Okur Postası

Türkiye, Ortadoğu ve Arap ülkeleri için bir garantidir

Gazetemiz okurlarından Süleyman Alp, ‘Türkiye, Ortadoğu ve Arap ülkeleri için bir garantidir’ başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Türkiye, Ortadoğu ve Arap ülkeleri için bir garantidir
-

Maalesef her zaman “ben yaptım oldu”cular vardı ve de var olmaya devam edecek. Bunlar ekonomik, medya ve siyasi güçleri sayesinde hiç hesap vermedikleri gibi fütursuzca yaşamaya ve davranmaya devam eden tipler. Ancak inşallah bunların dünya da ve ahirette hesap verecekleri günleri göreceğiz.

Amerika, Irak’a girdi ve neymiş efendim kitle imha silahları varmış. Yıllar içinde bir tane dahi kitle imha silahı bulunmadığı gibi resmi kanallarca da defalarca itiraf edildi. Yine en son Hudson Enstitüsünde yapılan panelde, Irak’ta hiçbir kitle imha silahı bulunmadığı ve Saddam’ın da aşırı dincileri destekleyecek kadar dindar bir kişi olmadığı itiraf edildi. Ancak sonuçta milyonlarca insanın ölümü, milyonlarca insanın göçe zorlanması ve iyi ya da kötü bir otoritesi olan bir devletin komple parçalanması sürecine şahit olduk. Oysa aynı Amerika, 1 yıl öncesine kadar Saddam’ın büyük abisi ve kankası idi. Yapılan zulümler ve tecavüzler ise medya gündemine hiç taşınmadı. Her şey dünya barışı ve dünyanın özgürlüğü içindi ve durum böyleyse yapılan her şey meşru kabul edilmeliydi. Afganistan’a El-Kaide bahanesiyle giren aynı Amerika orada taş taş üstünde bırakmadı ve sonuçta ikiz kulelere yapılan saldırılarda istihbaratın bir yere kadar duruma göz yumduğu ortaya çıktı. İspat edilememiş olsa da belki saldırıların arkasında yine Amerikan istihbaratı vardı. Çünkü yapılacak saldırı hem dünya hem de kendi kamuoyuna meşru gösterilmeliydi. PKK’nın Irak ve Suriye uzantılarını farklı isimler altında, sürekli destekleyen aynı Amerika onları Kürtlerin temsilcisi olarak lanse etmeye çalışsa da aslında buna kendi halkı bile artık inanmıyor. Bin yıllık bir köklü devlet ile dost olmak yerine üç beş çapulcuya tetikçilik yaptırmak ve onları kullanmaya kalkmak hangi salak ajanın, hangi ahmak komutanın, hangi iş bilmez yöneticinin fikriydi bilinmez ama Obama sonrası devreye sokulan bu plan halen daha uygulanmakta. Trump her ne kadar değişken karakterli hızlı ve sert çıkışlar yapan biri olsa da birçok şeyin farkında olduğuna eminim. Ancak kendi iç dinamiklerine, ordu ve istihbarat üçgenine karşı çıkmakta zorlandığını düşünüyorum.

Libya’yı da paramparça eden Batılı ülkeler ve Amerika şimdi köşelerine oturmuş, kimseye hesap vermeden ben yaptım oldu der gibi, gibi kıs kıs gülüyorlar.

Krizdeki Avrupa ülkeleri İtalya, Fransa, İsviçre dağa taşa attıkları süresi dolmak üzere olan eskimiş füzelerin parasını, kat be kat fazlasını

Libya’ya fatura ederek krizden çıktılar. Eee ne güzel hayat ben yaptım, oldu. Rusya Suriye limanlarına çöktü, sıcak denizler hayalini gerçekleştirdi. Amerika, Irak ve Suriye petrollerini sözde düşmanı olan kankası Rusya ile paylaştı. İsrail, Mezopotamya’nın istikrarsızlaştırılması için el altından destek verirken, büyük abisi Amerika ile her zaman iyi ilişkilerine devam etti. Yunanistan, Amerika, Avrupa ve İsrail’i arkasına alarak Türkiye ile restleşmeye çalışarak, mevcut krizden çıkma yolları ararken, kendi içinde halktan oy alma politikasını Türkiye’ye hakaret ve dayılanmak olarak çizmiş durumda. Yunanistan enteresan bir ülke ve Osmanlı’dan ayrılalı yıllar olmasına rağmen ciddi bir devlet politikası üretememiş durumda.

