15 Temmuz

“Meclise girselerdi onları silahla karşılayıp şehit olacaktık”

TBMM 26 Dönem Başkanı Kahraman’dan Akit’e darbeyle ilgili özel açıklamalar... FETÖ’cü 15 Temmuz hain darbe girişiminin 3. Yıldönümünde, TBMM 26. Dönem Başkanı İsmail Kahraman, o gece yaşananları bütün ayrıntılarıyla Yeni Akit’e anlattı. Kahraman, Meclis’i açma kararını aldıktan sonra şehit olmayı göze alıp abdest alarak TBMM’ye gittiğini belirterek, “Meclise girselerdi onları silahla karşılayıp şehit olacaktık” dedi.

“Meclise girselerdi onları silahla karşılayıp şehit olacaktık”
-

 Muhammet Kutlu  Ankara 

İşte İsmail Kahraman’ın o karanlık gecede yaşadıklarına ilişkin son derece çarpıcı ifadeleri:

Bir darbenin olabileceğini, Türkiye’nin yeni bir darbe ile karşılaşabileceğini düşünmeyenlerdendim, zira ordu 1960’taki darbe ve sonraki ile hem merkezi idarede hem de mahalli idarede, merkezi yönetimde ve mali yönetimde iş başına geldi ve her seferinde de Türkiye kötüye gitti ve diktanın Türkiye’yi geliştiremediğini gördü. Türkiye’nin gücü, uluslararası konumu yönünden böyle bir devleti idare etmenin zorluğunun idrakinde olduklarını düşünüyordum ama irade dışarıdan bir talimatla olunca, neticede bir darbe ile karşılaştık çok üzüldüm, milletimizin her ferdi gibi bende çok üzüldüm. Darbelerin olmadığı, ordunun kışlasında bulunduğu ve sivil bir yönetimin Türkiye’yi geliştirebileceğine inanan insanlardanım; daha önce darbeleri bildiğim için, siyasi tarihi yakinen bildiğim için üzüntüm sonsuz oldu.

Meclisi açmaya nasıl karar verdi?

Türkiye Büyük Millet Meclisini açma kararı şahsıma aittir. 1960 darbesini bilen bir insanım çünkü üniversiteye kaydolmuştum, bütün hadisatı biliyorum. 1950’den itibaren 2016’ya kadar Türkiye’de gerçekleşmiş, açığa çıkmış ve gizli kalmış 16 darbe ve darbe teşebbüsü olmuştur. 15 Temmuz on yedincisidir.  Daha önceki darbeleri ve darbeye karşı direnmenin en doğru hareket olduğunu bildiğimden Meclisi açmaya ve direnç göstermeye karar verdim. Bu kararı almadan evvel Sayın Cumhurbaşkanımızla ve Sayın Başbakanımızla görüşmek istedim, kendilerine ulaşamadım, ne yapacaklarını bilmiyordum fakat direnmenin gerekliliğine inandığım için millî iradeyi temsil eden Meclisinde başkanı olduğum için, millî irade namına bu karşı koyuşa ‘dur’ demek gerektiğine inandığımdan Meclisi açmaya karar verdim; herhangi bir partinin veya grubun veya milletvekillerinin talebi olmadan doğrudan kendi iradem ile aldığım karardır. Zaman, çok doğru yaptığımı göstermiştir. Bugüne kadar darbe teşebbüsleri sırasında Meclis hiç açılmış değildi, Meclis bir direnç göstermiş değildi; dirençler, şahıslar, partiler, kurumlar bazındaydı. İlk defa Meclis direnç göstermiş oluyordu; bu hareketin uluslararası camiada da çok büyük bir değer kazandığını hep beraber gördük. Kararımı kendim verdim, ailem ile ilgisi yok, tecrübem ile ilgisi var, inancım ile ilgisi var. Bir söz var, “Batmakta olan gemiyi önce fareler terk eder” diye... Kaptan gemisini terk etmez, en son noktaya kadar ben de kaptandım, gemimi terk etmedim ve Meclisimi açtım.

