Gündem

Uzmanlar tehlikenin boyutunu açıkladı! ‘Harekât yapılmazsa Türkiye parçalanır’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin Suriye’de PKK/PYD’nin kontrolündeki Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon açıklamasını değerlendiren uzmanlar, “ABD, PYD’yi bölgedeki hedeflerine ulaşabilmek için bir maşa olarak kullanmaktadır. Fırat’ın doğusuna yapacağı operasyon Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye’nin girişeceği en uzun soluklu askeri operasyon olacaktır. Bu harekât yapılamazsa, Türkiye parçalanabilir” yorumunda bulundular.

Uzmanlar tehlikenin boyutunu açıkladı! ‘Harekât yapılmazsa Türkiye parçalanır’
-

 Murathan Seyitoğlu  yeniakit.com.tr 

Uzmanlar, Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’ne (ANKASAM) Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik planladığı operosyana ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundular.

“Türkiye ABD ve Rusya ile pazarlığa oturdu”

Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna planladığı operasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Kültür Üniversitesi Devletler Hukuku Profesörü Hasan Köni, “Fırat’ın doğusu konusunda yapılan müzakereler bir alışveriş ilişkisine benzer. Teşbihte hata olmaz. Alışveriş esnasında taraflar, 100 TL’lik bir malın 150 TL olduğunu söylerler. Ancak anlaşma sağlanamazsa, söz konusu malın fiyatı 100 TL’nin de altına düşebilir. Türkiye de karşı tarafı ikna etmek için mevcut durumun en uç noktasını belirleyip pazarlığa oturmuştur. Rusya ve ABD’yle görüşülmüş, yapılacak harekâtın kapsamında anlaşılmış ve kamuoyuna da bu operasyonun sinyali verilmiştir. Benim düşünceme göre, Suriye’nin kuzeyine tamamen girip, oradaki ABD destekli oluşumların hepsini bir kenara itmek ihtimal dâhilinde değildir. Eğer bu yapılırsa, bu durum karşılıklı tavizlerin verildiğinin göstergesi olacaktır.” şeklinde konuştu.

“Suriye Krizi’nde İsrail faktörü göz ardı ediliyor”

Terör örgütü PKK/PYD’den bölgenin temizlenmesi için çok büyük bir operasyonunun düzenlenmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Köni, sözlerini şöyle tamamladı:

Böylesi bir adım, büyük tavizlerin verilmesi demektir. Tarafların risk alarak ciddi tavizler vermesi mümkün değildir. Öte yandan Suriye Krizi’nde göz ardı edilen İsrail faktörü de vardır. Tel Aviv, bahse konu ülkenin toprak bütünlüğüne karşıdır. Çünkü Suriye eski haline dönerse, İsrail bundan olumsuz etkilenecektir. Bu nedenle de taraflar arasında nasıl bir anlaşma olduğu hala belirsizliğini korumaktadır. Ancak Erdoğan’ın açıklamaları, bölgeye bir operasyonun gerçekleştirileceğini ve bu konudaki tavrımızın net olduğunu göstermektedir.

“Trump yönetimi, Güvenli Bölge meselesini gündeme getirdi”

Türkiye’nin ABD ile güvenli bölge konusunda anlaşmaya varamadığını belirten ANKASAM Türk Dış Politikası ve Uluslararası Güvenlik Danışmanı Dr. Emre Ozan, “İlginçtir ki; S-400’lerin sevkiyatının başladığı sırada Trump yönetimi, Türkiye’ye yönelik yaptırımlar konusunda sessiz kalmış ve Güvenli Bölge meselesini gündeme getirmiştir. Bunun ardından da yoğun bir diplomatik temas başlamıştır. Bu durum, Türk-Amerikan ilişkilerinin S-400 meselesine indirgenemeyeceğini göstermektedir.” şeklinde konuştu.