Yunan halkı da yöneticilerinin ne kadar beceriksiz, dirayetsiz, ekonomik açıdan başarısız olmalarına bakmaksızın Türkiye’ye en çok rest çeken kişileri başkan seçmekte ısrarlı. Ancak Yunanistan da akıllı, aydın ve gerçekleri gördüklerini bildiğimiz kişiler yok değil. Bu arkadaşların daha cesur bir şekilde seslerini çıkarması ve konuşması gerekir kanaatindeyim.

Türkiye ise uluslararası arenada aktif bir aktör olma yolunda ilerliyor. Suriye, Irak, Libya, Akdeniz çok aktif sahalarımız olmakla birlikte bu aktif sahaların daha da fazlalaşması gerektiği kanaatindeyim. Bu harekatları ekonomik olarak bir külfet olarak görmemek gerek, aksine bunlar bize ilerleyen zamanda ciddi dostluklar, ticari gelirler olarak geri dönecektir. Bütün dünya gündemini korona ile meşgul ederken, biz çalışmalara ve uluslararası dostluklara hız vermeliyiz.

Buradan Suudi ve Arap Emirliklerine de seslenmek istiyorum. Bizler, aynı geçmişi paylaşmış, yüzyıllar boyunca aynı bayrak ve aynı din altında yaşamış milletleriz. Bizleri milliyetçilik yalanıyla bölüp parçalayan Batı dünyası, şimdi sizleri kendilerine entegre edebilmek için, kendi uydurdukları  milliyetçilikten vazgeçirtip; küreselci, ırksız, milliyetsiz ve dinsiz global yaşantılı toplumlar oluşturmaya çalışıyor. Oysa aynı Amerika ve Avrupa, bütün filmlerinde kötü karakter olarak Arapları kullanmıyor mu? Orayı burayı bombalayan, manyak ve psikopat Araplar, o güzelim ezan sesleri arasında toplum bilincine ve bilinçaltına düşmanlık tohumları ekmek için kullanılıyor.

Çok sevdiğiniz dostluğuna önem verdiğiniz Batı dünyası, sizin ekmeğinizi bölerek kendine pay aldığı için sizi cilalayıp, allayıp pulluyor. Siz milyon dolarları ultra lüks arabalara ve gökdelenlere harcarken, Batı bundan pek memnun bir şekilde size başka nasıl para harcattıracağını çoktan düşünmeye başladı bile. Arap dünyası, Batının elinde bir kukla olmaktan öteye geçemiyor. Araplar asil ve kaliteli millettir ancak bugünlerde ki basiretsizliği anlamakta zorlanıyorum.

Osmanlıyı ve bizi iyi tanıyan her Arap kardeşimiz çok iyi bilir ki bizde çok sert sınırlarda milliyetçilik olgusu yoktur ve ümmetçilik, aksine din ve kardeşlik olgusu her aşırı milliyetçinin dahi, içinde yeşermiştir. Osmanlıya ve paşalarına hırsız diyen bazı tarih bilmezler ise yine o bazı tarihi eserlerin yağmalanmasını önlemek için İstanbul’a getirildiğini çok iyi bildikleri halde, maalesef gerçeği gizliyorlar.

Saddam’ın sarayı talan edilmedi mi, Mısır piramitleri dahi talan edilip İngiltere’de ve Amerika’da müzesi kurulmadı mı? Rahmetli Kaddafi’nin her şeyi talan edilmedi mi? Ne kaldı onlardan ve tarihi eserlerden geriye?

Türkiye Ortadoğu ve Arap ülkeleri için bir garantidir ve bunun kıymetini bilmek gerek ve el ele verirsek, İslam ruhu ve kardeşlik bilinciyle bizlerin yapamayacağı hiçbir şey, başaramayacağı hiçbir hedef yok Allah’ın izniyle.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.