Okur Postası

Medyanın adaleti

Gazetemiz okurlarından Süleyman Alp, 'Medyanın adaleti' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Medyanın adaleti
-

Hukuk devletinin ve hukukun üstünlüğüne inandığımız şu günlerde başka bir kavram daha çıktı karşımıza “medyanın adaleti”!..

Uğradığınız bir haksızlık veya adaletsizlik, taciz veya gasp olaylarında yaşadığınız her şeyi kameraya çekmelisiniz. Yediğiniz o kadar dayaktan, uğradığınız tacizden, bıçak darbelerinden, size yapılan ağıza alınmayacak ağır hakaretlerden, belki cinsel taciz veya hırsızlık olayından sonra yaşadığınız ağır travmayı bir kenara bırakıp, derhal telefonunuzu çıkarmalısınız. Bu sebeple tam şarj ile gezmeye de özen göstermeli (bu kadar ağır vergilere ve telefon imalatçısının dahi bu kadar kâr etmediği bir vergiyi verebiliyorsanız) ve iyi kameralı bir telefonunuz da olmalı.  Yaşadığınız o sıkıntılı durumda her şeyi kayıt altına almanız yeterli değil elbette. Çünkü ne polis ne de savcılık makamları ne de hakimlerimiz sizin çektiğiniz o görüntü ile çok ilgilenmeyecek ve yasanın falanca maddesi ve falanca bendine göre kimlik tespitlerinin yapılmasına, sanıkların salıverilmesine, mahkemenin ertelenmesine karar verilmiştir, diyecekler. Sonraki duruşmanızda da falanca madde gereği şu kadar ceza ile cezalandırılmasına ancak cezanın paraya çevrilerek ertelenmesine karar verilmiştir, denerek Türk milleti adına karar verilmiştir denip dosyanız kapatılacak. Siz de yediğiniz dayaklarla, uğradığınız tacizlerle, küfürlerle, onur-gurur ve haysiyetinizin kırılması ile baş başa kalmış olacaksınız. İyisi mi siz videoya çektikten sonra, sosyal medyanıza yükleyin ve hemen bir iki TV kanalının whatsapp adresine görüntüleri yollayın. Onlar halinize acır da ah vah ederlerse, bir anda sizi darp edenin cezası artacak, kamuoyu vicdanı devreye girecek ve az çok adaleti sağlamış olacaksınız.

Espri bir yana ama maalesef günümüzde olanlar tam da bu işte. Biraz dramatize ve hikayemsi olsa da gerçeklik payı hiç mi yok?

Ben ülkemin hakimlerinin ve anayasamızın bir standardının olmasını istiyorum. Vatandaş hakime veya polise gittiği zaman devletin gülen ve kollayan, babacan yüzünü görmesi gerektiğine inanıyorum. Zaten bir düşünün, kendi halinde yaşayan standart bir insanın hayatta kaç kez devlet kurumları ile jandarma, polis veya mahkemelerle işi olur ki? Ömrü boyunca vergisini vermiş, dürüst çalışmış, hayat mücadelesini vermiş bir insan, ömründe bir kez hırsızla karşılaştığı zamanda yapacağı ilk şey sevdiği ve güvendiği polisini aramaktır. Ancak gelen polis eğitimsiz, sevgisiz, suratsız ve vurdumduymaz olursa bu vatandaşa yazık olmaz mı, bu olumsuz durum onun devletine ve polisine olan sevgisini etkilemez mi? Evet, biliyoruz polislerimiz her gün bu tarz olaylarla karşılaştıkları için bağışıklık düzeyleri ve tavırları ister istemez değişiyor ancak karşılarındaki insanın da ömründe sadece bir iki kez sorunla karşılaştığını ve bunu unutmamalarını tavsiye ederim. Ayrıca bu konuda gerekli psikolojik ve halka ilişkiler eğitimlerini almaları gerekir.

Gelelim işin daha vahim kısmına. Adaletimizin terazisi bu kadar mı ayarsız, bu kadar mı kalibrasyona ihtiyaç duyuyor bilemiyorum. Ya yeni bir adalet reformuna ihtiyacımız ya da hakim ve savcılarımızın çok ciddi bir eğitime ihtiyacı var. Sosyal medya ve televizyonlara yansıyan olaylara daha sert cezalar verilirken, televizyona çıkmayan davalarda hakimler çok enteresan kararlar verebiliyor. Savcı, bir sokak kavgasını basit bir darp gibi gösterebileceği gibi; ağır küfür, ağır tahrik, yapılan hakarette süreklilik, darp, kast ve taksirle ölüme sebebiyet verebilecek derecede fiziki müdahale gibi suçları yükleyebilirler.  Hele ki bir kadın, kocasından veya sevgilisinden bir darbe yerse adamı asacak duruma getiren adalet, aynı durum bir erkeğin başına gelince basit erkek kavgası denerek geçiştirilebiliyor. Şiddet kadına uygulanınca haram, erkeğe uygulanınca helal mi oluyor yoksa? Aslında şiddetin kadını erkeği olmadığı gibi ve aynı şekilde şiddete tevessül edenler çok sert cezalarla cezalandırılmalı ve hayvana uygulanan şiddet de yine aynı ciddiyetle ele alınmalı.

Velhasıl adalette medyanın, sosyal medyanın veya televizyonların adaletini değil, onların toplumsal tepkiler oluşturarak verdirdikleri kararları değil, “hukuk devletinin tarafsız, objektif ve süreklilik arz eden gerçek adaletini görmek istiyoruz.” Vatandaşım yaşadığı her sorunu medyaya taşımamalı ve vatandaş medyanın ekmeğine yağ kaymak, reyting malzemesi olmamalı. Televizyona çıkan bir olayda hakim, bir gün önce serbest bıraktığı suçluyu geri çağırıyorsa, o hakime kimse şunu neden sormuyor; “Sen, niçin doğru düzgün ve adil karar vermedin de olay medyaya dökülünce suçluyu geri çağırdın?!”

Adaletin ve hukukun güvenirliği, halkın sorunlarını yeter derecede çözebilmeli ve cezalarda mantık ve adalet unsuru göz ardı edilmemeli. Savunma hakkının hiç olmadığı veya uygulanmadığı ülkemizde bu konular da ciddi bir şekilde masaya yatırılmalı. Unutmayın adalet bir gün herkese lazım olacak, ancak o gün siz de adaletsizlikten yakınabilirsiniz.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.