Dünya

'Ümmet kendisinden olmayan liderlerden kurtulmalı'

Kudüs Uzmanı Musa Biçkioğlu, “Özellikle Ortadoğu’da bulunan İslam ülkelerinin bağımsız olduklarını kabul etmek çok zordur.” İfadelerini kullanarak, ümmetin kendisinden olmayan liderlerden kurtulması gerektiğini söyledi.

'Ümmet kendisinden olmayan liderlerden kurtulmalı'
-

 Mehmet Özmen - Ankara   yeniakit.com.tr 

Arap Birliği tarafından, Uluslararası topluma İsrail zulmü ve baskısına karşı Filistin halkının haklarını koruma çağrısı yapıldı. Kudüs Uzmanı Musa Biçkioğlu, ‘Nekbe’nin 71.yılı dolayısıyla yeniakit.com.tr’ye Filistin’de yaşanan gerçekleri anlatmaya devam ediyor.

“71 yıldır Filistin’de kardeşlerimiz, İsrail’in zulmüne maruz kalıyor”

- ‘Nekbe’nin yani İsrail’in Filistin’i işgalinin bugün 71.yılı. Neler söylemek istersiniz?

Siyonist İsrail’in 15 Mayıs 1948’de tarihi Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesi, Filistin halkı tarafından Büyük Felaket anlamına gelen Nekbe olarak adlandırılıyor. 71 yıldır Filistin’de yaşayan kardeşlerimiz, İsrail’in zulmüne maruz kalıyor ve maalesef dünya yaşananlara karşı sessizliğini koruyor. Gazze’de Müslümanlar bugün de ambargoyla karşı karşıya ve oradaki insanlar maalesef büyük zorluklar yaşıyorlar. Filistin sorununa ilişkin çok şükür Türkiye’nin yüksek perdeden sesi çıkıyor.

“ABD’nin ‘Yüzyılın Anlaşması’ adaletsiz bi anlaşmadır”

- ABD’nin sözde ‘barış planı’ olarak açıkladığı ‘Yüzyılın Anlaşması’ nı nasıl değerlendiriyorsunuz?

‘Yüzyılın Anlaşması’ diye takdim edilen ve daha çok hak gaspı ve toprak işgali, hatta mevcut durumdan daha geriye düşürülecek bir Filistin toplumu hedeflenmektedir. ABD’nin anlaşması, ‘barış’ değil işgali artırma anlaşmasıdır. ABD’nin planı Filistin açısından adaletsiz ve hukuksuz bir plandır.

“Milyonlarca Müslümanın kalbi Kudüs için atıyor”

- Filistinlilerin haklarını gözeten daha adil bir planın yapılması mümkün değil midir?

İslam coğrafyamızda yaşayan milyonlarca Müslümanın gönlü ve kalbi Kudüs için atıyor fakat liderleri halkların sesine, tepkisine, mazlumların çığlıklarına kulaklarını tıkıyorlar, gözlerini kapatıyorlar. Ortadoğu’ya barışın gelmesi için Filistinlilerin haklarını gözeten adil bir planın ortaya koyulması zaruridir. Uzun zamandan beridir uğrunda çalışılan İsrail’in mevcut durumunun daha da güçlendirilmesinin veya Filistinlilerin daha da müşkül duruma düşürülmesinin ortamını yakaladıklarına inanıyorlar. Zira siyasi manada İslam dünyasının mevcut hali içler acısı bir vaziyettedir. İslam dünyasının mevcut hali, hem batıya hem de İsrail’e daha fazla zulüm ve gasp yapma olanak ve fırsatını tanımaktadır. Bu sözleşmede maddelerin her biri ayrı ayrı konuşulabilecekse de, bir Filistin devletinden söz edilmemesi, yakın zamanda ABD’li bir yetkilinin ağzından iki devletli bir çözüm öngörülmediği dolayısıyla var olan yapının tamamen ve sadece İsrail adına ”meşru” bir oluşum hedeflendiğidir ki, bundan büyük bir musibet düşünülemez.

“İslâm ümmetinin kendisinden olmayan liderlerden kurtulması gerekiyor”

- İslam ülkelerinin Kudüs’te yaşananlara ilişkin suskun kalmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özellikle Ortadoğu’da bulunan İslam ülkelerinin bağımsız olduklarını kabul etmek çok zordur. Libya, Cezayir, Tunus, Mısır, Yemen, Irak ve Suriye başta olmak üzere mevcut tablo İslam dünyasının durumunu iyi anlatıyor olmalıdır. Başta Mısır ve B.A.E. olmak üzere geriye kalan ülkelerin ABD ve İsrail ile aynı yönde hareket etmeleri, bağımsızlıkları konusunda şüphelere mahal vermektedir. Aslında bir başka deyişle iktidarlarını ABD ve Batı’nın onay ve himayesine bağlı bu devletlerin ne vatan, ne millet, ne ümmet, ne insanlık, ne Filistin, ne de Kudüs gibi bir davalarının olmasını beklemek doğru değildir. Dolayısıyla İslâm ümmetinin kendisinden olmayan yönetim ve liderlerden kurtulması sorunun çözümü yönünde anahtar rolüne sahiptir.

