Okur Postası

Milli diriliş ve Şevki Yılmaz

Gazetemiz okurlarından Alaettin Köksal, "Milli diriliş ve Şevki Yılmaz" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Milli diriliş ve Şevki Yılmaz
-

Alaettin Köksal

Milli diriliş cümlesinin kökleri maziye dalları geleceğe uzanan bir mefkûredir. Sayın Şevki Yılmaz da bu mefkûrenin (idealin) bedelini ödeyen önemli bir şahsiyetidir. Benzer bedeli, 12-Eylül-1980 askeri darbesinde ağabeyim Veli Köksal, 28 Şubat 1998 post modern darbesinde Alaettin Köksal ödemişlerdir. Tarih boynuca nice isimsiz kahramanların, canlarıyla ödedikleri bedellerin yanında bizim ödediklerimiz devede kulak olur düşüncesiyle, mağduriyetimizi yazmayı uygun görmüyorum. Kul bilmez veya bildiği halde görmezse, Yüce Allah (CC) hem bilir ve hem de görür.

Milli diriliş; Kur’an ve sünnetten beslenen, imanla kalplerde yeşeren, İslam diniyle hayat bulan, dünyayı batıldan hakka çevirerek tarih yazan, vatan, millet, ümmet, bayrak ve devlet sevgisinin ne olduğunu insana ve insanlığa anlatan mefkûrenin adıdır. Milli diriliş, en kurak mevsimlerde bitkilere hayat veren rahmet yağmuru gibi, tarih boyunca insanlara hayat veren ayakta tutan ve karanlık gecelerde, insanları aydınlatan bir meşaledir.

Milli diriliş mefkûresiyle büyüyenler, zaman oldu koca bir çınar ağacı gibi kökleri maziye dallarını geleceğe uzanan devlet oldular. Dünyaya nizam verdiler, insanlığa huzur ve barış getirdiler. Zalimce dünyayı yönetenlerin zulmüne son vermek ve gelecek nesillere huzurlu bir dünyayı miras bırakmak için, canları karşılığında cenneti satın almaktan çekinmediler. İnkârcıların, müşriklerin, zalimlerin, hainlerin, yerli işbirlikçilerin, münafıkların, fasıkların alçakça yaptıkları sözlü ve fiilli saldırılarına göğüslerini siper ettiler.

Rahmetli Erbakan hocamız, “İman varsa imkân da vardır” inancıyla ve milli diriliş ruhuyla hareket eden, günümüzün mü’min ve mü’mineleri de arzuladıkları zafere kavuşacaklardır. Zaferden değil seferden sorumlu oldukları bilinciyle hareket ederek, güçleri nispetinde meşru olan her türlü tedbiri alarak, Yüce Allah’a tevekkül edenler, tarih boyunca şer güçlere karşı galip gelmişlerdir. Milli diriliş ruhuyla hareket eden Fatih sultan Mehmet Han, gemileri karadan yürüterek Haliç’e indirmiştir. Yıkılmaz sanılan Bizans surlarını yıkacak toplar döktürerek, Yüce Allah’ın izniyle İstanbul’u feth ederek zalim bir çağı kapatıp, adil olan yeni bir çağı açarak zalimlerin dünya yönetimi değiştirmiştir. 1071 tarihinde, Bizans’ı Malazgirt meydan muharebesinde mağlup eden rahmetli Sultan Alparslan, Anadolu kapılarımüslüman Türklere açmıştır.

