Okur Postası

Milli Eğitim manevi eğitimle güçlenmezse körpe zihinler helak olabilirler

Gazetemiz okurlarından Mustafa Ulu, "Milli Eğitim manevi eğitimle güçlenmezse körpe zihinler helak olabilirler" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Milli Eğitim manevi eğitimle güçlenmezse körpe zihinler helak olabilirler
-

Mustafa Ulu/Akşehir

Var olan ilahi kudretin sonsuz takdiri ile en yüce yaratılışla var edilmiştir insan… İnsanı yüce varlık seviyesine çıkaran, aklı, doğru bilgisiyle var edenini bulup ona iman etmesidir.

Akıl-ilim ve iman insanın en önemli üç vasfıdır. Bunlardan birisinin eksik olması, o insanın kamil insan, vasıflı varlık olmasının özel hususiyetidir. Çünkü insanı değerli kılan onun hem maddi ilimlerle hem de manevi bilgilerle donatılmasına bağlıdır.

Maddi ilimler elbette lüzumlu ve mutlaka elde edilmesi kişi için varlık sebebidir. Fakat manevi dediğimiz imani, ahlaki, fazilet duygu ve düşünceleri de bir insan için varlığımızın hem sebebi, hem de iki dünya hayatının gerçek esasıdır. Şunu iyi bilelim ki, ilim ve iman, ahlak ve terbiye insan varlığının var ediliş esasıdır. Şunu söylemek istiyoruz.

Sizi boş yere yarattığımızı mı sanıyorsunuz?âyet-i kerimesi aynı zamanda “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” ilahi uyarısı, Rabbini tanımak, O’ndan geldiğini ve tekrar O’na döneceğini de düşünmek zorunluluğu vardır.

Bu noktalardan baktığımızda, bugünün eğitim anlayışının yürekler acısı ile başka dünyaların insanları olduğumuzu zannediyoruz adeta… Sıkıntımız burada başlıyor zaten. Az gittik, uz gittik misali, son yüzyılımız heba olup gitti maalesef. Şu anda da ne yazık ki, henüz çare de bulunmuş değil hâlâ… Milli Eğitim’in kitaplarının hali yürekleri sızlatıyor. Öğretmenlerin pek çoğu öğretmenlikten başka dünyalarda dolaşan bir dünya insanları sanki. Hani nerede ilim ehli gerçek öğretmenler? Öğretmenler; ruh veren, yön veren, gelecek vaat edebilen, ülkesinin en değerli varlıkları olan gençlerimizi seven, manevi değerleri için olmazsa olmaz, kesin çizgileri olan aydınlık dünyalara yol bulan anlayışları taşıyanlardan olmalıdırlar. Allah ve din anlayışlarının bilincinde, moral değerleri yüksek, huzurlu, mutlu nesiller yetiştirebilecek azimli, kararlı, yılmayan cesur erler olmak mecburiyetleri vardır. Tarihine düşman, ilimden uzak dünya insanları olurlarsa eğitimciler, şu anda bulunduğumuz durumdan –eğitim anlamında- fazla bir mesafede kat edemeyeceğiz demektir ki, ne acı bir gerçek. Hâlâ inançlara düşman, Allah ve iman kavramlarına yabancı, hatta ruh ve mânâ düşünleri bile netleşmemiş, nerede niçin bulunduğunu dahi sorgulamaktan çok uzaklarda bir eğitimci portresi ne yazık ki, hâlâ eğitimci saflarında varlıkları devam ediyor. Hâlâ evrimden, maymundan bahseden, insanın maymundan geldiğini savunan bir yaklaşımla bu çocuklarımıza ne verebilir bunlar. İnsan varlığının zirve noktası olan var ediliş ilahi başlangıcını ana rahmindeki ilk canlanmayı, yani insanın nüvesinin bir damla suyun nasıl bir mükemmel bir canlı olduğunun var edicisinin Allah (c.c) olduğunu söyleyemeyen bir profesör, bu ilahi gerçeğe doğa öyle istedi diyorsa… Bu eğitim değil, yozlaşma ve aslını inkâr etmedir. Bu anlayışın ne ilimde, ne fikirde hiçbir izahı asla yoktur. Çare gerçeğe dönüştür. Elimizi çabuk tutalım, nesiller yok olmadan.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.