“Türkiye’nin Filistin’e ilgisi hiçbir zaman azalmamıştır”

- Türkiye-İsrail ilişkilerini gelinen noktada nasıl okuyorsunuz?

Türkiye hem tarihsel, hem kardeş hak hukuku bağlamında üzerine düşeni yapıyor. İsrail, karşılarında duracak ve tepki gösterecek en önemli kayda değer ülke ve gücün Türkiye olduğunun farkındadır. Türkiye İsrail İlişkileri kötüye gitmiştir ama daha da kötüye gitme potansiyeline de sahiptir. İsrail’in yanında duran gerek batı gerek orta doğudaki ülkelerin tümünün Türkiye ye karşı adeta şer ittifakı kabilinden bir ittifak çizgisi üzerinde birlikte hareket ediyor olmaları tabloyu bizlere net olarak göstermektedir. 28 Şubat darbe sürecinin haricinde Türkiye Filistin’e hiçbir zaman ilgisiz kalmamıştır. Türkiye sürekli İsrail’e karşı Filistin’in yanında olmuştur.  Bölgede etkin bir güç olan Türkiye’nin tarihsel tecrübesinin ve medeniyet bağlamında tevarüs ettiği sorumluluğun bir gereği olarak İsrail’e tepki gösterdiği veya gelecekte İsrail’in atmak istediği adımları onaylamamak yönünde gayret edeceğini de kestirmek pek zor olmazsa gerek.

‘Yakın gelecekte dengeler değişebilir…’

- Türkiye Filistin’e yönelik bu aşamadan sonra neler yapabilir?

Türkiye’nin tek başına halledeceği bir sorun olmamakla birlikte Filistin davasında tarihsel misyonuna hakka ve vicdana uygun davranıyor olması önemli bir durumdur. Gerçekte de zalime korku mazluma ümit bir duruş sergileyen Türkiye bu açıdan vicdani manada tarihe kayıt düşmektedir. Mesela ABD elçiliğinin Kudüs’e taşınması konusunu Birleşmiş Milletlere taşıyarak İsrail ve ABD’nin aleyhine karar çıkarttırması yine İslam İşbirliği Teşkilatını toplayarak Kudüs’ü Filistin devletinin başkenti olarak oybirliği ile tanınmasını sağlaması sadece tarihe not düşülmüş olarak değerlendirmemek gerekir. Yakın gelecekte dengelerin değişmesi durumunda, Türkiye’nin önderliğinde alınmış kararların hayata geçirilmesi gibi bir talep gündeme gelecektir. Türkiye’nin gerek İslam ülkelerinden, gerek anti Amerikancı ve anti emperyalist ülkeler ve Yahudilerin Kudüs’teki egemenliğini tanımayan ve tanımak istemeyen Hıristiyan ülkelerden oluşacak belki de modern bir Hılful-Fudul hareketi sayılabilecek hakkı müdafaa bloğuyla daha etkili işler yapabilecektir.

“İsrail Ramazan’da dahi Gazze’yi ve Mescid-i Aksa’yı hedef alıyor”

 - Siyonist İsrail özellikle her Ramazan da neden Filistin e saldırıyor. Ramazan ayı üzerinden İslam dünyasına mı mesaj verilmek isteniyor?

İsrail tiyniyetini, zihniyetini, düşünce ve akidesini uygulayarak ortaya koymaktadır. Bu katliamları yaparken kendilerini korudukları yalanını atmaktan da geriye durmuyorlar. Hem hırsızlık yapacaksın, hem evini soyduğun kişiyi katledeceksin ve bunlar yetmiyormuş gibi soyduğun ve öldürdüğün kişiyi de saldırgan diye takdim edeceksin. Kendi yaptıklarının tümünü de nefsi müdafaa diye tanımlayacaksın. Yetmiyormuş gibi, utanmayan ar etmeyen egemen güçler tarafından tepki yerine takdirle karşılanacaksın. İsrail’in Ramazan ayında Gazze’ye ve her gün Mescid-i Aksa’ya saldırması pervasızca gözlerini kan bürüdüğünün en ala göstergesidir. Mescid-i Aksa gibi Âlem-i İslâm’ın Harem-i Şerif’ine saldırması aslında bizlere İsrail’e verilmesi gereken cevabın ne olması gerektiğini de göstermektedir.

İsraile sormak lazım, evine girmiş hırsıza ne denmeli?

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.