Milli diriliş mefkûresinde, şahsi ikbal, şan, şöhret makam, mevki gibi ve benzeri hiçbir dünyevilik hesap yoktur. Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) bir hadisi şerifinde şöyle buyurmaktadır; “Bir kişinin kalbinde aynı anda imanla küfür, doğrulukla yalancılık, hıyanetle emanet bir arada bulunmaz.” Milli diriliş mensuplarının görevi, İslam ümmetinin kalpleri, dilleri, beyinleri ve bedenleri arasında imandan başka bir iletişim kanalları varsa bu kanalları, müşfik bir doktor gibi söküp atmanın çalışmasını yapmalıdırlar. Günümüz zalimlerinin zulmünü son vermek için, milli diriliş ruhuyla, tefrikaya düşmeden, ümmet bilinciyle tevhit bayrağı altında toplanarak, güçlerimizi birleştirmenin çalışmasını yapmalıyız. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve daha önce kurulan 16 bağımsız devlet milli diriliş mefkûresiyle kurulmuştur. Milli diriliş ruhunu çok iyi anlayan şer güçler bu ruhu yıkmak yok etmek için, haçlı seferleriyle, siyasi entrikalarla, ekonomik krizlerle, kültür emperyalizmi yoluyla, asimetrik dedikleri gayrı nizami harp usulleriyle, terör olaylarıyla, satın aldıkları beyinlerle, kalemlerle ve cemaatlerle doğrudan ve dolaylı bir şekilde alçakça saldırıya geçtiler. Şer güçlerin ve içteki hain işbirlikçilerin alçaklıklarına aldırmadan, hedefe doğru emin adımlarla yürümeye çalışan milli diriliş ruhuna sahip insanlar, rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’in ifadesiyle, zalimlere, hainlere şöyle haykırmaktadırlar, “Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın, gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.” Müslüman oldukları halde, dünyevilik endişelerinden dolayı milli diriliş ruhundan saparak makas değiştirenlere, Rahmetli Mehmet Akif Ersoy şöyle seslenmektedir. “Atiyi (geleceği) karanlık görerek azmi bırakmak, alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak.” Düşmanın acımasız saldırılarına, içteki hainlerin fitne ve fesatlarına aldırmadan, tüm zorlukları sabırla, imanla, inançla, azim ve gayretle çalışarak hedefe doğru emin adımlarla ilerlemeye devam eden, milli diriliş şuuruna sahip insanların yardımcısı Yüce Allah’tır.

[“Eğer Allah size yardım ederse, o zaman size galip gelecek yoktur. Allah sizi yardımsız bırakırsa, O’nun dışında size yardım etmek kimin haddine? O halde mü’minler sadece Allah’a dayansınlar.” (Al-i İmran 160) “…Mü’minlere yardım etmek üzerimize düşen bir görev oldu.” (Rum 47)]

Tarih boyunca, milli diriliş ruhunu siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel, hukuki, askeri ve kamu alanlarından, kaldırmak isteyen hainlere karşı dik duran ve direnerek bedel ödeyen çok değerli insanlar olmuştur. Milli diriliş mefkûresine sahip olan bu insanları, yeni nesillere anlatmak, sadece milli diriliş programı yapan insanların görevi değildir. Milli diriliş ruhuna sahip insanlarda, bu gibi programları maddi ve manevi olarak destekleyerek yardımcı olmalıdırlar.

Tarih boyunca ve yakın tarihimizde milli diriliş ruhuyla hareket eden, tarihi şahsiyetleri, daracık bir makalenin içinde adlarıyla zikretmek elbette mümkün değildir. Milli diriliş ruhuyla istiklal savaşını yürüten, yöneten bu savaşa canlarıyla mallarıyla katılan askerlerimize, destek veren milletimize, Kur’an ve sünnetle insanları kıyama kaldıran âlimlerimize, milli mücadelemizi destekleyen İslam ümmetinin ölülerine Allah’tan rahmet diliyorum.

1940’lı yıllarda milli diriliş mefkûresini yok etmeye çalışanlara karşı siyasi alanda rahmetli Menderes’i, Turgut Özal’ı, Orgeneral Eşref Bitlisi, Muhsin Yazıcıoğlu’nu, Alparslan Türkeş’i ve diğerlerini, milli diriliş ruhuyla hareket eden mü’min ve mü’mine kardeşlerimizi, hayatta olanlara sıhhat ve afiyet, dünyasını değiştirenlere Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiret niyaz ediyorum.

Milli diriliş ruhunu, siyasetin her alanına söz sahibi yapmak için hayatı boyunca çalışarak, günümüzün milli ve yerli olan siyasi temellerini atan rahmetli Erbakan hocamızı ve dünyasını değiştiren yol arkadaşlarını, manevi önderlerinden olan rahmetli Mehmet Zahit Kotku hazretlerini ve diğer âlimlerimizi rahmetle anıyorum. Ayrıca milli diriliş ruhuyla hareket eden Sayın devlet başkanımız Erdoğan’a ve samimi yol arkadaşlarına Yüce Allah’tan muvaffakıyetler diliyorum.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.