Gündem

Sanat Allah’ı aramaktır

Sanat-sanatçı-İslam üçgeninde bir sohbet gerçekleştirdiğimiz ezgi sanatçısı Umut Mürare, mevcut süreçte sanat konusunda katı bir ‘sol statüko’nun olduğunu belirtti. Sanatın kendisi için ne anlama geldiği sorusunu ise Mürare, Üstad Necip Fazıl’ın o efsunlu dizeleriyle cevapladı: “Sanat Allah’ı aramaktır...”

Sanat Allah’ı aramaktır
-

Umut Mürare... Çeyrek asırdır ezgi ve marşlarıyla yeni neslin sanat camiasındaki İslami sesi oldu “yaratan Rabbin adıyla” adım attığı müzik deryasında unutulmaz eserlere imzasını attı. Yeni nesil onun “Güller Açmasa da” ezgisiyle vazgeçmemeyi, “Kutlu Sevda” eseriyle gerçek sevdayı kanıksadı. Mürare’nin “Selam Olsun” dizeleriyle kendisini tanıyan gençlik; “Sözüm Var”la gözü karalığı,”Yan Gönlüm”le hüznü, “Kabe Yolları” ile kutsal topraklara hasretin notalarını hissetti. Hitap ettiği kitleye “Ben Seni Görmeden Sevdim” ezgisiyle Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) için gözyaşı döktüren Mürare, 25 yıldır yer aldığı sanat camiasının hal-i pürmelalini Akit’e anlattı.

-Ülkemizde yıllardır hor görülen Müslümanların sanat camiasında da var olduğunu gösteren nadir ‘ses’lerden birisiniz. Az olmak beraberinde de zor olmayı getirdi mi, bu kapsamda kariyerinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Teşekkür ederim. Müziği şan şöhret sahibi olma amacı için değil, hakkı ve hakikati haykırabilmek adına bir araç olarak kullandığım için, diğer sanatçılara gösterilen ilginin ben de dahil bizim camiamızdaki sanatçılara gösterilmemesi zaman zaman yaşadığımız kırgınlıkların ötesine geçmedi. 25 yıllık sanat hayatımda birçok sanatçının albümünün müzik yönetmenliği ve aranjörlüğünü yapmamın yanı sıra, kendi solo albüm çalışmalarım da oldu.

-Mübarek Ramazan ayını geride bıraktık. Çeşitli belediyeler tarafından teravih saati çalınan müziklerle yine değerlerimize aykırı konserler verildi. Bir sanatçı olarak Ramazan ikliminde gerçekleştirilen bu organizasyonlara bakışınız nasıl?

Bu aziz milletin dini ve milli değerlerine yabancı bazı belediyelerin, mübarek Ramazan ayının manevi iklimine hiç uymayacak şekilde düzenledikleri etkinlikleri maalesef üzülerek görüyor ve duyuyorum. Bu tip durumlarda gerekli yerlere, gerekli mecralardan birçok kardeşim gibi ben de tepkimi muhakkak iletiyorum. Yine aynı şekilde mübarek Ramazan ayı içerisinde dini ve milli hassasiyetlerimize sahip çıkıp, bu hassasiyetler çerçevesinde etkinlikler düzenleyen belediyeleri ve tüm belediye başkanlarımızı da ayrıca tebrik ediyorum.

-Sanat ve sanatçılık kavramı Türkiye’de her zaman tartışılmıştır. Size göre sanatın ölçüleri nedir?

Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in o güzel ifadesi ile; Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış;  Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış...

Ahlaksızlıklarını sanat diye yutturdular

-Tam burada “Allah’ı aramak” olan sanatın kapsamına giren diğer hususlara da değinmek gerekecektir. Örneğin Yeşilçam’daki ahlaksız filmlerde oynayanlar da, yarı çıplak klip yapıp ismini duyuranlar da ‘sanatçı’ olarak nitelendirilebiliyor. Bu durum bir sanat insanı olarak sizde nasıl bir etki oluşturuyor?

Onların yaptıkları ahlaksızlıkları “sanat” olarak görenlerin sanatçısı olarak kalırlar sadece onlar. Üzülerek ifade ediyorum ki toplum olarak belki de en büyük hatamız, bu tip ahlaksızlıkları “sanat” diye yutturmak isteyen sözüm ona sanatçılara ederinden fazla prim verip yüceltmek.

- “Sanatçı muhalif olur” söylemi sıkça dillendirilen bir argüman. Siz bu söyleme katılıyor musunuz?

Bu söyleme katılmıyorum. Zira bu mantıkla hareket eden sanatçıların geneline baktığımızda, birçoğunun kendileri gibi düşünmeyenleri sürekli öteleyen, hor gören, hatta yaşadıkları toplumun değerlerini, beğeni ve takdirlerini bile yeri gelince hiçe sayan ortak bir dil kullandıklarını görüyoruz. Bu gerçekten üzücü! Oysa sanatçı her ne olursa olsun karşısındaki kendi gibi düşünmese bile, sürekli tarafgirlik yapıp eleştirmek ve suçlamak yerine, iyiyi, güzeli ve doğruyu da takdir etmesini bilmeli.

Statükoyu beraberlik kırar

-Sanat camiasındaki ‘sol tekel’in mevcudiyetine inanıyor musunuz? Bu tekel nasıl kırılabilir?

Evet kesinlikle. Bu tekelin kırılması sadece biz sanatçıların değil, muhafazakâr insanların dik duruşlarına ve kendi değerlerine sahip çıkmalarına da bağlı. Her platformda sağlanacak birlik ve beraberlik bu tekelin kırılmasında büyük bir rol oynayacaktır.

Sanat camiası Kudüs’e, Myanmar’a, Yemen’e, Suriye’ye, Türkistan’a yabancı

-Medyanın göz önünde tuttuğu sanat camiası Kudüs’e, Doğu Türkistan’a, Myanmar’a, Yemen’e, Suriye’ye neden bu kadar yabancı?

Medyanın göz önünde tuttuğu o sanat camiası, zaten toplumumuzun zihnini uyuşturup oyalamak ve sıraladığınız tüm bu yerleri unutturmak için varlar! Bizim de vazifemiz, bu kanayan yaralarımızı her daim ve her şartta hatırlatmaya devam etmek.


FARUK ARSLAN
Yeni Akit Gazetesi

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.