“Türkiye ve ABD prensipte uzlaşıya varmış durumda"

Türkiye - ABD arasında karmaşık bir ilişkinin varlığına dikkat çeken Dr. Emre Ozan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Suriye özelinde bakıldığında, iki tarafın hem çatıştığı hem de ortak çıkarlarda birleştiği konuların olduğu görülüyor. Güvenli Bölge tartışmalarında da Türkiye ve ABD prensipte uzlaşıya varmış durumdadır. Trump’ın Suriye’deki Amerikan askerlerini çekeceğini açıklamasından bu yana, söz konusu bölgenin oluşturulması için yapılan görüşmeler devam etmektedir.

“Ankara, PYD’nin bölgeden tamamen temizlenmesi konusunda ısrarcı”

Türkiye ile ABD arasında 3 konudaki anlaşmazlıklarının sürdüğünü belirterek “Bunlar bahsi geçen bölgenin derinliğinin ne kadar olacağı, kim tarafından kontrol edileceği ve terör örgütü PYD’nin bahsi geçen bölgeden tamamen çıkıp çıkmayacağıdır. Türkiye açısından bölgenin derinliği müzakere edilebilir. Kontrolün Türk ve Amerikan askerleri arasında nasıl paylaşılacağı da pazarlık konusu olabilir. Ancak Ankara, terör örgütünün söz konusu bölgeden tamamen temizlenmesi konusunda ısrarcıdır. ABD’nin bu konularda sunduğu teklifler ise Türkiye’yi tatmin etmekten uzaktır. Bu nedenle de Ankara, Fırat’ın doğusuna gerçekleştirilecek operasyonu gündemde tutmaktadır. Askeri anlamda hazırlıkların tamamlandığı ve operasyona her an başlanabileceği, Erdoğan tarafından da ifade edildi. Müzakerelerden bir sonuç çıkmaması halinde Türkiye, bu operasyonu gerçekleştirecektir. Ancak Türk ve Amerikan heyetleri arasındaki görüşmeler, birkaç gün daha sürebilir. Bu görüşmelerin sonucuna göre, Türkiye’nin tavrı da netleşecektir.” şeklinde konuştu.

“Kurtuluş Savaşı’ndan sonra en uzun soluklu askeri operasyon olacak”

Dikkat çeken ifadelerde Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yapacağı operasyonu değerlendiren Güvenlik ve Strateji Uzmanı Abdullah Ağar,Fırat’ın doğusuna yapacağı operasyon Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye’nin girişeceği en uzun soluklu askeri operasyon olacaktır. Teröristlerin direncine ve onları koruyan küresel güçlerin refleksine bağlı olarak sert bir mücadele olacaktır. ABD’nin örgüt üzerindeki himayesini devam ettirmesiyle, çok farklı senaryolar oluşabilir. Türkiye’nin ise harekâtı gerçekleştirirken kullanabileceği yarma, kuşatma veya mızrak olarak adlandırılabilecek çeşitli stratejileri bulunmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bu harekât yapılamazsa, Türkiye parçalanabilir”

Fırat’ın doğusuna yönelik operasyonun Türkiye açısından mutlaka gerçekleştirilmesi gerektiğini söyleyen Abdullah Ağar, sözlerin şu şekilde tamamladı:

“Bu harekât yapılamazsa, Türkiye parçalanabilir. Bu bir mecburiyettir. Türkiye’nin 35 yıllık terörle mücadele tecrübesi vardır. Söz konusu örgüt, Suriye ve Irak’ı parçalayacak bir güç bulursa, nihai olarak Türkiye’ye de yönelecektir. Dolayısıyla Fırat’ın doğusundaki terör organizasyonu, bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve Türkiye, Suriye, Irak ve İran’ı bölmek istemektedir. Türkiye ise bölgede oynanan bu oyunu bozacaktır.

