Okur Postası

Ne kadar vicdanlıyız?

Gazetemiz okurlarından Süleyman Alp, "Ne kadar vicdanlıyız?" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Ne kadar vicdanlıyız?
-

Süleyman Alp/İstanbul

Hep övünüp dururuz ya geçmişimizle, ecdadımızla... Bazıları utanırken Osmanlı Devleti ve onun egemenliğinden, bizler düşürmeyiz dilimizden o tatlı güzel geçmiş günleri. Acısıyla, tatlısıyla, eğrisiyle, doğrusuyla dedelerimiz ve ecdadımız yüzyıllar süren devletler kurup yaşattılar. Atasından dedesinden rahatsız olan varsa beri gelsin de alem yüzüne tükürsün.

Elbette hatalar ve yanlışlıklar vardı da hep bunu mu konuşup eleştireceğiz. Sizin hayranı olduğunuz Avrupa’da kadınlar cadı diye yakılırken, İslam topraklarında kadın el üstünde tutuluyordu. Türk milleti kadınına HAN’ım diyerek onurlandırıyordu. 

Şimdi siz kalkıp üç kuruşluk aklınızla ve internetten okuduğunuz iki satırlık uyduruk bilginizle, atamızı dedemizi tefe koymaya mı çalışıyorsunuz? Ermeni, Rum ve Yahudi aklı ile hareket edenler, bunların yazdıkları uyduruk tarih satırlarını okuyanlar elbette kendilerini bu zihniyetlere satmaya mahkûmdurlar.

Ancak gel gelelim günümüze. Biz ona buna laf sallamaktan, kendimizi görmez olmuşuz. Aklıma geliyor da 1999 yılı, o üzücü deprem zamanında bir küçük şişe suyu 10 liraya satmaya çalışan İngiliz ajanları değildi.

Ekmeği karaborsa yapıp iki üç katına satan, Amerikan emperyalizmi değildi.

Aynı şekilde, Suriye’den ve Irak’tan kaçıp eski vatan toprağıdır diye bize sığınanlara evleri değerinin iki katına satan, aynı şekilde kiraları artırıp iki üç katına çıkararak nasıl olsa talep var diye hem yerli halkı hem yabancı o garip göçmen halkı mağdur eden Fransızlardı değil mi!? Fırsatçılık eskiden ayıp olarak görünürdü, şimdi krizi fırsata, ranta çevirme gibi algılanıyor.

Allah’ın, “insanları haksız yere ezenlerin ve onların mağduriyetlerinden faydalananların” perçemlerinden tutacağı gün pek yakındır. Şimdilerde bakıyorum da kadına şiddet, erkeğe şiddet, çocuğa şiddet, hayvana şiddet, aşırı sevgisizlik, aşırı saygısızlık, cinsel sapkınlık, toplumsal dengesizlik ve toplumsal bunalım had safhaya ulaşmış durumda. Ülke olarak mutsuzluk endeksinde ilk sıralardayız.

Ne oluyor bizim topluma? Nerede hata yapıyoruz?

Biz niçin iyi bir nesil yetiştiremiyoruz? Bunun sebeplerini elbette çok iyi biliyorum tabi ama işin gerçek çözümü için bu konular, devlet nezdinde de ele alınmalı. “Üniversite sınavı odaklı eğitimin” yetiştirdiği nesil ortada.

Geçenlerde öldürülen rahmetli Emine Bulut ve kızının çığlıkları hâlâ kulaklarımda ve insanlar yardım etmek, o katil caniye müdahale etmek yerine telefonlarını çıkarıp çekim yapmışlar.

Hem de hiç utanmadan ve arlanmadan. Başka bir adamcağız bunalıma girmiş, intihar etmek için binanın tepesine çıkmış ama benim muhterem halkım, hiç abartısız söylüyorum çekirdek çitleyerek olayı izliyor ve yine telefonları ile çekim yapmaya çalışıyorlar.

Ne olacak ki, ülkede “Ölmek üzere olan köpeğinize mi yardım edersiniz, yoksa tanımadığınız bir insana mı” diye bir anket yapılıyor ve köpeğini kurtaranlar çoğunlukta çıkıyor. Bu anketi yapmak ayrı bir insani ve vicdani sorun, ancak bu ankette köpeğini seçenler daha farklı bir travmatik durum sergiliyorlar, sanırım.

Bir insanla bir hayvanı kıyaslamak ne kadar doğru, siz aklınızı nereye bırakıyorsunuz, anlamıyorum. Çok sevseniz de neticede bir hayvan, insandan üstün olamaz.

İşte rahmetli Emine de bıçaklanıp öldürüldüğü zaman, “köpeğimi kurtarırım, insanı kurtarmam” diyen aynı utanmaz kafa ve aynı zihniyet oradaydı sanırım ki, bu içler acısı olayı öyle film izler gibi izlemişler ve hiç müdahale etme gereği bile duymamışlar.

Yüce Allah, hiç şüphe yok ki bütün insanları her yaptığından ve yapmadığından dolayı hesaba çekecek.

Peki merhamet etmezseniz, nasıl merhamet olunacaksınız?

Lütfen biraz daha vicdanlı, merhametli ve imanlı olalım ve böyle nesiller yetiştirmeye çalışalım.

Hem şahıs olarak hem devlet olarak.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.