Okur Postası

Mü’min; zalime Mehmetçik, mazluma şefkattir

Gazetemiz okurlarından Alaettin Köksal, "Mü’min; zalime Mehmetçik, mazluma şefkattir" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Mü’min; zalime Mehmetçik, mazluma şefkattir
-

Ey, bu topraklan için toprağa düşmüş asker!/ Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer./ Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi./ Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi./ …Ey Şehit oğlu şehid isteme benden makber./ Sana ağuşunu açmış duruyor Hz. Peygamber. (Rahmetli M. Akif Ersoy)

Mehmet’im sevinin başlar Yüksekte!/ Ölsek de sevinin, ev dönsek de! Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!/ Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir! (Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek)

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye. / Yattığı toprak belli. /Tuttuğu bayrak belli./ Kim demiş meçhul asker diye./ Şehitler tepesi boş değil./Toprağını kahramanlar bekliyor./ ve bir bayrak dalgalanmak için;  Rüzgâr bekliyor. ( R. Arif Nihat Asya)

Şehitliğin, gaziliğin, vatanın, bayrağın, devletin, milletin, dinin, namusun, şerefin ve izzetin ne olduğunu anlamak isteyenler için, bu anlamlı şiirler yeterli birer nasihattır. Anlamayanlara ne anlatırsan anlat, anlamayacaklardır. Vatanı ve milleti için fedakârca çalışan bay, bayan sivil ve resmi bürokratlarımız, memurlarımız ve aziz milletimiz gerektiği zamanda hepsi birden birer Mehmetçik olacaklarını, özelikle şer güçler, içteki işbirlikçi hainler ve darbe seviciler hiçbir zaman akıllarından çıkarmamalıdırlar.

 Yaşlı Mehmetçikler; gerektiğinde genç Mehmetçiklerin önünde set, gerektiğinde köprü olurlar. Gerektiğinde cephe gerisinden cepheye muhimat ve erzak taşırlar. Mehmetçiklerle ölürler, Mehmetçiklerle geri dönerler. Bu ruha sahip olan müslümanlar, iktidarın yaptığı maddi ve manevi hizmetlerine fütursuzca muhalefet etme gafletine düşmezler. Milli ve yerli duruşlu siyasiler, siyasi partiler, medya mensupları zalimlerin hoşuna gidecek beyanatlar vermezler. Doğru ile yanlışı birbirine karıştırmak suretiyle algı operasyonları yaparak halkı aldatmazlar.   

Düne kadar Suriyeli mültecileri istemeyenler bugün mültecilere neden sahip çıkmıyorsunuz diyerek ikiyüzlülük yapmazlar. Mültecilerin Avrupa’ya gitmeleri için kapıları açarız diyen hükümete  “ŞOV YAPMAYIN, KAPILARI AÇAMAZSINIZ” diyenler, bugün niçin kapıları açtınız diyemezler.  Dün Ensar ruhunu konuşmayarak, mültecileri Türkiye’ye kabul etmeyi eleştirenler, bugün utanmadan Ensar ruhundan bahsedemezler.

Amerika’ya ve Rusya’ya rağmen Suriye’de Libya’da ne işiniz var diyen sözde din adamları ve bazı siyasiler, işler ülkemizin lehine dönünce, pişkin bir şekilde biz öyle demedik demelerinde tutarlılık yoktur.  Trump’ın pişkinliğine istihzalı bir şekilde gülümseyen Erdoğan için, “O GÜLERKEN BİZ KAHROLDUK” diyen beyefendi,  şer güçlerin zulmünden ve işbirlikçilerin fütursuzluğundan kahr oluyorlarsa, neden tercihini cumhur ittifakından yana değil de, millet ittifakının yanında yer aldığını gerekçelerini kamuoyu ile paylaşamıyor. Ülkemizin ve milletimizin birçok meselesini çözen ve çözmeye çalışan, Yassıadayı özgürlükler adası haline getiren,  Sayın Erdoğan’ı ve AK partisi iktidarını millet ittifakı şemsiyesi altında eleştirmeye çalışanlar, Rahmetli A. Menderes ve arkadaşlarının, Rahmetli T.Özal, N.Erbakan, A.Türkeş ve M. Yazıcıoğlu’nun kemiklerini sızladıklarını anlayamayacak kadar vefasız olabilirler mi?   

Demokrat parti lideri Sayın Gültekin Uysal, “Yassıada’daki törene birkaç DP’li aile mensubu davet edilerek meşrulaştırılmaya çalıştığını ifade ederken, eksik bırakılan husus,  27 Mayıs 1960 darbesini hâlâ savunan Doğu Perinçek’in törene davet edilmemesiydi” dedi. (Yeni Asya Gazetesi 05 Haziran 2020)

Saadet partisi lideri Sayın Temel Karamollaoğlu, “Yassıada’nın adını demokrasi ve özgürlükler adası koyacaksınız ama demokrasinin olmazsa olmazı muhalefete burada temsil imkânı vermeyeceksiniz. Bu uygulamanın adına demokrasi denmez” dedi. (Yeni Asya Gazetesi 05 Haziran 2020)

Bu iki liderin ve diğer siyasi parti liderlerinin törene davet edilip edilmediklerini bilmiyorum. Sözünü ettiğimiz bu liderler, öncelikle aynaya baksınlar kimlere birlikte hareket ettiklerini görsünler ve ondan sonra konuşsunlar. Darbelere ve idamlara gerçekten karşı bir duruşları varsa, bu kadar alınganlık göstermelerine gerek yoktur. Yassıada herkese açıktır millet ittifakı liderleri olarak bir araya gelir, birlikte Yassıadayı ziyaret etmenizde hiçbir engel yoktur.  

Rahmetli Menderes’i ve kendisiyle birlikte idam edilen iki arkadaşının idamına vesile olan 27 Mayıs 1960 savunan darbe sevicileriyle, Rahmetli Erbakan hocayı iktidardan düşürüp siyasi yasaklı haline getiren 28 Şubat 1997 darbesinin müsebbipleriyle kol kola girerek, Sayın Erdoğan’a muhalefet etmelerini milletimizin kahir ekseriyet kabul etmiyor. Rahmetli Menderes ve Erbakan hoca hakkında kimlerin ne söylediklerini milletimiz çok iyi biliyor. Sayın Meral Akşener, milliyetçi damarını tıkamamalıdır. Kendisine yapılan haksızlıkları ve hakaretleri, acılan haksız tazminat davalarını unutmamalıdır. Sayın Akşener’in grup toplantısında yaptığı duayı “Milletin duası” diye manşetlerine taşıyanlar, Sayın Erdoğan’ın, emniyet güçlerimizin, Mehmetçiğimizin ve müslüman milletimizin vatanı, dini, bayrağı, namusu için yaptıkları fiili ve kavli dualarına yürekten âmin diyebiliyorlar mı? Milletin manevi değerlerini istismar edenler, milletin aklıyla alay etmeye kalkışanlar gün gelir yaptıkları hilelerinin altında kalırlar.

“M” si düşmüş bir gazetenin, Sayın Erdoğan’ı hırs ve nefretle eleştirmelerine kargalara bile gülmektedir. Sözünü ettiğimiz gazetenin mensupları eleştiri görevlerini yerine getirirlerken Kur’an ve sünnet yolundan ayrılmamaya özen göstermelidirler. Yürekli bir duruşla, siyonistlerin Arz mevud planlarına engel olmaya çalışan cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’a ve AK partisi iktidarına destekleyici manşetler atamayarak eleştirmeye çalışanlara, Maide 8. Rum 32. Ayetlerini okumalarını tavsiye ediyorum.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.