Okur Postası

Nuşirevan’dan Tayyip Erdoğan’a: Adalet!

Gazetemiz okurlarından Tahsin Han, "Nuşirevan’dan Tayyip Erdoğan’a: Adalet!" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Nuşirevan’dan Tayyip Erdoğan’a: Adalet!
-

Tahsin Han/İstanbul

Müslüman camiada “Adalet” denilence akla gelen ilk isim her daim Hazreti Ömer olmuştur... Adalet kavramını Hazreti Ömer’den bağımsız kullanmanın yanlış olacağını düşünen bile var. Lakin hiç düşündünüz mü Hazreti Ömer neden adalette bu kadar hassas ve bu kadar keskin?

Bunun Allah vergisi bir özellik olabileceğini düşünmek olası ama Allah bir kişiye bir özellik verirken genelde onu etkileneceği bir olayla sınamaz mı?

Bu açıdan bakıldığında Hazreti Ömer’in adalet konusundaki hassasiyetini Nuşirevan adlı Sasani hükümdarından aldığını söylemek hiç de zor değil...

Hazreti Ömer’in halifeliği döneminde Şam valisi olan Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) Şam’daki bir camiyi genişletmek ister. Bu nedenle de caminin civarındaki arsaları kamulaştırır. Herkes arsasının bedelini alır ve isteyerek arsasını camiye devreder. Ancak Şam’da yaşayan bir Yahudi, camiye bitişik olan arsasını satmak istemez. Vali arsasının değerini fazlasıyla verse de Yahudi vatandaş arsasının kamulaştırılmasına rıza göstermez. Bunun üzerine vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir.

Yahudi, komşusu olan bir Müslüman’a derdini anlatır. O da kendisine, “Medine’ye git. Orada halife Hz. Ömer vardır. Derdini anlat. Ömer, son derece adildir, elbette seni dinler” der. Yahudi, yorucu bir yolculuktan sonra Medine’ye ulaşır. Hz. Ömer, adamı dinler. Sonra bulduğu bir deri parçasının üzerine şu cümleyi yazar: “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim.

Yahudi’ye de “Bunu valiye ver işin hallolur der”. Adam, Şam’a varır. Umutsuzca Vali’nin huzuruna çıkar ve deri parçasını uzatır. Medine’deki halifenin size mesajıdır, der. Vali bu cümleyi okuyunca, sapsarı kesilir. Uzun müddet başını yerden kaldıramaz. Sonra endişe içinde, başını kaldırıp şöyle der; arsanız size geri verilmiştir.

Yahudi, hayret eder. Şaşırır. Bir tek cümlenin valiyi bu kadar sarsacağını hiç tahmin edememişti. Merak ve dehşet içinde sorar. Lütfen bana bu cümlenin neden sizi bu kadar dehşete düşürdüğünü anlatır mısınız der.

Şam valisi Hz. Sad, sana bu cümlenin hikayesini anlatayım: “İslam’dan önce ben ve bugün halife olan Hz. Ömer İran taraflarına ticaret için gittik. Yanımıza 200 deve almıştık. İran’a vardık. Orada birileri zorla elimizdeki develere el koydular. Çok kalabalık bir çete grubuydu, bir şey yapamadık. Elimizde para da kalmamıştı. Üzgün bir şekilde, geceleyeceğimiz bir eski han bulduk. Hanın sahibine de sıkıntımızı anlattık. Adam, ‘Gidip krala durumunuzu anlatın, o adil bir adamdır, mutlaka size yardım eder’ dedi.

Biz de sabahleyin kralın huzuruna çıkıp durumu anlattık. Şikayetimizi bir mütercim krala tercüme etti. Kral Nuşirevan dikkatle dinledikten sonra her birimize birer kese altın verdi ve olayı inceleteceğini söyledi. Biz tekrar Han’a döndük. Ama doğrusu sonuçtan memnun olmamıştık. Hancı sonucu öğrenince son derece üzüldü ve ‘Burada bir hata var. Gelin beraberce gidelim, ben size tercümanlık yapayım’ teklifinde bulundu. Biz de gittik. Huzura çıktık. Hancı durumu Nuşirevan’a anlattı. Dikkat ettik, Nuşirevan’ın yüzü sapsarı kesildi.

Bir gün önceki mütercimi çağırttı. Ona sorular sordu. Sonra ayağa kalktı, her birimize 2’şer kese altın verdi, ‘Akşama kadar develeriniz gelecek, develeri alın ve sabahleyin burayı terk edin. Ama giderken biriniz doğu kapısından, diğeriniz de batı kapısından çıkın’ talimatını verdi. Bizler de bir şey anlamadan huzurundan çıktık. Ertesi sabah gelen develerimizle birlikte denildiği gibi ben doğu kapısından çıktım. Baktım ki biri öldürülüp asılmış. Kimdir diye kalabalığa sordum. ‘Ülkeye gelen iki Arabı soyan hükümdarın oğlu. Nuşirevan, ceza olarak onu öldürdü’ dediler. Hz. Ömer’in çıktığı kapıda ise bizim şikayetlerimizi yanlış tercüme ederek, kralın oğlunu korumaya çalışan kişinin asılı olduğunu öğrendim.

İşte Hz. Ömer “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim” sözüyle bana bunu hatırlatıyor. “Halkına zulmedersen seni darağacına çekerim” diyor. Yahudi adam, bu hikayeyi dinleyince Müslüman oluyor, arsasını bağışlıyor...

Bu hikayeyi Erdoğan’a nasıl bağlayacaksın diyen olabilir... Anlatmak istediğim şu; Erdoğan’ın adalet ve İslamı inancından şüphem yok. Yeter ki ona hakikati olduğu gibi anlatan yardımcıları olsun. Ha diyebilirsiniz ki, “Erdoğan hakikati öğrenince kaç kişiyi astı?

Bu çağda asmak mümkün değil ancak azledebilirsiniz” diyeceğim.

Erdoğan da etrafındaki yanlış yapanları azletti... Şimdi son 18 yıla bakın, Erdoğan’ın 2001’de AK Parti’de birlikte yola çıktığı kaç kişi etrafından uzaklaştırıldı?

Yanlışını gördüğü kimleri kimleri, dost diye kayırmadan, cezalandırdı!

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.