“Cumhurbaşkanımıza, başbakanımıza ulaşamadım”

Darbe girişiminden itibaren İstanbul Beylerbeyi Sarayı’nda koruma memurlarımız var, ilk telefon onlardan Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterine geldi. İki koruma memurumuzun silahlarının askerler tarafından alındığını ve askerlerin de köprünün üstüne çıktığını söylemişler. Bir uçak sesi bir jet F16 uçak sesi binayı sarstı. Çok yakın, hemen hemen sıfır noktasından uçuyordu diyebilirim. Bunun üzerine televizyonu açtım, tankları köprüde gördüm ve anladım ki bir darbe teşebbüsü var. Cumhurbaşkanımızı aradım, ulaşamadım; Başbakanımızı aradım, ulaşamadım, bunun üzerine gemimin başına geçme gerekliliğini, mesuliyetimin bu olduğunu düşünerek abdestimi aldım ve Meclisi açmak üzere TBMM Başkanlık Konutu’ndan, Çankaya’dan ayrılarak Meclise indim. Cumhurbaşkanımızla temasım olmadı, zira Meclisi açtıktan sonra Cumhurbaşkanımızın televizyondaki konuşmasını gördüm. Birbirimizden habersiz Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis Başkanı olarak aynı tavrı takınmışız; darbeye boyun eğmemişiz ve mevzilerimizi terk etmemişiz. Üçümüz de aynı duygu ve düşüncede olduğumuz için, aynı kararı birbirimizden habersiz almışız, bundan dolayı memnuniyetimi ifade etmek isterim.

Meclis nasıl toplandı?

Meclisi açmak için harekete geçtim ve Çankaya’da bulunan konuttan Meclise indim, Meclise geldiğimde ilk silah arkadaşlarım diyeyim -bu tabir Sayın İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’ya ait- biz o gün orada olanların adını böyle anarız. Ankara Milletvekilimiz Memur-Sen eski Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu telefon etti, “Ne yapıyoruz Sayın Başkanım, bir darbe oluyor, ne diyorsunuz” dedi, ben de onun üzerine “Ahmet Bey Meclisteyim, gel bekliyorum” dedim. Ahmet Gündoğdu Bey de zaten Mecliste bulunan odasında Jülide Sarıeroğlu, Aydın Ünal ve Fatih Şahin ile beraberlermiş; AK Parti Ankara milletvekilleri bunlar; dördü ile beraber Meclis Başkanlık Binası’nın önünde buluştuk. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri ve Özel Kalem Müdürüme Meclisi açık tutacağımızı ve sabaha kadar Mecliste olacağımızı bir mesaj ile partilerin siyasi grup başkanvekilliklerine bildirmelerini istedim. Bunun yanında bir de Anadolu Ajansına ve TRT’ye bir gün sonra yani cumartesi günü saat 14.00’te Türkiye Büyük Millet Meclisinin olağanüstü toplanacağının ilan edilmesinin talimatını verdim. Bu iki hususu yerine getirdikten sonra oradaki ismini ifade ettiğim arkadaşlarıma “Şimdi Çankaya’ya çıkıyorum, hükûmeti de alacağım, hükûmet üyelerini de alacağım, geleceğim ve hepimiz Meclisimizde millî iradeyi temsil edeceğiz” dedim. Partilerden cevap fiili olarak oldu ve Meclisteki siyasi partilerin dördünün üçü gece yaptığımız toplantıya katıldılar.

Meclise hangi partiden kaç milletvekili geldi?

Toplamda Mecliste o gece bulunan 3 parti grubuna ait milletvekili sayısı 107’dir. Halkların Demokratik Partisinden herhangi bir milletvekili o gece yaptığımız toplantıya katılmadı. Milletvekillerimizden 81 tanesi AK Partilidir. 81 milletvekili içerisinden hanım milletvekili sayısı 18’dir. 16 tanesi Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili, 10 tanesi Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilidir. Partilerin Meclisteki milletvekili sayısına oranladığımızda katılım AK PARTİ % 23, CHP % 22, MHP % 21’dir, hemen hemen birbirine yakın bir katılımdı. Milletvekilleri içerisinde mevcut hükûmette bakanlar olduğu gibi daha önceki hükûmette görev almış bakanlar da vardı ve bu 107 sayısının dışında daha önceki dönemlerde milletvekilliği yapmış insanlar, milletvekillerinin danışmanları, korumalarla, sayı 300’ün üzerindeydi. HDP gece toplantısına katılmadı, ertesi günkü olağanüstü toplantıya katıldı, bir sonraki günkü olağanüstü toplantıyı ilk önce CHP’nin talebi üzerine 15.00’e bilahare AK PARTİ’nin talebi üzerine 16.00’ya tehir ettim. Toplantıyı 16.00’da açtım, dört grubun dördü de vardı, büyük iştirak vardı ve darbe gece önlenmişti. Adalet ve Kalkınma Partisi adına Başbakan Binali Yıldırım, Cumhuriyet Halk Partisi adına Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Milliyetçi Hareket Partisi adına Devlet Bahçeli, Halkların Demokratik Partisi adına grup başkanvekili konuşma yaptılar.

