Okur Postası

Ordumuzun başarısından ‘utanç duyan’ hayâsızlar!

Gazetemiz okurlarından Kubilay Ertekin, "Ordumuzun başarısından ‘utanç duyan’ hayâsızlar!" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Ordumuzun başarısından ‘utanç duyan’ hayâsızlar!
-

Ülkemizde millî ve dînî konulara çarpık bakan, hattâ düşman olan ve yaklaşık yüz yıl sonra bile hâlâ 930-40’lı yılların tek parti ve millî şef dönemini özleyen hastalıklı siyâsi bir yapı ve onun artıkları, kalıntıları, tortuları var. O yüzden ülkedeki tüm gelişmelere, İslâmî inanç ve yapılara-mâbetlere karşı sonsuz bir kin ve nefret duymaktadırlar...

En çarpıcı örneği, ülkeyi dış devletlere karşı jurnallayıp kötü göstermek, içte anarşi ve terörü desteklemek, gelecek olan turistlere “Ülkenin güvenli olmadığını, can ve mal emniyetinin bulunmadığını” söyleme iffetsizliğinde bulunmak ve sıkışan her hâinin yurtdışına kaçma ihânetinde bulunanlara sâhip çıkma rezilliğidir. Ayrıca başta “Zeytin dalı” olmak üzere ordumuzun devlet ve millet lehine bütün faaliyetlerini engellemek, onu “işgalci” gibi(!) gösterip PKK’yı yurtiçinde değil, bulunduğu yerde ezmek için gösterdiği üstün başarılarla, verilen onca şehitlere rağmen, bu onurlu hareketi hasis ve habis bir şekilde basite alan, küçümseyen ve karşı çıkan bir gürûhun oluşturduğu (beyinleri bu zihniyetin yıkıcı ve bozguncu sloganlarla yıkanan kuru kalabalıklar dışında) her onur ve haysiyetli insan, ordumuzun ve devletin kat ettiği mesâfeyi ve ülke için yapılan onca hizmetleri görmektedir. Bunu görmeyen bozguncu ve alçaklar; bünyelerinde PKK, DHKP-C ve ETO gibi devlet-millet düşmanı hâinleri barındıran, onlara kol-kanat geren soysuzlardır. Nitekim (Eski CHP üyesi bir DHKP-C’li terörist tutuklandı. 20/6/2020 Basından) Bunun gibi daha niceleri o zihniyetin bünyesinde mevcuttur...

Bu sakîm ve sakat zihniyetin inanç ve millî irâde düşmanlığındaki sicili hayli kabarıktır. Şimdi buna bir yenisi eklenmiş oldu. CHP’nin borazanı olan Halk Tv.’de bir müfside, şu hezeyanlarda bulunmuş; “Ben bu kepçe, kartal, şâhin hareketlerini 20 yılda 8 bin kere dinledim. O yüzden bu tür operasyonlardan utanç duyuyorum.”(18/6/2020 Basından) Onun ve aynı zihniyette olanların orduya ve başarısına olan düşmanlığı, kin ve nefreti, kendi habis siyâsi emellerine âlet olmadığı içindir. Eğer 27 Mayıs ve 28 Şubat’taki gibi kendilerine şirinlikte bulunan, iktidara hat bildiren, inanç ve millî irâde düşmanı bir TSK olsaydı onu alkışlamaktan elleri çatlar, etekleri zil çalardı. Nitekim bu arzularına ulaşamadıkları ve orduyu siyâsi emellerine âlet edemedikleri için komuta kademesini kast ederek “bir karton kutu gibi içini oymuşlar-oymuşlar” deme iffetsizliğinde bulunmuşlardı. İstiyorlar ki, “Ordu göreve!” çemkirişi ile bütün komuta kademesi emirlerine âmâde olsun. Ya da “ismini vermeyen üst düzey bir general” diyerek iktidara gözdağı verip tehdit etsinler ümit ve hayali içindedirler. O yüzden sayın Hulûsi Akar’a TBMM’de tıpkı kudurmuş bir kelp gibi saldırmışlardır. Şâyet Hulûsi paşa câmi değil de bir büst yaptırsaydı inanın onun elini değil, çizmelerini yalarlardı...

Zâten baştan beri ordu kademesinin iktidarla uyum içinde çalışması, bu rezilleri çıldırtan ve kudurtan bir olaydır. Bu açıdan hem orduya, hem yargıya çok hayâsız ve iffetsiz bir şekilde saldırmaktadırlar. Şu an sınır ötesindeki PKK ve devlet, millet düşmanı hâin ve alçaklara atılan her bomba önce onların, sonra da içteki ihânet cephesinin başında patlamaktadır. İşte bütün çırpınışları ve saldırganlıkları bu yüzdendir... Bu konuda yazılandan çok daha fazla şeyler söylemek gerekir. Ama inkar ve nankörlüğü, ihânet ve hıyâneti, millî irâdede ve inanç düşmanlığını siyâsi ve ideolojik bir saplantı ve kural hâline getiren ve hasım olduğu iktidarların sağladığı her tür imânlardan sonuna kadar yararlanan ve bir fil gibi semirip Kârunlaşan zihniyete ne söylense boş ve mânâsızdır. Çünkü onlar ve “aceze” muhâlefet denen türediler, siyâsi kin ve nefretleri yüzünden her şeyden önce insanlık onurlarını yitirmiş, sağduyudan çıkmışlardır. Kâfir bile bu kadar saldırgan ve inkârcı değildir. Nitekim birçok Hıristiyan ülkesi bu “korona” dolayısıyla kendilerine yapılan yardımı minnet ve şükranla anmışlardır...

