Okur Postası

Sıla-Vuslat-Usul ve Vusul

Gazetemiz okurlarından M. Fatih Kahraman, "Sıla-Vuslat-Usul ve Vusul" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Sıla-Vuslat-Usul ve Vusul
-

M. Fatih Kahraman

Birçoğumuzun şu dünya gurbetinde sıla hasretiyle yanıp kavrulurken vuslata vasıl olamayışımızın sebebi usul bilmeyişimizden olsa gerek!” (MFK)

SILA: Bir süre uzak kaldığı memleketine, vatanına ve yakınlarına ulaşma, kavuşma, doğup büyüdüğü yerleri ve yakınlarını ziyaret etme. Başka bir ifadeyle (gurbetteki bir kimse için) aile ocağı, hısım akraba veya doğup büyüdüğü yerler, vatan ve memleket yerine kullanılır.

VUSLAT: Kelime manasıyla varmak, ulaşmak, erişmek veya ermek denen bu sözcük, tasavvuf ilminde Allaha ulaşarak Allah ile birlikte olma halini ifade etmek için kullanılan bir kavramdır.

VUSUL: Sözlükte “ulaşmak, erişmek, sevdiğine kavuşmak”, manasındaki vusul kelimesi “ayrılmak” anlamındaki fasl, firkat ve hicran kelimelerinin karşıtıdır; ayrıca aynı kökten gelen vasl, vuslat, visal, ittisal terimleriyle yakın anlamlara sahiptir.

USUL: Asıllar, kökler. Bir kimsenin kendisinden geriye doğru kan bağı olan kimseler, ana, baba, dedeleri ve nineleri. İzlenecek yol, yordam ve yöntem anlamlarına gelen bir kavramdır.

Yarıyıl tatiline girdiğimiz bugünlerde ister istemez “akraba ziyareti” ki; büyüklerimizin kaynaklarımıza dayalı olarak “sıla-i rahim” dedikleri çok önemli bir durum aklımıza gelmektedir. Durumu iyi ve müsait olan bazı aileler akrabalarını, büyüklerini ziyaret etmek yerine farklı mekânlarda tatil yapmayı yeğlerken bazıları da çocuklarıyla birlikte imkân dâhilinde akraba ziyareti yapmaya çalışıyor (diye tahmin ediyoruz).

Günümüzde belki de hayat şartları ve ekonomik nedenlerle birlikte şehirleşmenin getirdiği ailelerin kuşaklar arası kopukluk ve uzaklaşma nedeniyle sıla-i rahim olayını sadece düğün, cenaze ve askerlik gibi sebeplerle kısmen gerçekleşebilmektedir. Şimdiki gençlerin çoğu akraba ve hısımlarını tanımadığı gibi hiç görmemiştir bile.

Sözlükte “bağ, ilişki” anlamına gelen sıla ile “döl yatağı, ana rahmi” ve mecazen “insanlar arasındaki soy birliği, akrabalık bağı” manasındaki rahm/rahim (çoğulu erham) kelimelerinden oluşan sıla-i rahim terim olarak “kan bağı ve evlenme yoluyla oluşan akrabalık bağlarını yaşatma, akrabalarla ilişkiyi sürdürme, haklarını gözetme, onlara ilgi gösterme, iyilik ve yardımda bulunma, ziyaret etme” şeklinde açıklanmaktadır.(İslam Ansiklopedisi İlgili madde)

Halk arasında yaygın olarak kullanılan: “Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini” sözünde büyük oranda doğruluk payı varsa da, bunu halletmenin de elbette bir yolu olmalıdır. Çünkü: “Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının” (Nisâ, 1) buyuran bir Rabbimiz var. Dolayısıyla anlaşılıyor ki, gelmeyene gitmek, aramayanı aramak icap ediyor. “Akrabalık bağlarını kesip koparan kimse cennete giremez.” (Buhari, Edeb, 11)

Ziyaretler akrabalar arasındaki sevgi bağlarını güçlendirir. Dargınlıkları sona erdirir. Sevinç ve üzüntülerin karşılıklı paylaşılmasına, sıkıntılara birlikte çareler aranmasına vesile olur. Sıla-i rahmin de birkaç derecesi vardır:

1- En aşağı derecesi (kavli: sözlü); selamlaşıp hal hatır etmek, güler yüz göstermek ve hayır dilemek.

2- (Bedeni hizmet etmek): Ziyarete gidip yapılacak işler varsa yapmak.

3- (Maddi destek): Durumu iyi olmayanlara maddi yardım ve destekte bulunmak ki, iyilik, ihsan ve zekât ilahî buyruk gereği yakınlardan başlanarak yerine getirilir. Bütün bunlar şartlara ve duruma göre değerlendirilir.

Vuslat, birinin çok muhabbet beslediği maşukuna, aşkına veya sevdasına nail olup kavuşması manasında kullanıldığı gibi daha çok tasavvufi bir terim olarak Allah’a ulaşarak Allah ile birlikte olma halini ifade etmek için kullanılır.  Onun içindir ki Mevlana: “Öldüğüm gün, doğduğum gündür” diyerek gerçek vuslata dikkat çekmiştir. Tasavvufta vuslata eren mutasavvufa ‘vasıl’: (Allah’a ulaşan, erişen, varan kimse) denir ki en üst mertebe kabul edilir.

Bireysel ya da toplumsal açıdan (vasıl olmak istediğimiz vuslatımıza) amacımıza ulaşamadığımız herhangi bir alan ve husus var ise ki vardır; bunun sebebinin usulsüz (plansız, programsız) hareket etmemizdir diyebiliriz.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.