Okur Postası

Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum

Gazetemiz okurlarından Hayati Çelik, “trajik kısa bir hayat öyküsü” olarak belirttiği yazısını bizimle paylaştı.

Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum

Hayati Çelik

ÖNCELİKLE ALLAH’IN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN. ÖNDERLERE KARŞI, BİR KISIM SİTEM İÇERMEKTEDİR. EVET, AŞAĞIDA TRAJİK KISA BİR HAYAT ÖYKÜSÜ OKUYACAKSINIZ. DAHA DOĞRUSU OKUYUP OKUMAMAYI SİZİN TAKDİRLERİNİZE BIRAKIYORUM. ANCAK “BEN YAZMIŞTIM!” DİYECEĞİM YARIN HAKKIN DİVANINDA. NELER YAŞADIĞIMI AKTARABİLMEK ADINA OHAL İNCELEME KOMİSYONUNA YAZMIŞ OLDUĞUM DİLEKÇEMİ PAYLAŞIYORUM SİZLERLE… “Sayın Komisyon Üyeleri, öncelikle heyetinizi saygı ve hürmetlerimle selamlıyorum. Çok zor zamanda yoğun bir şekilde çalışarak adaletin tecelli etmesi için canı gönülden çalıştığınıza olan inancım tamdır.

Bunu müşahede etmek zor olmasa gerek. Kıymetli Komisyon Üyeleri, yoksul ve muhafazakar bir Anadolu ailesinin çocuğu olarak yıllarca yatılı okullarda okudum ve Allah’ın izniyle tırnaklarımla kazıyarak bir meslek sahibi oldum. Benim çocukluk dönemlerimde köyden çıkıp okumak büyük bir meziyet olarak görülüyordu. Yine o dönemler köyden çıkıp okumak için ya şehirdeki bir akrabanız yanında kalmak, ya şehirde bir ev tutmak, ya da yine şehirde bir öğrenci yurdunda kalmanız gerekiyordu. Benim de ailemin o zamanki maddi durumu iyi değildi. Bundan dolayı beni okutmak istemeyen babama rağmen iki yıl aradan sonra okuma arzumu gerçekleştirmeye karar vermiş ve başarmıştım. Akabinde ortaokul öğrenimine başlamak için ilçede bulunan bir yurda yerleşerek, yıllar sonra başıma büyük belalar açacak gelişmelerin kapısını aralamış oluyordum. Ortaokulu başarılı bir şekilde tamamladıktan sonra, birazda okulda fazlaca bulunan asker eşi Öğretmenlerimin yönlendirmesi ve asker çocuğu öğrencilerle -ki bazıları ile hâlâ görüşürüm- olan iletişimim sonucu askeri okul sınavlarına girmeye karar verdim. Zaten okulun karşısında bulunan kışladaki üniformalı askerleri gördükçe ve onların sabah koşarken söyledikleri marşları duydukça içimdeki asker olma isteği günden güne artıyordu. Devamında astsubay okulu sınavına girdim ve Bando Astsubay Hazırlama Okulunu kazandım. Okurken fazla olmasa da mesleki hayatımda, birazda kaldığım öğrenci yurdundan kaynaklanan bağlantı nedeniyle, bu FETÖ hainleriyle görüşmelerim oldu. Bu duruma itiraz etmedim. Zira herhangi anormal bir durum yoktu. Aksine, o dönem bazı komutanlarımızın dini konulardaki fevri davranışları (Söz gelimi birlik komutanımızın ailelerin de bulunduğu bir birlik yemeğinde içki içmediğim için beni azarlaması ve içmeye zorlaması gibi) çevremde benim gibi olan insanlara karşı bir muhabbet beslememe sebep olmuştu.

