Okur Postası

Tarih şuuru ve yeni nesil

Gazetemiz okurlarından M. Fatih Kahraman, ‘Tarih şuuru ve yeni nesil’ başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Tarih şuuru ve yeni nesil
-

Tarihin geçmişte yapılmış, şu anda elimizde olan ve fakat istikbali gösteren bir dürbün olduğu ifade edilmiştir.

Tanım olarak: “Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan olayları, zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her medeniyeti inceleyen bilim” diye karşımıza çıkmaktadır.

Geçmişimiz hakkında bolca malumat veren tarihimiz, kültürel değerlerimiz ve kadim medeniyetimizin aktarılması bakımından milletimiz için oldukça önem arz etmektedir. Dolayısıyla tarihini bilmeyen bir nesil ve millet varlığını sürdüremez. Bu anlamda milleti bilinçlendirdiğinden ötürü tarih, özellikle şuur kavramıyla birlikte telaffuz edilmektedir.

Tarih şuuru aynı vatan toprağı üzerinde aynı dili konuşan¸ aynı geçmişi yaşamış¸ aynı amaçta birleşen ve insanları birleştiren ortak noktadır. Yani bir vatan içinde yaşanan dil¸ tarih ve ülkü birliğidir. Bu dört husus “Millet” kavramını meydana getirir.

Millet olarak ecdadımız dünyanın birçok yerinde iz bırakmış; kültürel, sosyal ve siyasal açıdan tarihe ciddi kayıtlar düşmüştür. Fakat günümüzün gençlerinin kendi tarihlerini yeterince bildiklerinden emin değiliz. Bunun sebebi de ne orta dereceli okullarımızda ne de üniversitelerimizde gerekli öğretim ve eğitimin yapılmaması; öğrencilerin ders ve sınıf geçmeye odaklanmalarından ve sürekli değişim yaşayan sistemden ötürü tarih şuurunu veremediğimiz açıkça ortadadır.

Piyasadaki bilgi kirliliğinden dolayı çelişkide kalan bu yeni neslimiz tabiri caizse ne İsa’ya, ne de Musa’ya yâr olmadığı gibi Hz. Muhammed’e de yâr olabilmiş değildir. Çok da sağlam olmayan ve aslında bir nevi dayatılan bir tarih olgusuyla karşı karşıya gelen gençler,  günü kurtarmaya yönelik bir çabanın içerisinde bulunmaktadırlar. İşte bu sebepten dolayı da kalkıp geçmişine küfredebilmektedir. Aslında kökünden koparılmışçasına hedefsizce savrulmaktadır.

Ruhsuz bir eğitim ve öğretimle görüntüye yani zahire göre şekillendirilmeye çalışılan bu nesil iç dünyası ham, maneviyatı eksik, irfandan yoksun bir vaziyette uçurulmaya çalışılmaktadır ki bir müddet sonra meydana gelecek olan düşmeyle hayal kırıklığı yaşatabilir.

Tarihçiler arasındaki çelişkiler de oldukça kafa karıştırıcıdır. Kimi Osmanlı geçmişimizi yanlışıyla-doğrusuyla överken cumhuriyet tarihini yermektedir, kimi de tersini yapmaktadır. Son zamanlara kadar okutulan ders kitaplarında geçmişimizden nasıl bahsedildiğini bilen bilmektedir. Bu nedenle kendi tarihi hakkında iyi-kötü anlamda objektif bir biçimde bilgi sahibi olan çok gencimizin bulunduğunu sanmıyoruz.   

Tarih şuurundan yoksun gençlerin mantığına baktığımızda şöyle görüşlerle karşılaşıyoruz: “Geçmiş bir çöplüktür, beni gelecek ilgilendirir.”

“Geçmişe çok takılmayalım, işler olacağına varır.”

“Geçmişe dalarsak günümüzü ve geleceğimizi kaybederiz.”

“Tarih, madem tekerrür edecekse öyleyse tarihin ne önemi olabilir ki?”

“Tarih, tarihte (geçmişte) kalmıştır, önümüze bakmalıyız.”

Peki, durum gençlerimizin bu dediği gibi mi acaba? Şayet öyleyse tesadüfen yaşamaktan ve neticeyi hesaplamamaktan başka bir anlama gelir mi? Böyle bir neslin geleceği fiyasko olmaz mı? Voltaire ne güzel demiş:  “Tarih; kralların, generallerin çiftliği değil, milletlerin tarlasıdır. Her millet geçmişte bu tarlaya ne ekmişse, gelecekte onu biçer.”

Diğer taraftan: “Tarih; okuyana kendi gözünün görme derecesine göre yol gösteren bir kılavuzdur” vecizesi de tarih şuurunun lüzumlu olduğunu vurgulamaktadır. Sonra, tarih öğrenmeyenler istemedikleri tarihi tekrar yaşamak durumunda kalabileceklerinden dolayı pişmanlıklar yaşarlar. İbret almak, hata ve yanlışlarda tekrara düşmemek için tarih şuurunun daha fazla gecikmeden yeni neslimize doğru bir şekilde anlatılıp öğretilmesi gerekir diye düşünüyoruz. Çünkü: “Tarih, geçen zamanların şahididir, onun gerçeklerini aydınlatır, anıları meydana çıkarır, günlük yaşamımıza yol gösterir ve eski zamanlardan bilinmeyen olayları anlatır.”(Cicero)

Netice itibariyle aydınlık bir gelecek için geçmişimizi bilmek elzemdir vesselam.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.