Okur Postası

Tasarruf ve üretim birbirinden ayrılmaz iki kardeştir

Gazetemiz okurlarından Ali Lale, "Tasarruf ve üretim birbirinden ayrılmaz iki kardeştir" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Tasarruf ve üretim birbirinden ayrılmaz iki kardeştir
-

Ali Lale

Bir ülkenin her yönden gelişmesini, halkın özgürlüğü ve ülkenin bağımsızlığını sağlayacak olan ekonomik özgürlüktür. Bunu da sağlayacak olan tasarruf ve üretimlerimizdir. Tasarrufu gerçekleştirmeden üretime geçemeyiz; o zaman ekonomi duraklamaya ve duraklama sürecinden de çöküşe doğru yol alır. Ekonominin zayıflaması demek Ülkenin bağımsızlığına taviz verme potansiyeline girmiş demektir. Bu da o ülkede ve halk için sürekli karakışın devam edeceği anlamına gelir. Yani bağımsızlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmasıdır.

Bu konu ülkemiz için çok mühimdir. Ülkemizin ekonomik ve siyasi yönde zayıflamasını isteyen ve bunu dört gözle pusuda bekleyen dış güçler ve yerli işbirlikçileri her zaman var olagelmiştir. Bu tehlike ülkemiz için her zaman olmuş ve olacaktır. Bu nedenle toplum ve birey olarak bu konunun önemle üzerinde durulması elzemdir. Eğer toplum olarak özgürce ve şerefle yaşamak istiyorsak, bunun için ülke olarak özveride bulunarak tasarruf yapmak demek zoru başarmaktır. Zamandan, paradan, emekten, araçlardan, yakıttan, enerjiden tasarruf buna benzer birçok kalemden tasarruf yapmak zorundayız. Bir ülke tasarruf yapmadan üretim yapamaz, üretim yapmayınca da pahalılık ve ardında peş peşe sıkıntılar gelir. Üretim demek bağımlılığı minimum seviyesine indirmek veya yok etmek anlamına gelir. Bu yüzden Rabbim bu konuda birçok ayetle inananları uyarmıştır. Dinimizde “Düşmanların silahlarıyla silahlanın” diyor. Bu nasıl olacak? Ekonomik gücün olmazsa bu emri yerine getirebilir misin? Elbette hayır. Emri yerine getirmek için ekonomik güce kavuşmak zorundasınız. İslam dininin emirlerini yerine getirmek, inanların her iki dünyada da güven içinde huzurla yaşamasını sağlayacaktır. Bu yüzden dinimizin her emri hikmetlerle doludur. Siz tasarruf yaptığınız zaman, üretim yapabilirsiniz, üretim yaptığınız zaman ekonomik güce kavuşabilirsiniz. Bu gerçekleşince de düşmanların azalır dostlarınız artar; çünkü güçlü olanın düşmanlığı göze alınamaz. İslam’ın tüm emirleri bizim için hikmetlerle dolu olduğunu söylemiştik, amacı inananların her iki dünyasının da mamur olmasıdır. Güçlü bir şekilde özgürce yaşasınlar, Allah’ın emirlerini yerine getirsinler. Bu döngü devam ettikçe dünyada inananların güçlü ve özgür bir şekilde yaşama olanağı artar. Mazlumlar; onların gölgesinde güvende olacaklar, zalimlere de korku salacaklar. Bunun tersinde ise; panikleyen, korkan, anarşisi eksik olmayan, bağımlı bir ülke konumunda olursunuz. Dikkatle incelediğimizde, güvenli ve mutluluk içinde yaşamak da elimizde; güvensiz, bağımlı ve huzursuz yaşamak da elimizdedir. Tercih bizim yaşam üslubumuzun çizgisine bırakılmıştır. Bununla ilgili canlı bir örnek verebiliriz, gündem tazeyken daha iyi anlaşır. İstanbul seçimi de buna iyi bir örnektir. Sandıkların güvenliği konusunda, dikkat hususunda, daha çok özveride bulunulmuş olunsaydı, yani son derecede dikkat edilmiş olunsaydı; bugün bu sıkıntılar ve belirsizlik durumu meydana gelmeyebilirdi. Seçimler konusunda kötümser düşünülmeyecekti ve kötü niyetlilere de fırsat verilmeyecekti. Ülke olarak tasarruf tedbirleri konusunda gerekli önlem alınmaz ve alınan önlemler uygulamaya geçilmezse eski Türkiye’de olduğu gibi bağımlı olma düzeyimiz çok yüksek olacaktır. Tasarruf tedbirlerine maksimum düzeyde önem verildiği hususa paralel olarak her anlamda üretime geçtiğimiz an ülkemizi çok güzel yarınlar karşılayacaktır. Böylelikle her zaman varolan üst aklın, olumsuz senaryolarıyla bize karşı olumsuz beklentileriyle dolu ümitlerini kırmış olacağız.  Tasarruf ve üretimi iki yönde ele alabiliriz. Birini bireysel diğerini ise toplumsal olarak düşünebiliriz. Bireysel olarak, eve aldığımız ekmekten, mutfaktan malzemelerinden giyime kadar her türlü ekonomi girdi-çıktısından tasarruf kavramına uygun değerlendirilmeli, israftan kaçınmalıyız böylelikle bizi bir başkasına muhtaç olmaktan kurtarmış olacaktır. Toplum olarak üretime geçebilmek için gereksiz şeyleri ve ihtiyaç fazlası olanları kullanmamalıyız. Bu, milli servetin hanesine artış ya da eksi yazılacaktır. Yakın tarihimize baktığımızda IMF bu ülkenin ağası gibiydi. Yöneticilerimiz onları kızdırmamak ve küstürmemek için her türlü şeyi yapıyorlardı ve yapmak zorunda bırakılıyordu. IMF’nin önüne kırmızı halılar serilirdi, neden? Çünkü biz resmen diyoruz ki, biz kendimizi yönetemiyoruz, siz bizi yönetin. Bu bir Ülke için en büyük bela ve zavallılık değil mi? Bunun bir bedeli yok mu? Güçlü bir tarihi geçmişe sahip olan, bir ülkenin bu durumlara düşmesi kadar daha kötü bir durum olamaz.  Bu şekilde bir toplumun gelişmesi, ülke yararına inisiyatif kullanması hep engellenmiştir. IMF ülkenin kalkınması ve gelişmesi için projeden ziyade, sürekli muhtaç olmak için onların yararına ancak bizim zararımıza olan projelerini sunarlardı ve bizi bu projeleri yapmakla mecbur bırakılardı, buna yakın tarihimizde şahit olduk. Sen de muhtaç olduğun için, zehir olsa bile iyileşebilme umuduyla içmek zorunda kalabiliyorsun. Bu bağlamda bugün ülkenin israf kalemlerini devlet olarak belirleyip, bu minvalde önlemler alınmalı ve birey olarak bu konuda bize düşen görevleri de yapmalıyız. Aynı zamanda ülke olarak üretim için gerek devlet gerekse millet olarak büyük bir özveriyle, uygulama noktasında adımlar atmalıyız. Bunları uygulandığımız zaman ülke daha güçlü bir ekonomiye sahip olacaktır. 

