Okur Postası

Suç ve ceza adalet ve af

Gazetemizin okurlarından Alaettin Köksal, gündemdeki af konusuna ilişkin görüşlerini bizimle paylaştı.

Suç ve ceza adalet ve af

ALAETTİN KÖKSAL

Suç; toplumun ahlaki değerlerine, geleneklerine ve yasalara aykırı olan sözlü ve fiili davranışlara denir. Bir başka ifadeyle toplumun düzenini bozan, kanunlarla cezalandırılan eylem ve söylemlere suç denir. Kanunsuz ceza olmayacağı gibi, kanunda yazılı olmayan sözlü ve fiili hareketler suç sayılmaz. 

Ceza; kişilere ve topluma karşı yapılan uygunsuz davranışları önlemek ve caydırmak için, suçun niteliğine göre, devletin yasalarla belirlediği, suç işleyenin özgürlüğünü kısıtlayıcı ve sınırlayıcı müeyyidelerin tamamına denir. Dünyada ve ülkemizde işlenen suçların temelinde, biyolojik, fizyolojik ve psikolojik faktörler vardır. Biyolojik faktörü tetikleyen unsurların başında, kalıtsal fikirler, kültürel değerler, aile, çevre ve gelenekler gelmektedir.

Fizyolojik faktörü etkileyen unsurlar, kişinin duyu organlarının, yeterince gelişmemiş olması, bedeni ve ruhsal dengesinin bozuk olması, eğitim ve kültür seviyesinin düşük olması gibi benzeri rahatsızlıklardır. Psikolojik faktörü şekillendiren, besleyerek yönlendiren unsurların başında, geçmişte yaşanılan olumsuzluklar, baskılar, bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklanan tutum ve davranışlardır.

"Suçun af edilmesi doğrudan doğruya millete sorulmalıdır"

Devlete karşı yapılan suçlar af edilebilir cümlesi kusurlu ve muğlâk bir ifadedir. Devlet; milletin emniyetini, sağlamak, düzenini korumak ahlakını muhafaza etmek için millet tarafından kurulan ve saygı duyulan bir yapıdır. Devlete karşı işlenen suçlar, dolayısıyla halka karşı işlenmiş suç olarak kabul edilmeli, suçun af edilmesi doğrudan doğruya millete sorulmalıdır. Devletin malını çalan, vergisini vermeyen, devletin kurum ve kuruluşlarına zarar veren, milli servetini yakan, talan eden, mesaisine riayet etmeyen, kanun ve nizamlara uymayan, haklı olanın hakkını vermeyen, rüşvet alan ve benzeri işlerle suç işleyenler devlete karşı suç işledikleri düşüncesiyle af edilemezler.

Devletin malını çalmayan vergisini veren, rüşvet almayan, milli servete zarar vermeyenin adı iyi vatandaş olsa da, suç işleyenlerin af edilmesi karşısında enayi vatandaş olmaktan kurtulamıyorlar.

Kişinin diğer bir kişiye karşı işlediği suçun cezasını devlet değil, ilgili kişilere sorularak cezası verilmelidir. Kasten veya hatalı öldürmelerde devlet af yetkisini kullanamaz. Bu suçlarda kasıt varsa kısas veya diyet, kasıt yoksa diyet cezası uygulanır, af, kısas, diyet maktulün mirasçılarına bırakılmıştır.  Kişilerin ve toplumun ahlakını bozan zina, tecavüz, iftira, içki, hırsızlık, isyan, yol kesme, dini değerlere hakaret etme, fitne ve fesat çıkarma suçlarını işleyenlere, belirlenen cezaları devlet uygulamaktan çekinmemeli ve af kapsamına almamalıdır.

"Toplumu rahatlatacak ölçü hakkaniyettir"

Çevreye ve hayvanlara karşı işlenen suçlar, doğrudan ve dolaylı bir şekilde topluma karşı işlemiş suçlar kapsamındadır. Kasıtlı olarak orman yangınları çıkarmak, çevreyi kimyasal atıklarla ve çöplerle kirletmek, hayvanlara eziyet ederek topluma özelikle gençlerimize kötü örnek olmak suretiyle, gençlerimizin vicdanlarını katılaştırmak, adeta robot haline getirmeye vesile olduğundan, hayvanlara karşı yapılan suçlar da topluma karşı yapılan suç niteliğindedir.

Ceza verirken ve af ederken, toplumu rahatlatacak ölçü hakkaniyettir. Hakkaniyet; hak ve adalete uygun olarak hareket etmek, doğruluktan, dürüstlükten ve adil olmaktan ayrılmamaktır. Af etmek sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Devletin af edeceği suçlar hususunda bazı kurallar vardır. kişileri, aileleri ve toplumu ilgilendiren ve sonuçları ağır olan suçları, ilgili kişilere, ailelere ve topluma sormadan af edilirse, toplumun sosyal dokusunu bozar, adalet mekanizmasını zayıflatmış oluruz.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.