Meclis’e 3 bomba!

Bu arada gece bombalama sırasında Meclise 3 bomba düştü; biri ön diğeri arka bahçeye, diğeri ise Başbakanın makam odasının bulunduğu noktaya düştü ki burası Meclise 30 metre mesafede... Genel Kurul Salonunda camlar kırıldı, sıraların üstü tozlandı, “Alttaki sığınağa inelim, yeni bir bombada zayiat olur, Meclisi terk etmiyoruz nasılsa” dedik, bu kararı birlikte verdik ve aşağıya indik. Şunu da eklemek isterim, gece Meclisi açtığımda Meclis Başkanlık Divanında olan iki kâtip arkadaşım kâtip olarak oturdular. Sema Kırcı AK Parti Balıkesir Milletvekili ve Ömer Serdar AK Parti Elaziz Milletvekili... Başkanlığa oturdum, onlar da iki kâtip olarak Divanda yerlerini aldılar. Oradaki bir kararımızı da zikretmek isterim; her iki arkadaşıma da “Siz kalkınız, bu bir parti meselesi değil, biz millet adına duruma el koyduk, ben grup başkanvekillerini Divan kâtibi olarak rica edeceğim” dedim. AK Parti Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, CHP Grup Başkanvekili Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Milliyetçi Hareket Partisi Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ı davet ettim.

“Meclis’teki toplantı Yenikapı Mitingi’nin temelini atmıştır”

Başkanlık Divanı üyeliklerine Meclise katılmış olan üç partinin grup başkanvekilinin oturması, partilerin bir arada aynı hedefe yönelik millî birlik ve bütünlük üzerine konuşmaları, bilahare siyasi tarihimizdeki ender örneklerden olan 7 Ağustos’taki Yenikapı Mitingi’nin temelini atmıştır. Bu beraberlik ve bütünlük meydanlara da yansımıştır. Bu arada şunu belirtmek istiyorum, bu işgal teşebbüsünü önleyen ana unsur Cumhurbaşkanımızın milletimizin başına geçmesi ve onları meydanlara çağırmasıdır. Bu çağrıdan habersiz, Meclis olarak uymamız anında diğer kurumlar, şahıslar bütün bir millet, darbeye karşı tavrını ortaya koydu. Parti farkı gözetmeden millî bir ses ve millî bir nefes olarak kendini ilan etti. Bir daha böyle bir duruma Cenab-ı Hakk düşürmesin, milliyetimize devletimize zeval vermesin.

“Meclisi açmamızdan sonra meclisi bombalama kararı verdiler”

Anladığım kadarıyla şimdiye kadarki darbe teşebbüslerinde, hareketlerinde Meclisin hiç hedef seçilmemesi, bu darbe teşebbüsünde de Meclisin hedef olmadığını gösteriyor. Bizim Meclisi açmamızdan sonra bu hain teşebbüsü idare edenlerin Meclisi bombalama kararı verdiklerini tahmin ediyoruz. Meclis salonuna ilk bomba gece 02.33’te atıldı. O saate kadar bir bomba atılmadı. Bunun yanında Dikmen Kapısı dediğimiz Meclisin ana giriş kapılarından birisinde helikopterle asker indirmek istediler, polislerimiz karşı çıktı. O gece hizmet veren bütün polislerimizi tebrik ediyorum, hepsi inançlı, imanlarını ortaya koydular. 18 polisimiz yaralandı, içlerinde ağır yaralı da vardı. Hamdolsun bir vefat vuku bulmadı, şehidimiz olmadı ama toplamda 251 şehit var, bu şehitleri rahmet ve minnetle anıyorum. 2194 gazimiz var, 251 şehidimiz var, hepsini minnetle anıyorum ve Allah bir daha böyle bir günü bizlere göstermesin, milletimize, devletimize zeval vermesin niyazımı da tekrar ediyorum. O gece Meclisin hedef alınmasının ülke çapında vatandaşların bu karşı duruşuna mani olmak için olduğunu zannediyorum. Dediğim gibi ilk planlamalarında Meclis yoktu ki saat 02.33’te bombayı attılar ama Meclisin direnmesi ve ayağa kalkışı bir paniği ortaya koydu ve o yüzden bize F16 uçakları ile 3 tane bomba attılar. Bunun yanında alçaktan uçuş, tanklar, helikopterden taramalar, bombalar ve mermiler arasında geceyi geçirdik.

