Tarih

Tarihte bugün; Kıbrıs feth edildi

Tarihte bugün “1 Ağustos 1571”; tarihinde, Serdar’ı Ekrem Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu tarafından Kıbrıs’ın Fethinin yıl dönümüdür.

Tarihte bugün; Kıbrıs feth edildi
-

Kıbrıs Adası, adını en önemli yer altı zenginliklerinden olan bakır madeninden alır. Doğu Akdeniz’in kuzeydoğu köşesinde bulunan ada Türkiye kıyılarından 70 km. kadar açıkta olup ve 9251 km2 yüzölçümüne sahiptir.

Kıbrıs, Osmanlı Devletinin 11.Sultanı II.Selim Han zamanında 50.000’i aşkın şehit pahasına fethedilmiş olup günümüzde de jeopolitik ve konjonktürel açıdan biz Türkler için asla ihmal edilemeyecek ve ilgisiz kalınamayacak çok önemli bir adadır.

Kanuni Sultan Süleyman Han döneminde haçlılar kendi aralarında ittifak ederek Osmanlı Devletinin üzerine gelseler de perişan olarak Akdenizi terkedip gitmişler ve böylece Akdeniz adeta bir Türk gölü haline gelmişti. Ancak, Kıbrıs hâlâ Venediklilerin elinde idi.

Gerçi Sultan II.Bayezid Hân döneminden itibaren Venedikliler, Kıbrıs için her yıl Mısır Memlukler Devletine ödedikleri 8 bin duka altın değerindeki bir vergiyi Osmanlı Devletine vermeye başlamışlardı. Ancak, Adadaki Venedikliler, Anadolu'nun güvenliğini çok ciddi bir şekilde tehdit etmeye devam ediyordu. Onun için buranın fethine karar verildi.

Hacca giden gemilere ve tüccarlara saldırıyorlardı

Bunun yanında, burada kümelenen Korsanlar, hacca giden gemilere ve tüccarlara saldırıyorlar, zarar veriyorlar ve mallarını da yağmalıyorlardı. Anadolu ve Suriye kıyılarında da tam bir soygunculuk yapıyorlardı.

Kıbrıs’ın ortodoks olan yerli halkı Venedik yönetimince katolik olmaya zorlanıyor, ağır vergiler altında eziliyor ve Venedikliler'in topraklarında angarya usulüyle çalışmak zorunda bırakılıyordu. O Osmanlı Devletinin smanlı Devletinin adâletli yönetimini bilen halk, fırsat buldukça istanbul'a heyetler göndererek kendilerinin bu zulümden kurtarılmasını istiyordu.

Osmanlı Devletinin Girit ve Kıbrıs Adalarına ilgisini gören ve bu iki ada elinden gittikden sonra büyük devlet olma vasfını kaybedeceğini bilen Venedik yönetimi, bir taraftan Osmanlılar'la iyi geçinmeye çalışıyor, diğer taraftan da Avrupa'da Osmanlılar'a karşı girişilen hareketleri el altından destekleyerek iki yüzlü bir politika takip ediyordu

Sultan II.Selim Hân’ın talimatı ile, Sokullu Mehmed Paşa'nın isteksizliğine rağmen, diğer paşaların da müsbet bakışı ve Şeyhülislam Ebussuud Efendinin ode onayıyla Kıbrıs'ın fethi için sefer hazırlığına başlanıldı.

Bu arada Osmanlı Devleti, Kıbrıs Seferi sırasında diğer ülkelerle problem çıkmaması için bir takım siyasî ve askerî girişimlerde bulunmuş; 1568'de Avusturya’yla sekiz yıllık barış, 1569'da Fransayla kapitülasyon ve 1570'te de Rusya’yla dostluk anlaşmaları imzalamıştı.

İstanbul’daki sefer hazırlıklarını farkeden Venedik Elçisi Antonio Barbaro bir yandan durumu Venedik Senatosuna bildirerek önlem alınmasını isterken, diğer yandan da olayı Vezriazam Sokullu Mehmed Paşa nezdinde protesto etti.

