Medya

Payitaht Abdülhamid'de geceye damga vuran sahne! "Bu Türk kafası değil, olsa olsa Avrupa kafasıdır Hünkarım"

TRT 1'in sevilen dizisi Payitaht Abdülhamid'in 94. bölümünde çarpıcı bir olay izleyicilere aktarıldı. Gerçekte Sultan Abdülaziz Han'ın yaşadığı bir olay Sultan 2. Abdülhamid Han üzerinden anlatılarak Haçlı zihniyetinin kuyruk acısı ekranlara yansıtıldı.

-

Müslüman Türklerin tarih boyunca kendilerini hezimete uğratmalarını hazmedemeyen haçlıların 'Türk Kafası' ismini verdikleri boks makinesiyle ilgili yaşanan olay Payitaht Abdülhamid'de sahnelendi. Sultan Abdülaziz ve Halil Paşa'nın başından geçen olay, Abdülhamid Han ve Ahmet Celaleddin Paşa üzerinden anlatıldı.

İşte gerçekte yaşanan o olay

Sultan Abdülaziz Han ve beraberinde bir heyet 1867 yıllarında Paris’te yeni icat edilmiş makinelerin ve aletlerin görücüye çıktığı sergiyi gezmektedirler.

Sultan Abdülaziz ve heyet baya dolandıktan sonra çember şeklinde bir cetvel ve önünde asılı kadife bez kaplı bir toptan meydana gelen makinenin önünde durur. Bu makine, günümüz parklarında ve birçok yerde de görülen, topa atılan yumrukla kol kuvvetinin ölçüldüğü ilkel bir makinedir. Yani bizim boks makinesi ya da yumruk makinesi dediğimiz bir makine. Sultan Abdülaziz makinenin yanındaki yetkiliye, bu makinenin adı nedir? diye sorar. Kısa süren bir kararsızlığın ardından bir Fransız yetkili yutkunarak cevap verir:

- La Tete Turque… (Türk kafası)

Tabi mevsim yazdır ama buz gibi bir hava esiyor ortalıkta. Fransız mucit, “Türk Kafası” adını verdiği makinenin önünde Osmanlı Padişahı'nın duracağını nereden bilebilirdi ki? Demek Avrupa için Türklerin kafası yumruk atmaya yarıyordu.

Kısa bir sessizlik oluştu. Sessizliği yine Sultan Abdülaziz Han bozdu. Yanındaki Halil Paşa’ya seslendi;

-Halil Paşa, göster bakalım şunlara Türk kolunun nasıl kuvvetli olduğunu.

-Emriniz başım üstüne hünkarım!, dedikten sonra ceketini çıkarır ve gömleğinin kollarını güzelce sıvar. Herkes nefesini tutmuş olacakları beklemektedir. Halil Paşa öyle bir yumruk vurur ki, dinamometrenin dağılan yuvarlak ibresi bir Fransız’ın, kopan topu başka bir Fransız’ın, yayları da etrafta toplanan öteki diğer Fransızların ayaklarının dibine düşer. Darmadağın olan makinenin karşısındaki Halil Paşa alaycı bir dille şunları söyler:

-Bu Türk kafası değildir Sultan’ım! Bu olsa olsa, Avrupa kafası olmalı ki bir vuruşta dağıldı…

 

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.