“Meclise girselerdi onları silahla karşılayıp şehit olacaktık”

Meclisi açmaya giderken abdestimi alarak yola koyuldum. Elbette şehitlik en büyük ihtimal olarak vardı. Çalışma arkadaşlarım, TBMM Genel Sekreteri, Özel Kalem Müdürü, Meclis Emniyet Müdürü “1 numaraya bir şey olabilir, başına bir hâl gelebilir, size ihtiyaç duyulabilir, siz 2 numarasınız, üç yer tespit ettik, sizi onlardan birine götürelim ve saklayalım” dediler. Ben de onlara “Böyle zamanlarda gemiler terk edilmez, ben millî iradenin temsilcisi Meclisin Başkanıyım, Meclisi açacağım” dedim. Şehitlik ihtimali ta ilk andan itibaren aklımdaydı. Hatta Meclis bombalandıktan sonra alt kata bir keşif harekâtına indim, yanımda koruma müdürüm ile beraber ve üç mevzi seçtim. Genelkurmay’dan itibaren geriye doğru birinci nokta, ikinci nokta ve son nokta üç tarafımız da kapalı en son şehit olma yeriydi. Eğer helikopter ile indirme olsaydı veya asker kıyafetli o teröristler Meclise gelseydi, onları silahla karşılayacak, elimizden geldiğince direnecek ve diğer 251 kardeşimiz gibi şehadet şerbetini içecektik. İnanan bir Müslüman olarak şehitliğin en büyük rütbe olduğunu biliyorum ve Akif’in Çanakkale Şehitleri mısralarındaki gibi “Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber/ Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.” Şehidin mekânı, yeri cennettir ve Peygamber Efendimizin komşusudur.

Bayan milletvekilleri de şehit olmaya geldi

Yine şehitlik konusunda iki misal daha vermek isterim. Dış görünüşü ne olursa olsun mayamızda, içimizde ve ruhumuzda inanmış sağlam bir yapı var, millî ruh ve karakter var, bağlılık var. Sema Kırcı Hanımefendi, Balıkesir Milletvekili Sema Hanım, dedim “Geldin Meclise geldin; evet geldim Sayın Başkanım, 19 yaşındaki oğlumla beraber geldim” Oğlu hukuka yeni kayıt olmuş, “Oğlum dedim, kalk abdest alıyoruz, ikişer rekât sefer namazı kılıyoruz ve Meclise şehit olmaya gidiyoruz” oğluyla beraber geldi. Ve yine engelli milletvekilimiz Bursa Milletvekili Bennur Karaburun Hanımefendi geldi. Bennur Hanım dedim geldin, “Evet geldim, şehit olmaya geldim ama hiç bir şey olmayacak çünkü annem salaten tüncina okuyor” dedi. Gelenler o ruhla geldiler, bazı arkadaşlarım arkadaşları ile beraber geldiler. 14 arkadaşı, 28 arkadaşı, 15 arkadaşı yani bellerinde silahları ile geldiler gelenler buraya; şehit olmak duygusu ve ruhuyla geldiler. Bu duygu milleti önder yapan duygudur, lider yapan duygudur. O yüzden bütün İslam âlemi Türkiye’den önderlik beklemektedir, liderlik beklemektedir ve bu imtihanı başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Başbakanımız olmak üzere, Genelkurmay Başkanımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız, siyasi partilerimiz bu imtihanı verdiler; ruh köküne bağlı olduklarını gösterdiler. Gündelik siyasi çekişmeler ile ana gövdedeki temeldeki bu duygu bazen ters düşebilir ama mühim olan köktür; kökümüz sağlamdır, Cenab-ı Hak bir daha böyle günleri bizlere göstermesin niyazımı bir kez daha tekrar ediyorum.

Yeni Akit Gazetesi

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.