Okur Postası

Virüs kaç kişiye Allah’ın azametini hatırlattı!?

Gazetemiz okurlarından Mesut Yücetürk, "Virüs kaç kişiye Allah’ın azametini hatırlattı!?" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Virüs kaç kişiye Allah’ın azametini hatırlattı!?
-

Tabii,  insana da acziyetini!

Teknolojide zirveye çıkan, dünyaya hükmeden insan bilmem kaç mikron olan virüs karşısında  insanoğlu aciz kaldı. Zerreden kürreye, en basitinden, en mütekamil yapıları, organizmaları, dengeleri yaratan elbette Rabbimizdir. Ve her şey zıttı ile kaim olduğuna göre. Ve bu bir sünnetullah olduğuna göre; Hastalık varsa, şifasını da Allah yaratmıştır. Ve er geç

Bulunacaktır. Yeter ki biz araştıralım. Akledelim. Düşünelim.  Günlerdir televizyonlarda Allamelerimiz hastalık konusunda bilgiler vermekte. Tüm millet de pür dikkat onları dinlemekte, neler yapmalıyız? Sorularına cevab aramaktayız. Yarım doktor oldu çoğumuz! Bir doktorumuz şöyle dedi;

“Bu virüs ağızda veya burunda eğleşmemektedir. O hedefine doğru ilerlemektedir. Yani akciğerlere, böbreklere ve kalbe ilerleyip yerleşiyor!”

Üçü de hayati organ. Singapur’da hazırlanan bir video seyretmiştim; virüs bulaşan bir kişide muhtemel etkilerini ve hastalığın ilerleyişini gün gün anlatıyordu.

Böbreklere yerleşince,  böbrekler süzme görevini yerine getiremediği için vücuttaki savaş sebebi ile oluşan iltihabı dışarı atamıyor,  bu iltihab kişinin parmak uçlarına kadar yayılıyor. Bu da kişinin eklem yerlerinde şiddetli ağrıya sebeb oluyor. Vücutta savaş olduğu için vücudun ateşi artıyor. Halsizlik, yorgunluk vb. Akciğerlere yerleşirse solunum sistemini bozuyor. Kalbi zaten anlatmaya gerek yok.  Lakin,  ilginç olan virüsün hayati organları hedef olarak seçmesi.

Demek ki Rabbimiz onu o donanım ve fıtratta yaratmış. Yaratılan her canlı, organizma kendisine verilen görevi icra ediyor. Haydi bilim insanları bu virüsü ilmi yönden araştırır, analiz eder, tanır, çareler üretmeye çalışır. Eyvallah. Ta kardeşim bu Diyanet teşkilatı, din alimlerimiz bu konu hakkında niçin tefekkür edip de insanları düşünmeye, teakkula, tedebbüre, tezekküre sevk etmez? Allah’ın azametini, insanın acziyetini hatırlatmaz? Anlaşılır gibi değil. Bu insanlar böyle zamanda konuşmayacaklar da ne zaman konuşacaklar? Ve demeleri gerekmez mi; Allah’a sığınmayı akledemiyorduk. Aklımız, irademiz ; şeytana ve nefsimize hizmet ediyordu. Kaçımız O’nun bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu idrak ediyorduk?

Ne diyeyim son sözüm yine Rabbimizden; “Allah sapmak isteyeni saptırır. Hidayete ermek isteyeni hidayete erdirir.”

Selâm ve dua ile...

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.