Okur Postası

Yeniden yapılanma istişare ile olmalıdır

Gazetemiz okurlarından Alaettin Köksal, "Yeniden yapılanma istişare ile olmalıdır" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Yeniden yapılanma istişare ile olmalıdır
-

Alaettin Köksal

Temel esaslardan ayrılmadan ülkenin ve milletin huzur ve refahı için devletin resmi ve sivil kurumlarında görülen hantallıkları, hata ve kusurları tespit etmek suretiyle, yeniden bir yapılanmaya gidilmelidir. İlgili kurumları aktif hale getirmek için lazım olan plan ve projeleri, her işin ehli olan insanlarla istişare edildikten sonra, süratli bir şekilde devreye alınmalıdır.

Yeniden yapılanma, devletin resmi ve sivil kuruluşlarında olacağı gibi, siyaset alanında da yapılmalıdır. Zaman dar, işimiz çok, düşman amansız. Sadece bu üç sebep için çok hızlı çalışarak suratlı bir şekilde istişareler yaparak, yeniden bir yapılanmayı devreye almak şarttır. Belediyelerden bakanlıklara, askeri kurumdan polis teşkilatına, iş dünyasından sendikalara, diyanet işleri başkanlığından vakıflara, cemaat ve tarikatlara, hulasa yediden yetmişe her alanda kalıcı olacak şekilde hukuki yapılanmaya gidilmelidir.

Sivil ve resmi kurumlarda yeniden yapılanma ile alakalı fikirlerimi kısaca ifade etmeden önce, şu hususu belirtmekte fayda görüyorum. Yerel ve genel de iktidar olan partilerin, birilerine makam tahsis etmek, görevden aldıkları insanlara makam bulmak gibi bir görevleri yoktur, olmamalıdır. Nöbet değişikliğinde, ilgili kişinin rahat çalışması için, ahlaki olarak makamlar boşaltılabilir. Yönetimde esas olan ehliyet ve liyakattir. Yerel veya genel yönetimlerde, benim adamım senin adamın diye bir kural yoktur. Bölge dışından adam getirmek bölge halkına saygısızlıktır.

Herhangi bir bakanlıkta müsteşar, genel müdür, bakan yardımcısı olan kişilerin milletvekili, belediye başkan adayı olmaları hukuki hakları olduğu halde, kazanmadıkları takdirde, eski görevlerine dönmeleri milleti rahatsız etmektedir. Risk almayan bu tipler, bulunmaz Hint kumaşı değildirler. Şahsi ikbal ve menfaatlerini düşünenlerden dava adamı olmadığı gibi, halkın sesini dinlemeyen siyasi partiler de, milletin gönlünde hakkıyla taht kuramazlar. 

Konumuza dönersek, iç ve dış siyaseti etkileyen olaylarla alakalı her bir bakanlık kendi görevleriyle alakalı, akademisyenlerden, köşe yazarlarından, sivil örgüt temsilcilerinden müteşekkil bir komisyon kurarak, yapılan icraatların olumlu ve olumsuz yönlerini ve ne yapılması gerektiği hususunda ki fikir ve düşüncelerini rapor haline getirerek ilgili bakana takdim etmelidirler.

Bu konuda birkaç örnek vermek gerekirse şu hususları ifade etmek isterim. Kürt kökenli vatandaşlarımızı ve seçmenlerimizi, PKK terör örgütünün baskılarından kurtarmak için, Kürt kökenli aşiret reisleriyle ve din bilginleriyle bir araya gelerek, Kürt kökenli vatandaşlarımızı, öyle/böyle şer güçlerin vesayetine boyun eğen siyasi partilere oy vermelerinin yanlış olduğunu net bir şekilde anlatmanın yollarını aranmalıdır. Devlet tüm gücüyle vatansever, din sever Kürt aşiretlerini ve din bilginlerinin yanında olduğunu her zeminde hissettirmelidir.

Basit siyasi menfaatleri için, vesayetçilerin tesirinde kalan, sözde milli ve yerli düşünen bazı siyasi parti liderlerini ve mensuplarını ilmi delilerle tarihi vesikalarla ve geçmişte yaşanılan olumsuz olaylara uyarma ve nasihat etme görevi ihmal edilmemelidir. Bunlardan bir şey olmaz, ne halleri varsa görsünler anlayışından uzak durulmalıdır.

Diyanet işleri başkanlığı toplumun ahlak düzeyini, doğru din anlayışını, farklı inanışları, dinimize sokulan bidat ve hurafeleri, çok daha etkili bir şekilde ele almalı.

Öncelikle yüz bini aşan kadrosunu ciddi bir şekilde eğitimden geçirmelidir. Geçmiş yıllarda yaşayan âlimlerimiz itikat konusunu altı, amel konusunu beş ana başlık altında toplamalarının nedenini en ince teferruatına kadar ayrıntılı bir şekilde anlatan bir risale hazırlayarak kamuoyunun bilgisine sunulmalıdır. 

Son üç yüz yıldır yazılan fıkıh kitaplarımızda siyaset, cihat, ekonomi, gibi ve benzeri konulara yeteri derece yer verilmemiştir. Hal böyle olunca, halkımızın kahir ekseriyeti cihadı kavramını doğru anlamıyor, siyaseti ve ekonomiyi din dışı görerek, siyasetle ve ekonomiyle ilgilenmiyor. Bu konular hayat nizamı olan Kur’an ve sünnet ışığında yeni bir fıkıh kitabı yazmak suretiyle, toplum doğru bir şekilde bilgilendirilmelidir.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.