Kadın - Aile

Oruç tutmak anne sütünü etkiler mi?

Çocuk emziren anne oruç tutabilir mi?, Sütü kesilebilir mi?, Orucun bebeğe bir sakıncası olur mu? Oruç tutanın sütü kesilebilir mi?, Oruç tutmak anne sütünü etkiler mi?

Oruç tutmak anne sütünü etkiler mi?
-

Ramazan ayında en çok merak edilen konulardan biri de oruç tutmanın anne sürünü etkiler mi sorusu? Emzirme dönemi Ramazan ayına denk gelen anneler bu sorunun cevabını merak ediyor... İşte detaylar...

 

ORUÇ TUTMAK ANNE SÜTÜÜN ETKİLER Mİ?

''Zann-ı galip ile, kendi hayatından veya çocuğunun hayatından korkan hamile yahut zahirü'r rivayeye göre, anne olsun, süt anne olsun emzikli kadın oruç tutmayabilir.'' (İbn Âbidin, IV, 338) hükmü kayıtlıdır. Esas olan; gerek hamile, gerek çocuk emziren kadınların, kendi nefislerinin veya çocuklarının helâk olma tehlikesinin bulunmasıdır. Nitekim Fetevay-ı Hindiyye'de:

 

''Hâmile olan veya çocuk emziren kadınlar; gerek kendi nefislerinden, gerekse çocuklarının helâk olmasından korkarlarsa oruç tutmayabilirler veya iftar edebilirler. Bu durumdaki kadınlara keffaret gerekmez, daha sonra oruçlarını kaza ederler.'' denilmektedir (İbn Âbidin, I, 207).

 

Bir diğer kaynakta şu şekilde açıklama yapılmaktadır:

 

Kur'an-ı Kerim, 'Ey insanlar başkaları için iyilikte bulunun ve kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın' der. Din alimleri, 'Anne ve bebek sağlığı ile ilgili risklerden dolayı İslam dini, hamilelikte ve emzirme döneminde oruç yükümlülüğünü kaldırmıştır' diyor ve ekliyorlar, 'Bu görev, emzirme bittikten sonra yerine getirilebilir.'

 

'Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez' buyuran İslam dini, yolculuk sırasında bile oruca izin vermezken, hamilelerin ve annelerin oruç tutmak konusundaki ısrarı, anne ve bebek sağlığı açısından çok önemli riskleri de beraberinde getiriyor.

Hamile ve emziren kadınların iki durumu vardır:

Birincisi: Oruçtan etkilenmeyen, oruç tutmada zorlanmayan ve çocuğun sağlığı konusunda korkulmayan kadına oruç farz olup orucunu bozmasa caiz değildir.

İkincisi: Kadının ya kendi sağlığı veya çocuğun sağlığı için korkması halinde oruç tutmayabilir. Ancak, yediği günleri kaza etmekle mükelleftir.

İşte bu durumda kadının oruç tutmaması en faziletlisidir. Oruç tutması ise mekruhtur.

Hatta bazı alimler; Şayet kadın çocuğu üzerine korkarsa orucunu açması farz olup oruç tutması ise haram olduğunu söylemişlerdir.

Merdavi insaf adlı kitabın 7.cilt sayfa 382. de derki: Bu durumda oruç tutması mekruhtur.

İbni Akil derki: Eğer hamile ve emziren kadın çocuğu üzerine korkarsa emzirme döneminde oruç tutması haramdır. Eğer korkmazsa oruç tutmaması haramdır.(kısaltılmıştır)

İbni Usayminden rahimehullah Oruç Fetvaları sayfa 161 de.

Hamile veya emziren kadının güçlü ve zinde oldukları halde ve oruçtan etkilenmedikleri durumda orucu bozmaların hükmü nedir diye sorulan soru üzerine şöyle cevap vermiştir: “ Özür olmaksızın ne hamile ve nede emziren kadının Ramazanda oruç yemesi helal değildir. Herhangi bir özürden dolayı orucunu açtıklarında orucu kaza etmeleri gerekir.Zira Ayeti Kerime hastalar hakkında şöyle emrediyor: Sizden (Her kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca başka günlerde tutar.) Bakara 184

Hamile ve emzirenler hasta sayılmaktadırlar, şayet özürleri çocuklarıysa bazı alimlere göre; kaza ile beraber her gün bir fakiri doyurmak gerekir. (Buğday, pirinç veya hurma) Cinsinden insan yiyeceği verilmelidir.

Bazı alimlere göre:" Her iki kadına her durumda kazadan başka hiç bir şey farz değildir." demişler. Çünkü fakiri yedirmek ne Kur'an’da nede Sünnette kesin bir delil mevcut değildir. Şeriatta asıl olan zimmetin boş olmasıdır, ancak kişiyi sorumlu tutacak bir delil olursa bundan hariçtir.

Bu Ebu Hanifenin mezhebidir ve güçlü bir görüştür.

Keza İbni Useyminin oruç Fetvaları kitabı sayfa 162.de Hamilenin kendi sağlığı veya çocuğun sağlığı üzerine korktuğunda hükmü nedir? Diye soruldu.

İbni Hüseymin Şöyle cevap verdi: Hamile kadının sadece iki durumdan birine sahip olmalıdır:

Birinci durum: kadının zinde ve güçlü olduğu durumdur, oruç tuttuğunda ne bir zorluk ve nede bebeğine bir etkisi vardır. Bu kadının oruç tutması vaciptir; çünkü onun oruç tutmasının hiç bir mazereti yoktur.

İkinci durum: Hamile kadının oruç tutma gücünün olmaması durumudur, ya hamileliğin onun zorlaması veya vücudun zayıflığından ve başka bir sebepten dolayı oruç tutamaması, işte bu durumda oruç tutması vacip değildir. Özellikle bebeğe zarar söz konusu ise o zaman onun oruç tutmaması vaciptir. Orucunu bozduğunda özürle orucunu bozan diğer insanlar gibi, o özrü zail olunca orucunu kaza etmelidir. Doğurduktan sonra lohusalıktan temizlendikten sonra orucunu kaza etmesi gerekir.

Ancak bazen hamilelik özrü biter başka bir özür meydana gelir emzirme özrü gibi, bu durumda emziren kadın yemeğe içmeye ihtiyaç duymaktadır, özellikle yaz aylarının aşırı sıcak ve uzun gündüzlerinde olduğu gibi. Bebeğini sütüyle beslemeye ihtiyaç duymaktadır, İşte bu durumda da kadına deriz ki: İftarını aç özrün bittiğinde yediğin günler kadar kaza edersin. Şeyh b. Baz Mecmu-ı Fetvasında (224/15) derki:

Ahmed b. Hanbel’den ve sünen sahiplerinde sahih bir isnadla rivayet edildiğine göre Enes b. Malik El- Ka'bi şöyle demiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem hamile ve emziren kadınları yolcu gibi Ramazan orucunu tutmamalarına ruhsat vermiştir.

İlim ehlinden bazıları ise: onlar hasta gibi olup ancak oruç tutmada zorlandıklarında ya da bebekleri için korktuklarında oruçlarını bozarlar dedikleri aktarılmıştır.

Daimi Fetva Komitesinde (226/10) şöyle geçer:

“Hamile kadının oruç tutması farzdır; ancak kadın kendi sağlığı veya bebeğin sağlığı üzerine korktuğunda orucunu bozar ve lohusalıktan temizlendikten sonra yediği günler kadar kaza eder.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.