Okur Postası

Yüce Allah insanoğlunu birbirine muhtaç yaratmıştır

Gazetemiz okurlarından M. Fatih KAHRAMAN, "Yüce Allah insanoğlunu birbirine muhtaç yaratmıştır" başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Yüce Allah insanoğlunu birbirine muhtaç yaratmıştır
-

Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah’ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür.” (Bakara, 110)

Son din İslam’ın beş temel şartından; yani olmazsa olmazlarından birinin de zekât olması oldukça manidardır. Mal ile yapılabilen bir ibadet olması hasebiyle şarta bağlı temel bir esastır. Her şeyden önce dinen zengin olmak icap eder ki, bu farizayı yerine getirebilesiniz. Malın, son zamanlarda çeşitli nedenlerden ötürü canın yongası olduğunun iyice ortaya çıktığına şahit olduğumuz sürecin zekât anlamında bir kat daha önem arz ettiğini söyleyebiliriz. Bunca yokluk ve maddi kriz içerisinde herhangi bir karşılık beklemeden gelir ve kazancınızın hesabını yaparak nisap miktarı (dinen zengin sayılabilecek) maddi imkâna sahip olanlar usulünce zekâtlarını vermiş olarak mallarını (gelir ve kazançlarını) temize çıkarmış olacaklardır.

Hikmet-i ilahi gereği olarak (bazıları kabul etmese de) Yüce Allah insanoğlunu birbirine muhtaç yaratmış ki uyum, ülfet, insicam, sevgi-saygı, muhabbet, ilgisiz kalmayıp sahiplenme ve toplumda sosyal barış bir çeşit sağlansın. Sosyal bir birey olan insan, takdir edilir ki birçok işini, ihtiyacını tek başına göremeyebilir, göremez. Yani başkalarına illa ki muhtaç bir şekilde yaratılmıştır. Hepimizin Rabbi olan yüce Allah, biz kullarına farklı şekillerde sunmuş olduğu imkânlar çerçevesinde yeryüzünde sosyal adaleti, düzeni, huzur ve barışı biz kullarının temin etmesini isteyerek birtakım sorumluluklar yüklemiştir. İşte zekât da bunlardan bir tanesidir. “Göklerin ve yerin (ve bunların arasındaki her şeyin) mülkü Allah’ındır ve dönüş yalnızca (ve kaçınılmaz olarak) O’nadır. (Mutlak egemenlik Allah’a aittir.)” (Nur, 42)

Bu ayeti kerime gereğince mademki, bu âlemde her ne var ise, hepsi yüce Allah’ın mülküdür ve hepsi O’na aittir; aslında bize ait olan hiçbir şey yoktur ve biz sadece geçici bir süre emanetçiyiz. O halde olmayanlara kıyasla elinde nisap miktarı (para, akar, döviz, altın ve ticari gelir gibi)  mal bulunan inanmış kimselerin, her yıl (üzerinden bir hicri yıl geçmiş nisap miktarı malın) zekâtını hesaplayıp ilgili kimselere (Tevbe, 60) vermesi fukaranın lehine tahakkuk eden İlahî bir emirdir.

YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.