Okur Postası

Sarmaş dolaşmadan sosyal mesafeye

Gazetemiz okurlarından Abdulvasih Duran, "Sarmaş dolaşmadan sosyal mesafeye" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Sarmaş dolaşmadan sosyal mesafeye
-

Yazın İnegöl Kültür Parkına piknik yapmaya giden ailelerin oturduğu yerin karşısına bir kız ile erkek arkadaşı gelip oturuyor. Oturmakla kalmayıp erkek başlıyor kız arkadaşını mıncıklama, gıdıklamaya v. s. Pek tabii olarak oradaki aileler rahatsız olmaya başlıyorlar. Durumu oradan geçen Parkın güvenlik görevlisine bildiriyorlar,güvenlik görevlisi de o gençleri ikaz ediyor. Durum ertesi gün bazı kişilerin kulağına gidiyor ve başlıyorlar ikaz edenlere veryansın etmeye.

“Sen mahallenin namus bekçisi misin?”

“Namusumuz senden mi soruluyor?”

“Hangi çağda yaşıyoruz “v. b. tepkiler yağmaya başlıyor.

Benzer manzaraları artık birçok yerde görmeye başlamıştık. Otobüste, metroda, cafelerde, durakta v. b. birçok yerde kız-erkek arkadaşlarının alışık olmadığımız sarmaş dolaş hareketleri hepimizi rahatsız edip üzüyordu.

Şu son zamanda yaşadığımız sıkıntıların bir ceza olduğunu söyleyenlerden değilim. Ancak bir uyarı olduğu muhakkaktır. Bu uyarılar geldiğinde sadece yapanlar değil bütün herkes etkilenir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor: “Öyle bir azaptan sakının ki sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak. Ve bilin ki Allah’ın azabı çetindir” (Enfal, 25).

Eskiler bilirler. Birbirini seven bir kız ve delikanlı bir araya gelmek şöyle dursun, delikanlı ancak çeşmeye giden sevdiğini ağacın arkasında gizlenerek görebiliyordu. Hatta büyüklerimizden bir amca anlatmıştı. Demişti ki, nişanlı mı görmek için nişanlımın mahallesine gitmiştim kayınpeder beni av tüfeğiyle kovalamıştı. Belki o dönemi fazla katı bulabilirsiniz ama günümüzde ki bazı sarmaş dolaşmalar da gerçekten terbiye sınırını aşmıştı.

Yüce Rabbimiz her zaman bir toplumda olumsuzluklar ve kötülükler olduğunda mutlaka bazılarının ikaz görevini yapması gerektiğini bize hatırlatıyor: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.”(Ali İmran,104).

Hadis Şeriflerde uyarı görevini yapmayan toplumlardan bahsedilir. “Yemin ederim! Ya siz iyiliği emreder kötülükten sakındırırsınız veya Allah Teâlâ, sizin kötülerinizi size musallat eder. Böyle olduktan sonra sizin hayırlılarınız dua ederler, fakat duaları kabul edilmez. ”

Cabir b. Abdullah (ra) Hz. Peygamberin (sav) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
“Allah Teâlâ meleklerden birine ‘Filan şehri halkının üzerine yık!’ diye emir verince melek ‘Ya Rabbî! Onların içerisinde göz kırpacak bir zaman kadar bile sana isyan etmeyen filan kulun vardır’ der. Allah Teâlâ ‘Hem onun, hem de diğerlerinin üzerine yık. Çünkü onun yüzü hiçbir zaman benim için ekşimedi’ der”.

Hz. Âişe’nin(r. a) rivayetine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurur:
“—İçlerinde amelleri peygamberlerin amellerine benzeyen on sekiz bin kişi olduğu halde bir memleketin halkı azaba uğradılar.
—Bu nasıl olur?
—Onlar Allah için kızmıyorlardı! İyiyi emredip kötüyü menetmiyorlardı da ondan”.

Hz. Peygamber (s. a) şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Allah Teâlâ buyurur ki; Dua edip duanın cevabını almadan önce iyiliği emredip kötülüğü önlemeye çalışınız”

Yüce Rabbimiz, Dünyayı kasıp kavuran bu belayı/hastalığı bu Ramazan hürmetine İnşallah bir an önce kaldırsın. Ancak Müslümanlar her durumdan ders almalıdırlar. 

Şöyle bir düşünün. Nikahsız sarmaş dolaşmalardan, nikahlımıza dahi sosyal mesafe dediğimiz birbirimize birkaç metre uzaklaşmak zorunda kaldığımız bir duruma geldik. Nereden nereye?

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.