Okur Postası

Tarihi gerçekler ilânihaye gizli kalmıyor!

Gazetemiz okurlarından Nevzat Özpelitoğlu, "Tarihi gerçekler ilânihaye gizli kalmıyor!" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Tarihi gerçekler ilânihaye gizli kalmıyor!
-

Müslüman  Türk  evlâdının hâlâ net olarak ve gerçek anlamıyla bilemediği, anlayamadığı tarihi, ne yazık ki en yakın tarihimizdir. Devlerin cüce, cücelerin de dev olarak gösterildiği dönemleri milletimiz hiç de iyi sıfatlarla anmıyor. Yıllarca adeta suni kahramanlar üretmek için dayatılan, yalanlar ve masallar artık günümüzde yüksek sesle sorgulanıyor. Bu da göstermektedir ki, yalanlarla gerçeklerin bir sepette ilelebet durması mümkün değilmiş!

Yakın tarihimizdeki doğruların anlaşılmaması için çıkarılan kanunlar, koruma ve kollama yasaları bile, gerçeklerin gizlenmesine daha fazla tahammül edemiyor, bir yerlerinden patlıyor, açık veriyor. Tarihe yalan söylettiren zihniyetin kalıntıları ise, hâlâ “gerçekler bilinmesin, insanımız uyanmasın” uğraşındalar. Egemenler tarafından tarihimizin üzerine, “gerçekler bilinmesin” diye örtülmüş olan kara şal, tarihe şahitlik eden ehli namus tarihçilerimiz ve yazarlarımız tarafından bir ucundan kaldırıldıkça, vicdanların sızlamaması mümkün değil. Koparılan yaygaralar, estirilen fırtınalar da hep bu kara şalın kalkmaması, gerçeklerin milletimiz tarafından bilinmemesi için? İstiyorlar ki, cücelerin dev, dev şahsiyetlerin de cüce olarak gösterilme tiyatrosu ilânihaye devam etsin!

Hiç düşündük mü, Hamidiye zırhlımız Rize halkını neden günlerce top ateşine tuttu? Şapka bu kadar önemliyse kanun yapıcıları neden bu kanunu eze eze çiğnerler? İzmir suikastı iddiasıyla 15 gün içinde, güya yargılanıp idam edilen Milli mücadele kahramanı emekli subaylar, Milletvekilleri ve Bakanlar neden hep hain olarak bilinsin isterler? İngilizleri perişan ettiğimiz ve 30 bin İngiliz askerinin kumandanlarıyla birlikte esir alındığı Kut-ul Amare zaferi neden unutturuldu? Bu zaferin kahraman kumandanları kimlerdi? Hukuku guguk haline getiren üç Alilerin istiklal mahkemeleri tiyatrosundan, Şark Fatihi Kazım Karabekir Paşanın bile canını, İsmet Paşanın tavassutu ile zor kurtardığı neden gizlenir?

Birileri hâlâ; Lozan hezimetini kabul etmedikleri için dağıtılan, 1. Meclis Milletvekilleri tanınmasın, Meclis koridorlarında öldürülen Ardahan Milletvekili Halit Paşa cinayeti gizli kalsın istiyorlar. Halit Paşayı kimler neden hastaneye götürmeyip de meclis koridorlarında, masaların üzerinde ölüme terk ettiler? TBMM 1. dönem Trabzon Milletvekili ve Meclisin muhalif kanadına mensup Ali Şükrü Beyin cesedinin Gazinin özel kuvvet kumandanı Albay topal Osman’ın evinin yakınında ne işi vardı?

 Milli mücadele yıllarının önemli bir kahramanı olarak bizzat Mustafa Kemal tarafından Ankara’ya davet edilen ve TBMM’de, Mustafa Kemal dâhil, tüm Milletvekillerinin dakikalarca ayakta alkışladığı, Çerkez Ethem hadisesi ilânihaye hep ezberlettirildiği gibi mi kalsın? Milli kıyamın Anadolu’dan başlatılması emrini veren Sultan Vahideddin kime; ‘’Paşa paşa bugüne kadar vatana çok hizmetler yaptın bütün bunlar şu kitapta yazılıdır. Fakat esas mücadele vatanın kurtulması için şimdi başlıyor” dediği neden gizlenmek istenir? Kimdir bu Osmanlı Paşası? Kaptanıyla, makinistiyle, aşçısıyla, kömürcüsüyle, serdümencisiyle, tayfasıyla, kamarası ve kamarotlarıyla zamanının en iyilerinden olan Bandırma vapurunu, neden yıllarca “külüstür bir taka” gibi anlattılar ve kitaplara yazdırdılar hiç düşündük mü? 23 mürettebat, yeterli erzak, yakıt ve 31 kahraman yolcusuyla beraber, toplam 54 vatanseverle, İstanbul’dan Samsun’a müteveccihen ayrılan Bandırma vapuruna ne oldu?   Mustafa Kemal’in çay içtiği bardaklar, kahve içtiği fincanlar, yemek yediği çatal kaşık ve tabaklar müzelerde itina ile korunurken, Milli mücadele kahramanlarını Samsun’a götüren, Bandırma vapuru neden yok edildi? Savanora yatı Bandırma vapurundan daha mı değerliydi ki hâlâ korunuyor! Tayyip Beye kadar 12’si asaleten 5 tanesi vekâleten olmak üzere 17 tane Cumhurbaşkanı geldi geçti. CHP’nin İsmet İnönü’sü hariç hiç biri “Devlet geleneği” diyerek, Mustafa Kemal’in yerine kendi resimlerini koydurmayı düşünmediler. Böyle bir saygısızlığa gelenek diye tevessül dahi etmediler! Bu çarpık Milli Şef zihniyetinin temsilcileri şimdi de, TBMM’de Mustafa Kemal imzalı ve ay yıldızlı maske takıyorlar. İşleri bitince de hiç utanmadan bu maskeleri TBMM çöp tenekelerine doldurarak, tekraren Mustafa Kemal’e ihanet ve hakaret ediyor, bir nevi provokatörlük yapmaktan da geri kalmıyorlar. Adeta “Mustafa Kemal’e hakaret edilecekse biz ederiz, İhanet edilecekse biz ederiz, sevilecekse de biz severiz” dercesine!.. Bu malûm Milli Şef zihniyeti sahiplerinin yaptıkları, Mustafa Kemal sevgisi midir, Mustafa Kemal’e ihanet midir, yoksa hakaret midir? Anlayan varsa beri gelsin! İşin en garip yanı ise, tüm bu rezilliklerin ardından hâlâ; “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye mangalda kül bırakmıyorlar.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.