Medya

Uzman isimden çarpıcı uyarı: Bu bir işgaldir

Toplumu tehdit eden denetimsiz yayınlara ilişkin yeniakit.com.tr’ye konuşan Uzman Klinik Psikolog Mikdat Ertem, “Bu bir işgaldir. Topla, tüfekle gerçekleştiremedikleri hedeflerine; sosyal medya, internet, televizyon ve benzeri araçlarla ulaşmaya çalışıyorlar." dedi.

Uzman isimden çarpıcı uyarı: Bu bir işgaldir
-

 Oğuzhan Çağlar  Yeniakit.com.tr 

Uzman Klinik Psikolog Mikdat Ertem yazılı ve görsel medyada yer alan denetimsiz yayınların tehlikelerini yeniakit.com.tr’ye değerlendirdi. Ertem, “Gelenekler, görenekler, hatta inançlar dinamitleniyor. Bunlar, çizgi filmler yoluyla, çocukluktan başlıyor. Bütün dünyada, kadın ve erkek cinsiyetlerinin dinamitlenmesiyle birlikte ‘cinsiyetsizleştirme’ yönünde bir manipülasyon söz konusu. En büyük hedef ise çocuklarımız.” diye konuştu.

“RTÜK, aile ile alakalı olan bir çok diziye müdahale etmelidir!”

“11-12 yaşına kadar çocukların teknolojik aletlere muhatap edilmesi, beklentilerin çok daha ötesinde zararlar vermektedir.” diyen Ertem, şunları söyledi: “Günlük belli saat dilimleri içinde, faydalı alanlarda teknolojiden yararlanılabilir. Bunun dışında çocukları sürekli olarak o aletlerle muhatap etmek, çocukların gelişimine ciddi anlamda zarar verir. Dışarıdan, olumsuz/sübliminal bir takım mesajlarla veya suistimal edilecek bir şekilde farklı biçimlerde çocuklar etkilendirilebilirler. RTÜK’ün her şeyden önce, aile ile alakalı olan ve ciddi anlamda denetimsiz bir çok diziye müdahale etmesi gerekir. Ailenin; annenin, babanın, çocukların, kısacası bütün sülalenin bir arada seyrettikleri ve neredeyse bağımlı oldukları diziler var. Çocuğun, anne ve babanın güveniyle beraber muhatap olduğu şeylerin ele alınması gerekiyor.”

“Alınan önlemler yeterli değil!”

Psikolog Mikdat Ertem, yayınların denetlenmesinde yetersiz kalındığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de yayında olan bütün programların, RTÜK tarafından ciddiyetle ve uzmanlarıyla birlikte ele alındığını düşünmüyorum. Alınmaya çalışılan önlemleri de yeterli bulmuyorum. Bir hukukçunun samimiyetle görev başında olması yeterli değildir. İşin iç dünyasında, teknik anlamda gizli birçok subliminal mesaj var. ‘Bakıyoruz ve denetliyoruz’ diyen insanların, bu mesajları anlayacak, algılayabilecek, yorumlayabilecek; neyin yararlı, neyin zararlı olduğunu tespit edebilecek, konuyla alakalı, bağlantılı derin boyutu anlayabilecek psikologlar ve sosyal bilimcilerden oluşması gerekiyor. Arkadaşlarımızın iyi niyetli çalışmalarını saygıyla karşılıyorum ama yeterli değil.”

“Gelenekler, görenekler, hatta inançlar dinamitleniyor”

Çocuğun, gördükleriyle, öğrendikleriyle, muhatap oldukları ve muhatap edildikleriyle karakter ve kimlik öğretileri geliştirdiğini vurgulayan Ertem, ifadelerini şöyle sürdürdü: “Karakter ve kimlik, toplum içindeki öğrenmelerle şekillenir. Özellikle son dönemlerde, çizgi filmlerle beraber çocukların cinsel eğilimlerine, toplumun yerleşik örf ve ananesi, kültür, kimlik ve değer yargılarına ciddi bir saldırı var. Gelenekler, görenekler, hatta inançlar dinamitleniyor. Bunlar, çizgi filmler yoluyla, çocukluktan başlıyor. Bütün dünyada, kadın ve erkek cinsiyetlerinin dinamitlenmesiyle birlikte ‘cinsiyetsizleştirme’ yönünde bir manipülasyon söz konusu. En büyük hedef ise çocuklarımız. Bu manipülasyonlar cep telefonlarıyla, bilgisayarlarla, internetle, dizilerle, bir takım bilgisayar oyunlarıyla yapılıyor. Olay ciddi anlamda devasa bir problem.”

“Bu yayınlar sadece Türkiye’nin değil, insanlığın da problemidir!”

“Hükümetin de desteklediği büyük derneklerin de içlerinde bulunduğu bazı oluşumlar, aslında farkında olmadıkları bir suistimalin içindeler.” ifadesini kullanan Ertem, sözlerine şöyle devam etti: “Biz bunlarla ilgili teknik raporlamalar yapıyoruz, analizler yapıyoruz ancak bir şey yapılamıyor. Neden yapılamıyor? Çünkü bu bir işgal. Topla, tüfekle yapılamayan şey, aileye ve çocuklarımıza, sosyal medya, internet, televizyon ve benzeri araçlarla çoktan yapılmaya başlanmıştır. Karakter ve kişilikler, eğilimler, yönelimler hatta kimlik ciddi anlamda etkilenmeye başlamıştır. Bu problem, bana göre sadece Türkiye’nin değil, insanlığın çok büyük bir problemidir. Bu problemin arkasında büyük, kaotik çeteler var. Yaşananlar büyük bir siyonist propaganda ve manipülasyondur. Bu çaba, sistematik, kontrollü ve uluslararası düzeyde, aşama aşama geliştirilen bir çabadır; insanların tamamını cinsiyetsizleştirmeyi ve bir şekilde karakterlerinden, kimliklerinden, geleneklerinden, göreneklerinden hatta inançlarından alıkonulmuş, yönetilebilir, güdülebilir, kontrol altına alınabilir, aidiyetleri olmayan, değer yargıları olmayan, inançları olmayan bir dünya vatandaşı oluşturma çabasıdır.”

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.