Gezi

Urfa'ya doyum olmaz

N’apın yapın, illâ bir gidin, görün Şanlıurfa'yı...

Urfa'ya doyum olmaz
-

Şanlıurfa’nın mimarisinin Anadolu’da kendine has apayrı bir konumu vardır. Bu mimari yörenin iklim şartlarına olduğu kadar yüzyıllar boyunca süre gelmiş bir hayat tarzına da bağlıdır. Buradaki sivil yapılanma İslamî kurallara uygun bir hayat tarzıdır.

Bunun sonucu olarak kalın taş duvarlar, düz damlar ve tonozlu kemerlerden oluşan evlerde Osmanlı mimarisinin de etkisiyle sofa ve avlulu yapı tiplerini de ortaya çıkarmıştır. Osmanlı mimarisinin tipik örnekleri arasında yer alan harem ve selamlıklı evler burada ayrı ayrı yapılar olarak tasarlanmıştır. Böylece bu iki ayrı yapı aynı avluda bir iç kapı ile birbirlerine bağlanmıştır. Bazı örneklerde ise harem ve selamlık bir duvarla birbirlerinden ayrılmış, sokaktan ayrı kapılarla içeriye girilmektedir. Günümüzde ise bu evler ayrı yapılar olarak düşünülmektedir. Bir bakıma bu tür evler kendilerine has birer küçük saray olarak da düşünülmelidir. Dıştan yalın görünümlerine rağmen içeriden zengin bezemeli bir görünüme sahiptirler.

Sponsorlu

Şanlıurfa evleri bazalt taş döşeli dar sokaklara kapalı yüksek duvarlıdır. Bu yapılanmada korunma amacı da ön plana çıkmıştır. Sokağa taşan ikinci katlarda çardak köşk ismi verilen bölümler sokağın büyük bir bölümünü de üstten kaplamıştır. Kabaltı denilen sokağın bir bölümünü örten bölümler Tetirbe olarak isimlendirilen çıkmalarla dışa taşırılmışlardır.

Şanlıurfa, Yusuf Paşa Mahallesi Vezir Hamamı doğusundaki Zincirli Sokak ile Yıldız Meydanı'nın kuzeydoğusundaki Yorgancı Sokak’ta bu özellikleri yansıtan yapılanma görülmektedir. Sultan Hamamı'ndan Kale Boynu'na çıkan Hacı Abo Yokuşu üzerindeki meşhur Hacı Abo Kabaltısı, şehirde çok sayıda karşılaşılan kabaltıların en uzun görünümlü olanıdır. Ayrıca Horoz Tetirbesi, Reji Tetirbesi, Bekmez Tetirbesi de Şanlıurfa’da günümüze gelebilmiştir. Bidik Meydanı, Karpuz Meydanı, Hokka Meydanı, Bıçakcı Meydanı, Ellisekiz Meydanı, Türk Meydanı gibi meydanlar da sokakları birbirine bağlayan önemli kavşak noktalarıdır.

Urfa halkı misafirperverdir. Misafirler Urfa’ya geldiklerinde yakın ilgi görürler. Urfalı, “kerıp/garip” dediği yabancıları sofrasında ağırlamaktan zevk duyar. Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde, Urfa’dan bahsederken “içinde oturan halkının iyi huylu, hünerli kişiler” olduğunu anlatır. Hele halkının son derece yabancı dostu ve gönül alıcı, son derece konuksever kimseler olarak, gece ve gündüz sofralarında misafirsiz yemek yemediklerinden sitayişle söz eder ki, evet aynen bugün de öyledir.

Şanlıurfa’nın ünlü kubbeli evlerinden söz etmeden, gidip görmeden geçip gitmek olmaz. Bu evler bugün bir dünya kültür mirası olarak korunuyor. Üzerlerine titreniyor. Yazın serin, kışın sımsıcak bu evlerin işte içten ve dıştan iki görüntüsü..

 

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.