Bu hainlerin o dönemin boşluklarını kötü emellerine nasıl alet ettiklerini -ne yazık ki- yıllar sonra görmüş olduk. Şahsen, o döneme ait herhangi bir illegal duruma şahit olmadım. Bu hainlerin herkesin nabzına göre şerbet vermiş olduklarını düşünüyorum. Eğer o zamanlar ben bunların şimdi ortaya çıkan ahlaksızlıklarını fark etmiş olsaydım bir dakika bile içlerinde bulunmazdım. Onlar da bunu bildikleri için benimle olan ilişkilerinde inancımı, vatan ve milletime karşı olan aşırı muhabbetimi istismar etmişlerdi. Bundan dolayıdır ki savcılık ifademde de bu anlayışımdan taviz vermeyerek bildiğim doğruları olduğu gibi anlattım.

Böyle bir örgütün üyesi olma suçlaması bana ve üç yıl içinde iki genç evladını kaybeden aileme üçüncü bir acı yaşatmıştır ki, benim için en acısı hak etmediğim böyle bir suçlamaya maruz kalmış olmaktır. Bunun manevi ağırlığı bende kaldırılamayacak bir noktaya ulaşmıştır. Benim bu şahısları terk etme sürecim şu şekilde gerçekleşmiştir. Şöyle ki, gün geçtikçe ülkemizde inanç özgürlüğü açısından sıkıntılı görülen bazı konularda normalleşme sağlanmasına rağmen bu insanların istismar ettikleri konuları hâlâ ısıtıp gündemde tutmaları bende başka niyetlerinin olabileceği şüphesini uyandırmıştı. Nitekim tahmini 2012-2013 yılları gibi, tamamen inanç eksenli görüştüğüm bu hainlerin farklı hayaller peşinde koştuklarını fark etmeye başladım.

Bir şeylerin ters gittiğini fark ettiğim an bu şahıslarla hemen irtibatımı koparabilirdim ancak ben bir süre itiraz etmeyi ve tartışmayı seçtim. Bence bu onların alışık olduğu bir şey değildi. Tahminime göre onlara göre ben inancı zayıf, asi bir insan olmuştum. Bunu hissedebiliyordum. Nihayet bu insanlarla gönüllülük esasına dayanan ilgimi ve alakamı bu dönem noktalamaya karar verdim. Akabinde kurumumla ilgili sanal ortamda dolaşan bazı ahlaksız haberler veya kayıtlar, devamında 17 / 25 Aralık süreci beni şüphelerimde haklı çıkardı. Tabii ki benim bu şahıslardan kopmam kolay olmadı. İfademde bu hainlerle alakamı 2012 yılından başlamak üzere 17/25 Aralık süreciyle tamamen kestiğimi ve bu tarihten sonra hayatımın herhangi bir safhasında bu hainlerle rızama dayalı ilgim bulunursa en üst seviyeden cezaya razı olacağımı beyan ettim. Ancak hakkımda daha iddianame bile yokken –ki dört aydır hâlâ yok- 701 sayılı KHK kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edildim. Saygıdeğer Komisyon Üyeleri, bunu ifade etmek ne kadar etik olur bilmiyorum ama trajikomik bir durumu ortaya koyma adına belirtmek istiyorum ki, ben iki küçük yavrumun ve milletimizin geleceği adına, o anki ülkemizin durumunu da göz önüne alarak gidip oyumu Sayın Devlet Başkanımıza verdim. Şahsen, vicdanen o anki durumun herhangi bir partiye veya herhangi bir kişiye oy vermekten öte bir şey olduğunu düşündüm. Akabinde oy verdiğim hükümeti devirmeye kalkışan bir örgütün üyesi olma suçlamasıyla karakola gidip adli kontrol imzası attım. Yüce olan adalet kavramının tecellisi için bu trajediye bir son vermenizi sizlerden istirham ediyorum.

Ben şimdi memleketimde iki dul yengem toplam beş yeğen, yaşlı anne babam olmak üzere üç eve koşturuyorum. Bu mağduriyetimin bir an önce giderilerek, bu vakte kadar şerefimle muhafaza ettiğim üniformama kavuşmayı temenni ediyorum. Saygılarımla, arz ederim…”NEDİR ŞİMDİ BENİM SUÇUM!

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.