Kültür - Sanat

Topkapı Sarayı Dîvân-ı Hümâyun nedir?

Dîvân-ı Hümâyun, devletin başlangıcından beri Osmanlı hükümdarlarının başkanlığında toplanan bir kuruldur. Peki ama Dîvân-ı Hümâyun hakkında ne kadar bilgi birikimimiz var? Dîvân-ı Hümâyun nedir? Dîvân-ı Hümâyun ne için kullanılır? Dîvân-ı Hümâyun'un özellikleri nelerdir? İşte detaylar...

Topkapı Sarayı Dîvân-ı Hümâyun nedir?
-

Dîvân-ı Hümâyun, devletin başlangıcından beri Osmanlı hükümdarlarının başkanlığında toplanan bir kuruldur. Peki ama Dîvân-ı Hümâyun hakkında ne kadar bilgi birikimimiz var? Dîvân-ı Hümâyun nedir? Dîvân-ı Hümâyun ne için kullanılır? Dîvân-ı Hümâyun'un özellikleri nelerdir? İşte detaylar...

15. ve 16. yüzyıllar boyunca dünyanın yönetildiği bu mütevazı mekân, Saray’ın inşa edildiği dönemdeki ahşap Dîvânhâne’den sonra, 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Üç kubbeden ibaret olan yapı, 1665 Harem yangını neticesinde çok ciddi hasar görmüş ve Kubbealtı kapısı Sultan IV. Mehmed tarafından neredeyse yeniden inşa ettirilmiştir. Kubbealtı’nın dış cephesindeki kitabelerden, yapının daha sonraki dönemlerde de çeşitli tamirler gördüğü anlaşılmaktadır. Geniş saçakları, zarif parmaklıkları ile Lale Devri’nden izler taşıyan  Kubbealtı, derin kubbesi ve geniş pencereleriyle dîvân üyelerine aydınlık ve ferah bir çalışma ortamı sunardı. Kubbealtı’nın avluya bakan dış taraflarını geniş bir revak kuşatır.

Dîvân toplantıları haftada dört gün Kasr-ı Adl’ın (Adalet Kasrı) altında, Kubbealtı’nda yapılırdı. Yanındaki kubbeli mekân Dîvân-ı Hümâyun kalemi, son oda ise belgelerin saklandığı Defterhâne olarak kullanılmıştır.

divan ı hümayun nedir görevi nedir

Fatih Sultan Mehmed devrinden itibaren padişahlar Dîvân-ı Hümâyun’a, yani dünyayı yöneten bu kurula başkanlıktan çekilmişler, toplantı salonundan kafesle ayrılan bir hücrede oturarak müzakereleri takip etmeye başlamışlardır. Padişahların nadiren sesle, daha çok kafese asayla vurarak toplantıyı dağıttıkları bilinmektedir. Dîvân’da alınan kararlar Mühimme Defterlerine yazılırdı.

Dîvân-ı Hümâyun’un ikinci mercii, Bâbüssaâde’nin hemen girişinden sonra yer alan Arz Odası’dır. Arz günlerinde Kubbealtı’ndaki toplantı bitince vezirler burada belirli zamanlarda padişaha lâyiha (kanun tasarıları) sunarlar, sadrazam da telhis (bir sorun üzerine düşünce ve öneriler) sunardı. Padişah onaylarsa kararlar kesinleşir ve uygulamaya geçilirdi. Arzı müteakiben sadrazam Kubbealtı’na gelir, burada kendisini beklemekte olanlar eteğini öperler, daha sonra da defterler mühürlenerek geldikleri dairelere geri yollanır ve herkes dağılırdı.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.