Okur Postası

Şanlı tarihimiz

Gazetemiz okurlarından Ahmet Tepe, "Şanlı tarihimiz" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Şanlı tarihimiz
-

Bir zamanlar şanlı ecdadımız, 3 kıtada 7 iklimde dünyada söz sahibi idi. Öze dönüş için, dirilişin yaşanması gerekir. İşte şimdi bu dirilişin ve şahlanışın özlemini yaşıyoruz.

“Osmanlı gitti, huzur bitti.” Bu söz herhangi bir Müslümana ait değil, İsveç’in eski başbakanlarından Cold Bild’e aittir. Demek ki düşmanlarımız dahi, bu gerçeği kabul etmişlerdir. Osmanlı’da kültürler, barış ve huzur içinde yaşıyordu. Bu barış ve huzurun kaynağı, İslam medeniyeti idi. İmparatorluk yıkılınca, Ortadoğu’da birçok bölgede çatışmalar çıktı. Dış güçler Osmanlı haritasını kendi emelleri doğrultusunda yeniden çizdi. Böylece Osmanlı’nın küllerinden irili-ufaklı birçok ülke ortaya çıktı.

Şanlı ecdadımızla ilgili ibretlik bir anekdotu, bir olayı nakledelim: 18. Yüzyılın sonlarına doğru, Almanya’nın Ren nehri yakasında bir tarafta Fransızlar, diğer yakasında Almanlar kalıyordu. O dönemde Fransızlar her sene gelip, Almanların oradaki mahsulünü haksız yere alıyordu. Yani bir çeşit gasp ediyorlardı.

Almanlar o dönemde güçsüz oldukları için, Osmanlıdan asker istediler. Bunun üzerine padişahımız, “Asker göndermeye gerek yok. Sadece Yeniçerilerin elbiselerini gönderin yeterlidir” der. Bu emir gereği 3 çuval elbise Almanlara gönderilir. Almanlar gelen elbiseleri görünce şaşkına dönerler. Çaresiz olarak elbiseleri kendi askerlerine giydirirler. Fransız askerleri tekrar haraç almaya geldiklerinde Yeniçeri elbiselerini görünce “Eyvah Osmanlı yardıma gelmiş” diyerek orayı terk edip korkudan kaçmışlar.

O şanlı, şerefli elbiseler şu anda Almanya’nın Mülhaim kentinde bir müzede sergileniyor. Bunun üzerine şehrin en yüksek yerine Osmanlı bayrağını asarlar.

O olayın yıldönümünde Almanlar, karnaval düzenleyerek kutlamalar yapmışlar. Hey gidi günler hey… İşte varlığı ile iftihar ettiğimiz şanlı ecdadımız ve muhteşem tarihimiz… Bu bakımdan ecdadımızla ne kadar övünsek azdır.

Batılı güçler ve içimizdeki uzantıları bizlere Osmanlıyı unutturmak istiyorlar. Çünkü onlar çok iyi biliyorlar ki; tarihine ve özüne sahip çıkan milletler eninde sonunda muzaffer olurlar. Dolayısı ile Osmanlı ruhunun tekrar dirilişinden adeta ödleri kopuyor. İnşallah korkuları gerçekleşir. Yeter ki bizler Asım’ın nesli olarak bu şuurda olalım. Vatanımıza, devletimize ve kutsallarımıza sahip çıkalım. İşte o zaman tarih tekerrür eder. Ekilen fidanlar elbette meyve verecektir.

Günümüzde ise başta Almanya olmak üzere bütün batılı ülkeler bizden kaçan terörist ve hainlere sahip çıkıyorlar. Çünkü küfür tek millettir. Buna karşılık Müslümanların da birleşmesi lazım. Aksi takdirde bölünüp yok oluruz. Mesela Türkü-Kürdü ayırırsanız ne Türk kalır ne Kürt. Buna karşılık birleştirirseniz Çanakkale misali ne İngiliz kalır ne Fransız…

Fethi gerçekleştirmenin yolu, cihatla beraber Selahaddin Eyyubi gibi kalpleri fethetmekten geçer. Yani İslam ahlakını yaşamakla olur. Bizler yönetilen değil, şuurlu yöneten olursak, küresel güçlerin tezgahı bozulur. Şer güçler ve içimizdeki hain uzantıları ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, dev potansiyelimiz mutlaka bir gün hedefine ulaşacaktır. Bu bir hayal veya ütopya değil, mehdiyet döneminin gereğidir. Rabbimizin vaadi haktır. Belki yarın belki yarından yakın. Her karanlık gecenin bir nurlu sabahı vardır.

Çakalın krallığı, aslanın uyanmasına kadardır. Aslan uyanınca ne çakal kalır, ne hain… Çünkü zulmün sonu yoktur. Zulüm ile abad olanın sonu berbat olur. Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale’de olduğu gibi bu vatanın gerçek sahipleri her zaman olmuştur. Kıyamete kadar da olacaktır. Cenab-ı Allah, Ümmet-i Muhammed’e birlik ve dirlik nasip etsin. Amin…

 

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.