Ülkenin güçlü olma noktasında yapacağı tasarruf tedbirlerin başat gücü ve en etkilisi de yönetimin yapacağı tasarruflardır. Yönetimler yerel ve merkezi yönetimler diye ikiye de ayırabiliriz. Ülkenin belkemiğini teşkil eden bu yönetimler, ülkenin menfaatini dikkate alarak tasarruf tedbirleri konusunda çok hassas davranmalılar. Tasarruf ve üretim birbirinden ayrılmaz iki kardeştir. Birinin yokluğu diğerinin de yokluğuna sebebiyet verir. Ülke olarak tasarruf tedbirlerimiz olmaz ve tasarruf tedbirlerine uygulamazsak; tasarrufun tersi olan israf ile karşı karşıya geliriz. İsraf da bizi kula kul edeceğinden yüce Rabbim bu konunun önemini vurgulamak ve gerekli tasarruf yapmamız için ayetleriyle inanlara emretmiştir.

Hepimiz biliyoruz; israf İslam’da haramdır. İsraf bir bireyi ve bir ülkenin kalkınması önünde en büyük engeldir. Ülke olarak ekonomi anlamda gelişmez isek kalkınmış ülkelere her konuda bağımlı oluruz.  “Yiyiniz içiniz; fakat israf etmeyiniz! Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf Suresi 7/31) 

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.