoksul çocuklara burs verilebilir. Bir köy okulunun kütüphanesine kitap alınabilir. Açlar doyurulabilir. Üstü başı eski olanlar giydirilebilir. Uzatılabilir bu. Gerçi kutsiyeti var bu 1881 adet 2500 TL’lik koleksiyon kitabının. Alnı anıtkabir görmüş bir adamın yazdığı eserdir neticede.

Her fikrin yobazı ülkemizde bol miktarda mevcuttur. Ve her fikrin tüccarı da..

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.