Okur Postası

Oruç ve Şehir Hastaneleri

Gazetemiz okurlarından Oruç ve Şehir Hastaneleri, "Oruç ve Şehir Hastaneleri" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Oruç ve Şehir Hastaneleri
-

İnsan iki cevherden oluşur: Ruh ve Beden. Beden maddeyi ruh manayı maneviyatı temsil eder. Sağlıklı insan denildiği zaman hem bedenen hem de ruhen sağlıklı insanlar kastedilir. İnsan varlığını devam ettirebilmesi için hem bedeninin hem de ruhunun zaruri ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Bedenin nasıl yemeye-içmeye-nefese ihtiyacı varsa ruhun da inanmaya, güvenmeye, sevmeye ve sevilmeye ihtiyacı vardır. Bedenin gıdası madde, ruhun gıdası maneviyattır. Beden ve ruh birbirinin  tamamlayıcısıdır. Sağlıklı bir hayat için ikisi de dengeli olarak muhafaza edilmelidir. Maneviyat ihmal edilir sadece beden sağlığıyla yetinirseniz, batıda olduğu gibi karşınıza bedeni sağlam ama ruhsuz, insanlıktan habersiz vahşi bir yaratık ortaya çıkar. Eğer bedeni ihmal eder sadece ruhla yetinirseniz o beden de çok geçmeden kısa sürede ölecektir. Öyleyse hayat bu ikisinin dengesi üzerine yaratılmıştır.

Fakat bazen öyle zaman olur ki, birinin uğruna diğerinden geçici bir süre vazgeçmek gerekir. Tıpkı oruçta olduğu gibi. Allah’ın emri olunca insan en temel ihtiyacı olan suyu bile oruçluyken içmez. Fakat bu bedene zarar vermez. Eğer oruç bedene zarar verecek olursa bu defa sudan değil oruçtan vazgeçilir. Gerekirse sonra tutulur. Oruç bize normal şartlarda en temel ihtiyaçlarımızdan bile Allah’ın emri olduğu zaman onlardan vazgeçebileceğimizi öğretir. Bu yüzden Ramazan’da oruç tutup susayan, su içip oruç tutmayandan daha fazla huzur ve mutluluk hisseder. Hatta inancı uğruna bedenleri nice zahmet ve sıkıntılara katlananlar bu hallerinden asla şikayet etmezler. Şehitler, inançları uğruna her şeylerinden, canlarından bile vazgeçenlerdir. Çünkü onlar için önemli olan madde değil maneviyattır. Bu yüzden hayatta bizim için ne önemli ise hayata bakışımız da ona göre değer kazanacaktır.

Milletler fertlerden oluşur. Dolayısıyla fertlerin sağlığı hem bedenen hem de ruhen sağlam olursa o millet ve devlet güçlü olur. Devletin bekası için milletin sağlığı hayati önem taşır. Atalarımız boşuna dememiş, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”. Korona hastalığı nedeniyle bunu bir kez daha yaşıyoruz. Ancak devlet, milletin sadece beden sağlığını korur maneviyatını ihmal ederse, batıda olduğu gibi herkes canavarlıkta ve zulümde birbiriyle yarışır. Dünyayı kan gölüne çevirirler. Bunun yanında devlet halkının en temel ihtiyaçlarını karşılamazsa halk açlıktan susuzluktan yok olmaya, devlet de sömürülmekten yok olmaya mahkûmdur.

Bizim devletimiz de halkının sağlığını korumak ve geçmişte yaşanan sıkıntıların tekrar yaşanmaması için çok ciddi yatırımlar yapıyor. Bunlar elbette çok güzel ve milletimiz adına gurur verici yatırımlar. Bunlar aynı zamanda her devletin en temel görevi. Fakat göz ardı ettiğimiz bir şey var. Yazının başından beri aktardığımız gibi insan sadece bedenden meydana gelmiyor. Dolayısıyla sadece beden sağlığı için yapılmış yatırımlar insanın yarısı için yapılmış yatırımlardır. İnsanın diğer yarısı için de gerekli manevi yatırımlar yapılmalı ki, ideal fertlerden oluşan ideal bir devlet ve ideal bir millet ortaya çıksın.

Manevi yatırım derken elbette ilim, irfan ve hikmet merkezlerini kastediyoruz. Dolayısıyla batıl düşüncelerin değil, milletimizi millet yapan milli ve manevi değerlerin, Hakk’ın, doğruluğun, adaletin sevgi ve şefkatin yani İslâm’ın doğru bir şekilde öğretildiği, maneviyat ve medeniyet merkezleri kurulmalıdır. Buralarda vatanına, milletine, dinine sahip çıkan, insana-insanlığa yol gösterebilecek rol model olan gençler yetişmeli. İçinde Allah korkusu olan bir nesiller yetişmeli. Değilse en lüks hastanelerde para için anne karnındaki bebekleri parçalayan bebek katillerine engel olamayız. –Allah muhafaza- 15  Temmuz’da olduğu gibi kendi devletine ve milletine silah çekmekten geri durmayan hainlerden daha çok çekeriz. Milli hafızamızda her gün şu hususu daima canlı tutmamız gerekiyor. Bu millet 15 Temmuz’u da Çanakkale zaferini de silah gücüyle değil, manevi güçle, iman gücüyle kazandı.

Eğer mevcutta var olan camilerin, imam-hatip okullarının, ilahiyatların veya dini cemaatlerin yeterli olduğunu düşünüyorsanız; lütfen çıkıp etrafınızdaki topluma, özellikle şehir merkezlerinde yaşayan gençlere bir bakın. Mahallenizin ve köyümüzün camisine bir bakın. Genç nüfusun yüzde kaçı namaz kılıyor? Kaç tanesi dinden/maneviyattan haberdar? Camilerde kaç genç var? Bir de kötü alışkanlıklara bulaşanlara bakın. Kahvehanelere, eğlence merkezlerine bakın.Hangisi fazla? Sonuç olarak şehir hastanelerine yaptığımız yatırım kadar milletin maneviyatı için de yatırım yapmalıyız ki hem bedenen hem de ruhen sağlıklı bireyler yetişsin. Devletimizin ve milletimizin bekası hem sağlam temeller üzerine kurulsun hem de daim olsun. Değilse -Allah korusun- daha nice bedeller ödemeye devam ederiz.
Yeni Akit Gazetesi

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.