Birde yağlı kazık kaçkını, beygir suratlı bir karı var. Her Tv. çıkışında siyâset ve sözde muhâlefet (!)adına söylediği şeylerin tümü, tezvirât doludur. O yâvelerin tamâmı, iğrenç bir Tayyip ve millî irâde düşmanlığından ibârettir. Sürekli felâket tellallığı yapacağına ha birde ülkenin selâmeti için hayırlı şeyler söyle!.. Ayrıca Erbakan’ın müridi ve çığırtkanı durumunda olanların şimdi azılı Erbakan düşmanlarının önüne yatmaları nasıl bir onursuzluk içinde olduklarını göstermektedir. Demek ki ‘İnsan, değişken bir mahluktur’ sözü boşuna söylenmemiş ama, müspet mânâda değişim makbul ve mûteberdir. Fakat kişilerin menfi mânâda değişime uğraması ve aslını inkâr etmesi, akıl ve mantık dışı bir karaktersizlik örneğidir...

Eskiden “Yeşil komünistler” lafına çok kızardım. Şimdilerde tesettürlü(!) ve Müslüman maskeli bir PKK militanın TBMM’de “Biz isteseydik dağa çıkar, savaşımızı da orada yapardık. Bunu engelleyen bir şey mi vardı” şeklindeki itirafı (20/6/2020 Basından) o sözün sâhibi olan Tekin Erer’i haklı çıkardı. Yalnız bu savaşı (!)TBMM içinde yapması ve dağa çıkmaması, ona ve benzerine hiçbir şey yapılmaması, devletin bütçesinden öylesi hâinlere sürekli ödenti yapılması utanç verici bir şeydir. Marksizm’i, inanç düşmanlığını savunan, Kürt halkının kurtuluşunu(!) Lenin ve Stalin ideolojisinde gören önderleri(!) Apo’nun, hayrânı ve militanı olup bir hayâl uğruna dağa çıkan ve oradaki mağaralarda, “Zerdüştün buyruğunu” okuyup dîni ret eden sonradan güvenlik güçlerine sığınan bir sürü dişi militanların o dağlarda uğradıkları insanlık dışı hakâret ve aşağılanmayı, önce çıkaranların, sonra da her düzeydekilerin şehevî arzularını, cinsi tatminsizliklerini nasıl tatbik ettiklerini salya-sümük anlattıklarını ve âdetâ bir fâhişe hayâtı yaşadıklarını, pek çoklarının âilelerine dönmekten utandıkları için ya intihar edip ya da mecbûren orada kalmayı tercih ettiklerini, Tv.’lerde sesli, basında yüzleri kapalı şekilde çıkan pek çok haberleri hatırladım. Şimdi beyinleri o ideoloji ile yıkanan kesimin oylarıyla vekil olan tuzu kuru tesettürlü militan da CHP’nin bünyesindeki anarşistleri görmediği gibi, bu da PKK’nın millete, devlete olan ihânetini ve Kürt halkına yapılan zulümleri görmek istemeyen bir insanlık ucûbesidir...

Demek ki onlardan birisi de aynı özenti içinde olan tesettürlü(!)ve şu an lüks bir hayat içinde yaşayan dişi saylav olan militandır. Ama Marksizm’le Müslümanlığın, dindarlık la dinsizliğin ve tesettürle, o habis ideolojinin nasıl bağdaştığını bir uzman(!) ve görüntüsüne uygun olarak, odalık ve kapatma ya da APO’nun sekreteri sıfatıyla onca câhil Kürt kadınlarına imam ve önder (!)sıfatıyla bu çorbanın nasıl yeneceğini arîz ve amîk olarak anlatacaktır sanırım. Doğrusu öylesi tecrübeli, tesettürlü Marksist’in, inançlarına bağlı(!)birinin bu tür problemi nasıl çözeceği merak konusudur. Gerçi her solun ve solcunun yolu önünde sonunda Marksizme, inanç ve millî irâde düşmanlığına çıktığını yılların tecrübesi ve o şerirlerin, hıyânet cephesinin ülkeye verdiği tahribatla bittecrübe gördük ve görmekteyiz ama, böyle iğrenç ve ikiyüzlü olanını yeni görmekteyiz...

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.