“ABD’yle yapılan müzakerelerden sonuç alınamadı"

Fırat’ın doğusuna ilişkin yapılması düşünülen operasyona ilişkin bir değerlendirme de Emekli Büyükelçi Umut Arık’tan geldi. Arık, “Türkiye, bir süredir Fırat’ın doğusu ve Münbiç konusundaki gelişmeleri sabırla beklemiştir. Ancak ABD’yle yapılan müzakerelerden sonuç alınamamıştır. Bu nedenle de daha fazla vakit kaybetmeden bölgeye yönelik operasyonunun gerçekleştirilmesi gerekmektedir.” şeklinde konuştu.

“I. Dünya Savaşı’nda cetvelle çizilen sınırların ötesine geçilmiş olunacaktır.”

Yapılacak operasyonun sonuçlarına ilişkin değerlendirmesini sürdüren Emekli Büyükelçi Umut Arık, şu şekilde konuştu:

“Münbiç ve Fırat’ın doğusunda kontrol sağlandıktan sonra, Suriye Krizi’nin anayasal süreci kapsamında yapılan çalışmalar hız kazanacak ve bu konudaki faaliyetler, daha kolay ve düzenli bir şekilde yürütülecektir. Suriye’de sadece ABD, Rusya ve İran’ın desteklediği gruplar yoktur. Başka oluşumlar da vardır. Türkiye’nin operasyon kararıyla, Suriye’deki bu gruplar da anayasal sürece dahil olabilir. Bu ise Astana Süreci’nin Cenevre Süreci’yle birleşmesi anlamına gelecektir. Operasyon gerçekleştikten sonra, Suriye’de sükûnet sağlanacak ve mülteciler konusu, ciddi bir çözüme kavuşturulacaktır. Belki de uzun bir süre sonra, I. Dünya Savaşı’nda cetvelle çizilen sınırların ötesine geçilmiş olunacaktır.

“Türkiye Fırat’ın doğusuna yönelik net bir tutum ortaya koydu”

Türkiye’nin ABD heyetiyle Güvenli Bölge konusunda göirüşmelerin sürdüğünü belirten Gazeteci Celal Kazdağlı ise, “Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna yönelik açıklamaları, başkentte devam eden görüşmeleri etkilemeyi amaçlamaktadır. Zira bu sözler, Türkiye’nin kararlı tavrını ortaya koymak ve ABD’yi taleplerimizi kabul etmeye zorlamak amacıyla dile getirilmiştir. Türkiye ise kararlılığını sadece Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarıyla değil; aynı zamanda bölgeye kuvvetlerini göndererek fiilen de göstermiştir. Yapılan görüşmelerde bizim istediğimiz şekilde bir sonuç alınmaması durumunda, müdahalenin gerçekleşeceğine dair net bir tutum ortaya konulmuştur.” dedi.

“ABD, PYD’yi korumak için Güvenli Bölge kurmak istiyor”

Gazeteci Celal Kazdağlı, sözlerini şöyle tamamladı:

Öyle anlaşılıyor ki Türkiye, meseleyi kendi imkân ve karalarıyla, Rusya ve İran’la görüşerek çözecektir. ABD, PYD’yi korumak ve kendi koridorunu oluşturup onu muhafaza etmek amacıyla Güvenli Bölge kurmak istiyor. Ankara ise böyle bir şeye izin vermeyeceğini belirtiyor. Bu mesele, Washington tarafından Kürtlerin haklarının korunması şeklinde ifade edilse de böyle bir durum söz konusu değildir. ABD, PYD’yi bölgedeki hedeflerine ulaşabilmek için bir maşa olarak kullanmaktadır. Bölgede bir terör koridorunun oluşması, ülkemizin aleyhine olacaktır. Ayrıca Türkiye, Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarlarını korumak ve Irak’taki pozisyonunu kaybetmemek için de bu operasyonu gerçekleştirmelidir. Burada Türkiye, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’yle (IKBY) yakın bir işbirliği içerisinde olmalıdır. Hedefimizin Kürtler değil; doğrudan ABD’nin stratejileri olduğunun gösterilmesi gerekir.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.