Okur Postası

Yeni nesillere Akif’i iyi anlatmalıyız

Gazetemiz okurlarından Erdal Kozankaya, "Yeni nesillere Akif’i iyi anlatmalıyız" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Yeni nesillere Akif’i iyi anlatmalıyız
-

Erdal Kozankaya/Kuşadası

O en büyük şairler, şiirler sultanıydı.

O en büyük vatan bayrak şairiydi.

O en büyük istiklal bağımsızlık şairiydi.

Büyük insan üstad Mehmet Akif Ersoy seciyesi, karakteri, kişiliği, alçak gönüllü, mütevazı, sade, gösterişten uzak, vatanına, dinine bağlı insandır.

Mehmet Akif 1873’te İstanbul Fatih’te doğar. Baba tarafı Arnavut Tahir Efendi, ana tarafı Buharalı Emine hanımdan olmadır.

Fakir bir aile çocuğudur. Küçük yaşta babasını kaybeder. Sonra büyük bir yangında evlerini kaybeder.

Zaman zaman yağlı güreşlere de katılır güreşir. Evinin, ailesinin geçimi çocuk yaşta omuzlarına yüklenir.

Halkalı Baytar Mektebini birincilikle bitirip memur olur.

Osmanlı’nın son çalkantılı dönemini Müslümanların yoksul, fakir, çaresiz perişanlığını koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nun batışını, Balkanlar’ın, Kuzey Afrika’nın, Ortadoğu’nun nasıl elimizden gittiğini en sonunda İstanbul’un işgalini görmüş büyük ıstırap acılarını şiirlere dökmüş insandır Akif.

Mehmet Akif milli mücadeleye katılmak için İstanbul’dan Ankara’ya gelir Taceddin Dergâhı’na yerleşir.

Anadolu’da camilerde kürsülere çıkarak ateşli, coşkulu konuşmalar yaparak halkımızın milli manevi duygularını coşturarak eli silah tutan herkesi cepheye gönderir.

Aynı zamanda birinci mecliste Burdur mebusudur. Halkımızın, askerlerimizin moralini coşturacak bir milli marş yazılması istenir müsabakalar yarışmalar düzenlenir eli kalem tutan herkes şiir yazar bu şiir ödüllü bir şiir. Birinci olana 500 lira verilecektir. 724 şiir yazılır okunur ama hiçbirinde o coşkuyu bulamazlar.

Zamanın Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mehmet Akif’in yanına giderek sen niçin şiir yazmıyorsun der Akif’e. Mehmet Akif ben para için şiir yazmam der. Sonra Akif parayı almamak şartıyla şiir yazmayı kabul eder. Ve bir gecede “Korkma sönmez bu şafaklarda” diye bugünkü İstiklal Marşını yazarak sabahleyin meclise götürür. O gün mecliste defalarca ayakta okunur, müthiş bir alkış tufanı kopar. Akif hemen meclisten çıkar, utanır mütevazılığından dolayı.

İstiklal Marşımızdaki o büyük ulvi sözleri, kelimeleri ayrıca Çanakkale destanındaki cümleleri ancak kalp gözü açık sağlam bir imanı olan gerçek Allah dostlarının yüreğinden, kaleminden çıkar o da Mehmet Akif gibilerdir.

Akif’in, Ankara’nın soğuğunda giyecek bir paltosu bile yoktur. Yakın arkadaşı Şefik Kolaylı’nın paltosunu emanet giyer. Arkadaşı şaka olarak takılır ‘yahu üstad 500 lira serveti almadın bari sırtına bir palto alsaydın’ diye takılır. Akif buna alınır, hemen paltoyu çıkarır verir, günlerce o arkadaşına küser. Öyle bir onurlu insandır.

Evet, ülke kurtulur ama başka sıkıntılar başlar. Birinci Meclis feshedilir. Akif ve Akif gibiler Meclis dışı kalır, maaşı kesilir.

İrticacı, hilafetçi diye nice suçsuz insanlar vatan için mücadele eden insanlar sakıncalı görülüp takibata alınmış. Mehmet Akif de 906 kod numarasıyla irticacı görülmüş. Akif bir arkadaşına dert yanarak Mısır’a gideceğini söyleyince arkadaşı neden diye sorunca Akif şöyle der: Benim peşimde hafiye gezdiriyorlar. Ben vatan haini miyim ki. “Canı cananı alsa da hüda, tek etmesin beni vatanımdan cüda” diyen Akif Mısır’a gitmek zorunda kalmış.

Akif Mısır’da 10 yıl kadar kalır, çok parasızlık çeker, hastalanır İstanbul’a gelir. Ağır hastadır. 27 Aralık 1936’da Hakk’ın rahmetine kavuşur. Cenazesine devlet erkânı fazla önem vermez. Bazı üniversiteli gençler sağdan soldan tabutuna bayrak koyarak defnedilir.

Yeni nesillere Akif’i iyi anlatmalı, okutmalı Safahat’ı.

Allah mekânını cennet eylesin. Amin.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.