Tarih

Saraydan sürgüne

“Gurbeti, vatansızlığı anlayamazsınız. Hepimizin evinde Türk toprağı vardı. Yıllarca, başucumda Çamlıca toprağıyla yattım. Çocuklarım Türkiye’de büyüsün, Türkiye’de evlensin, Türkiye’de yaşasın istedim. Her işi denedim. Hamallık yaptım, yağlıboya tablo sattım. İzin çıkınca koşarak geldik; ama “Niçin geldiniz?” diyenler oldu. Nasıl yaşadığımızı bilmeyerek, hâlâ altın arabalarla gezdiğimizi sandılar.”

Saraydan sürgüne
-

Sultan Abdülhamid’in torunu Osman Nami Osmanoğlu da yıllar boyu vatan hasretiyle yanıp kavrulanlardan…

Osmanoğlu, o acı dolu sürgün yıllarına ait duygu ve düşüncelerini şöyle ifade eder: “Gurbeti, vatansızlığı anlayamazsınız. Hepimizin evinde Türk toprağı vardı. Yıllarca, başucumda Çamlıca toprağıyla yattım. Çocuklarım Türkiye’de büyüsün, Türkiye’de evlensin, Türkiye’de yaşasın istedim. Her işi denedim. Hamallık yaptım, yağlıboya tablo sattım. İzin çıkınca koşarak geldik; ama “Niçin geldiniz?” diyenler oldu. Nasıl yaşadığımızı bilmeyerek, hâlâ altın arabalarla gezdiğimizi sandılar.

Osmanlılar’ın 35. Padişahı Mehmet Reşat’ın oğlu Şehzade Ömer Hilmi Efendi’nin kızı Mukbile Sultan, bugünkü resmi adıyla Emine Mukbile Osmanoğlu da yaşadığı acı sürgün hayatını şöyle dile getirir:

Söğüt’ten elde kılıç çıkıp, Viyana’ya kadar gidenlerin torunuyduk. Türkiye’nin fenalığını nasıl düşünürdük? Ama memlekete 600 sene hizmet ettikten sonra bir gecede kovulduk. Diş değiştirirken kovuldum, saçlarıma ak düştüğünde dönebildim.

Bu çilekeş kadının dönerken yaşadıkları da ayrı bir hüzünlü öyküdür:

Eminönü nüfus memuru gözümün içine baka baka, “Dinin nedir?” diye sordu. “Ailemi biliyorsunuz beyefendi, ne olabilirim?” dedim. Dinlemedi bile. Israr etti. “Hanım, hanım, formalite böyle. Buraya senin dinini yazmaya mecburum” dedi. “Müslüman olduğumu söylerken hüngür hüngür ağlıyordum.

Sarayda doğup sürgünde bir ömür tüketen bu asil ihtiyar, yetmiş altı yılın verdiği yorgunluk ve acıların, saçlarını erken ağarttığını söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Memlekete 600 yıl hizmet ettikten sonra, bir gecede kovulduk. Aç kaldık, ellerimizdeki hamam taslarına kadar sattık. Ama Türkiye için, bir gün bile kötü şey düşünmedik. Ailemin sonu felaket olmuştu olmasına da, Türkiye kurtulmuştu.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.