11 şubat 1570'de Venedik’e gönderilen Divân-ı Hümayûn Çavuşlarından Kubad Çavuş götürmüş olduğu notayı 18 Mart 1570'de Venedik Senato’suna sundu. Ültimatom niteliği taşıyan notada; "Kıbrıs adası'nın venedik'e 2.000 mil uzaklıkta olduğu, Dalmaçya bölgesinde venedikliler'in Osmanlı sınırlarına saldırdığı, Akdeniz'de tüccar ve hac gemilerine saldıran korsanların Kıbrıs'a sığındığı ve Venedikliler için gereksiz olan bu adanın ellerinde tutulmasının dostluğa sığmayacağı" belirtilerek; "bu gibi olayların önlenmesi ve barışın korunması için teminat olmak üzre adanın Türklere terkedilmesi" istenmekte "aksi halde savaşın kaçınılmaz olacağı" sert bir dille bildirilmekte idi. Ancak Senato bunu reddetti. Kubad Çavuş, senato'nun olumsuz cevabını 5 mayıs 1570'de istanbul'a getirdi. Bu durumun vehametini kavrayan Venedikliler, Avrupa devletleriyle temasa geçerek destek arayışlarına giriştiler. bu teşebbüsler sonunda papalık, Venedik ve İspanya, Osmanlı devleti'ne karşı üçlü bir ittifak yapılmasını kararlaştırdı. Malta şövalyeleri, Sicilya krallığı, Ceneviz cumhuriyeti ve Savva Dükalığı da bu ittifaka birer ikişer gemiyle sembolik olarak katıldı.

Üç filoyla harekat başladı

Bir taraftan diplomatik faaliyetler sürerken diğer taraftan İstanbul'da sefer hazırlıkları bütün hızıyla aralıksız devam ediyordu. Kıbrıs Seferine Serdar ı Ekrem olarak Vezir Lala Mustafa Paşa, tecrübesine binâen de denizdeki donanma faaliyetine Vezir Piyalepaşa tayin edildi.

1570 Mart ayı geldiğinde osmanlı donanması tedarik görüp üç filo halinde Ege ve Akdeniz’e hareket etti. İlk filo Murad Reis komutasında, ikinci filo Piyale Paşa komutasında ve donanmanın en büyük bölümünü oluşturan üçüncü filo da Kaptan -ı Derya Müezzinzade Ali Paşa’nın komutasında idi. Serdar ı Ekrem Lala Mustafa Paşa’nın da bulunduğu son filonun denize açılma törenine sultan II.Selim Han bizzat katıldı.

Böylece 360 gemiyle 60.000 asker çıkartma harekatına başladı. Ayrıca Anadolu kıyılarından, Şam ve Halep'ten de ilave askerler orduya katıldı.

Öte yandan Venediklilerin yanında, diğer Haçlı devletleri olan ve denizcilikte de meşhur olan İspanya, Malta ve Ceneviz 206 gemi ve 36.000 askerle Girit Ada'sından Kıbrıs’ı savunmak için harekete geçtiler. Ancak zaman içinde Venedik kuvvetleri sayısı 100 bine ulaştı.

Magosa Kalesi'nin kuşatması 7 ay sürdü

Türk donanması 15 Mayıs 1570'de İstanbul'dan ayrılmış ve 1 Temmuz'da da Limasol kıyılarına ulaşmıştı. Ertesi gün karaya asker çıkarıldı ve hiç direnmeden Leftari Kalesi alındı ve 9 Temmuz'da da Girne kalesi alındı. Bilahare Lefkoşe kalesi fethedildi.

Fakat Magosa Kalesinin kuşatması tam 7 ay sürdü. Bu kalenin savunmasını Venedikli kumandan Marco Antonio Bragadino yapmaktaydı.

Lala Mustafa Paşa, iyice yıkılan surların üzerinden genel bir taaruz başlatırken 1 Ağustos 1571 sabahı Venedikliler beyaz teslim bayraklarını dalgalandırmaya başladılar ve aynı gün teslim antlaşması imzalandı.

Böylece yaklaşık 1 yıl süren ve 50.000 Osmanlı askerinin şehadet şerbetini içmesine neden olan Kıbrıs tamamen fethedilmiş oldu. Lala Mustafa Paşa bu zaferden dolayı “Kıbrıs Fatihi” olarak anılmaya başlandı.

Lala Mustafa Paşa bu fetihten 9 yıl sonra yine Ağustos ayının ilk haftasında “ 7 Ağustos 1580 “ tarihinde vefat etmiştir. Yani zaferin yıldönümünde ahirete hicret eylemiştir. 

Bilgiler Av. Mustafa Taşbaşı tarafından derlenmiştir...

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.