Okur Postası

Taklitçilik hastalığından kurtulmadıkça ayağa kalkamayız

Gazetemiz okurlarından Alaettin Köksal, "Taklitçilik hastalığından kurtulmadıkça ayağa kalkamayız" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Taklitçilik hastalığından kurtulmadıkça ayağa kalkamayız
-

Alaettin Köksal

Taklitçilik sosyal bir kanser gibi toplumu kuşatınca, fertler ve cemiyetler biz yapamayız edemeyiz hastalığına yakalanmış olurlar. Taklitçilik hastalığına tutulanlar, batı medeniyetini üstün gördüklerinden, ister istemez şer güçlerin modern köleleri haline gelirler.

İslam ümmetinin beyinlerine planlı bir şekilde sokulan taklitçilik hastalığı ülkemizin ve İslam dünyasının, siyasi, sosyal, ekonomik, askeri, hukuki, kültürel, alanlarında ciddi tahribatlar yaptığından müslümanlar öz güvenlerini kaybederek şer güçlerden yardım bekler durumuna düştüler.

Taklitçiliği içselleştirenler, şer güçlerin hastalıklı fikir ve düşüncelerin tesirinde kalarak, kendi öz değerlerinden dini inançlarından ve milli kültürlerinden uzaklaşarak geçmişlerinden utanır hale geldiler. Üzülerek ifade edelim ki, ülkenin ve milletin selameti için, önce ahlak ve maneviyatla işe başlayan milli ve yerli kalkınmaya önem veren, bu uğurda her türlü bedel ödemeyi göze alan ilim ve siyaset erbabı insanlara, şer güçler açıkça, taklitçi yazarlar ve siyasetçiler bilerek/bilmeyerek engel olmaya çalıştılar.

Yakın siyasi tarihimizden örnek verecek olursak, Rahmetli Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın niçin idam edildiğini. Rahmetli Özal ve Erbakan hocanın neden engellendiğini, Rahmetli Eşref Bitlis paşa ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun neden suikastla öldürüldüğünü, Terörist başı Öcalan’ın neden Türkiye iade edildiğini, FETÖ’nün niçin iade edilmediğini, faili meçhul cinayetleri kimler tarafından işlendiğini, Bugün Sayın Erdoğan’a kimlerin niçin muhalefet ettiğini anlamak için birinci şart taklitçilik hastalığından kurtulmaktır.

Taklitçilik hastalığına tutulan aydın yazar, siyasetçi ve bürokratlar, doğru/ yanlış şer güçlerin yaptıkları ve söyledikleri üzerinden konuşarak fikir üretmeye çalışırlar. Mesela, Sayın Erdoğan zalim, katil, darbeci Esat, Sisi ve Hafter’e destek verseydi, içteki iş birlikçiler ve dıştaki şer güçler, koro halinde, halkın seçtiği insanların yanında yer almayan darbecilerle iş birliği yapan bir insan olarak eleştireceklerdi. Sayın Erdoğan, halkın seçtiği dünyanın meşru kabul ettiği liderlere açıktan destek verdiğinde, “Suriye de ve Libya da ne işin var, o ülkelerde kim iktidar gelirse gelsin sen ülkenin menfaatlerini düşünerek katillerle de zalimlerle ve muhaliflerle de görüşmelisin” telkininde bulunuyorlar. Bu ikircilikli tutum taklitçiliğin dışa vurmasıdır.

Materyalistler tarih boyunca müslümanlarla giriştikleri savaşlardan istedikleri neticeyi alamayınca, İslam coğrafyasının ortasına İsrail devletinin kurmak suretiyle, çok kapsamlı bir planlı, fiiliyata adı konmayan üçüncü dünya savaşını başlattılar. Bu savaşın mahiyeti, İslam ülkelerini parçalamak, halklarını birbirine düşürmek için cemaat, tarikat, sendika, dernek, ırk, dil, renk ve bölge ayırımlarıyla, mezhep kavgalarıyla, siyasi ve ekonomik krizlerle vesayet savaşlarıyla ümmet bilincini yıkmak ve zayıf düşürmektir. Milleti sağcı, solcu, komünist milliyetçi, muhafazakâr, milli görüşçü, liberal, ateist, deist, feminist, laik, dinci, gerici, ilerici, yobaz, çağdaş, çağdışı gibi ve benzeri düşüncelere müslümanların İslam kardeşliğini bozmaya yönelik planlı bir savaştır. 

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.