İSLAM

Mezarın üzerine su dökülmesinin sırrı nedir?

Defin işi bittikten sonra ve diğer zamanlarda da mezarın üzerine bir miktar su dökülür. Bu yıllardır uygulanmaktadır. Peki bu durumun dinimizdeki yeri nedir?

Mezarın üzerine su dökülmesinin sırrı nedir?
-
Mezara su dökmek, Peygamberimizin(sav) ve Sahabesinin uygulamasıdır. Bütün işlemler bittikten sonra kabrin üstüne su dökülmesi sünnettir. Hz. Peygamber (asm) Efendimiz Sa‘d b. Muaz’ın cesedi defnedildikten sonra, kabrin üstüne su serpmişti. (107 İbn Mâce, Cenâiz, 38)
 
el-İstîâb isimli eserde, kabrine su serpilen ilk kişinin Hz. Peygamber’in oğlu İbrahim olduğu şeklinde yer alan nakle (İbn Abdilberr, 1/46) bakılacak olursa su serpme geleneğinin, Medine döneminin sonlarına doğru gerçekleştiği akla gelmektedir.
 
Bunun bazı hikmetleri olabilir:
 
Kabir üzerindeki yeşilliklerin orada yatan kimseye faydası olduğu ve onların ibadetlerinin onun defterine yazıldığı rivayet ediliyor. (Buharî Cenaiz, 82; Müslim, İmân, 34; Ebu Davud, Taharet, 26)
 
Bu nedenle su dökülerek otların ve tohumların çabucak yeşillenmesi istemek ve yeşilliklerin ömrünün uzun olmasını sağlamak olabilir.
 
Toprakla örtülen kabrin sulanarak iyice oturması ve toprağın rüzgârla gitmesinin engellenmesi de sağlanmış olur. Ayrıca toprak yerleşerek kabrin çökmesi ve vahşi hayvanların cenazeye zarar vermesi de engellenmiş olur.
 
Kabir üzerine toprak yatışsın ve birbirine yapışsın amacıyla veyahut üzerine ekilen çiçek ve yeşillikleri sulamak amacıyla su dökmenin sakıncası yoktur.Kabre su dökmenin bundan başkaca da bir sebebi yoktur.

 
BAŞKA BİR FETVA
 
Cenaze defnedildikten sonra kabrin üzerine su dökmek vardır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bazı kabirlere cenaze konduktan sonra üzerine su döktüğü sabittir.

Yalnız bu, genelde kumluk olan arazide toprağın mezarın üzerinden dağılmasını engellemek içindir. Dökülen suyun ölüyle bir alakası yoktur yani ölüye faydası olsun diye değildir.

 
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘den sâbit olduğuna göre, o iki kabre uğramış ve şöyle buyurmuştur:
 
‘Şüphesiz ki o ikisi azap çekiyorlar. Çektikleri azap da büyük bir şey değildir (kolay olan, fakat ondan korunmaları nefislerine zor gelen bir şey idi.) Oysa o şey, büyük günah idi.’ Sonra şöyle buyurdu:’Evet! Onlardan birisi, (insanlar arasında) laf getirip-götürürdü. Diğeri ise idrar sıçrantısına karşı korunmazdı. Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- sonra yaş bir dal isteyerek onu ikiye ayırdı. Bir parçasını birinin üzerine dikti, diğerini de öbürünün üzerine dikti ve: ‘Bu iki dal, yaş kaldıkça o ikisinden azabın hafifletimesini ümit ederim’ buyurdu.” [Buhârî, hadis no: 1387, Müslim, hadis no: 292]
YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.