Web TV

Uzmanlar Uyarıyor: Bu programlar aile ve toplum yapısını bozuyor

Taha Emre ÖZDEMİR / ANKARA- Uzmanlar, evlilik programlarının yasaklanması ile onların yerini alan gündüz kuşağı kadın programlarının toplum ahlakı üzerindeki olumsuz yönüne dikkat çekerek uyarılarda bulunuyorlar. Yenbiakit.com.tr'ye açıklamalarda bulunan Sosyolog Muhsin Yılmazçoban gündüz kuşağı kadın programlarının kültür erozyonuna sebep olduğunu belirtirken, psikolog Veysel Kömürcü de; "İnsanlar bu yayınları izledikçe çocuklarını en yakınlarına bile güvenemeyecek duruma geliyor" ifadelerini kullandı.

Evlilik programlarının yasaklanması ile aynı sunucular tarafından yayınlarına devam edilen gündüz kuşağı kadın programları toplum ahlakını bozmaya devam ediyor. Canlı yayınlarda milyonların gözü önünde yapılan DNA testleri, eşlerini aldatan kadınların toplum önünbde pervasızca sergilenmesi, aile içi şiddet,cinayet ve taciz olaylarının gözler önünde konuşulması aile yapımıza ciddi boyutlarda zararlar veriyor.

Manevi değerlerimiz ayaklar altında

Söz konusu programlarla ilgili Yeniakit.com.tr'ye açıklamalarda bulunan Sosyolog Muhsin Yılmazçoban;" Reyting uğruna yayınlanan bu programlar ülkemizde kültür erozyonuna neden oluyor" dedi. Yılmazçoban açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Evlilik programları boşanmalara neden oluyor diyerek bugüne kadar eleştirmiştim. Evli insanlar bu yayınları seyredince rol model olarak onları alıyorlardı. Bu da aile içinde sorunlara sebep oluyordu. Günümüzde evlilik programları yasaklandı ve yerini gündüz kuşağı kadın programlarına bıraktı. Bu programlar aile yapısı ile birlikte toplum yapısını da bozuyor. Bu programlarda insanların bütün inandığı değerler kümesi alt üst oluyor. Deyim yerindeyse kültür erozyonu yaşanıyor. Aldatmak, sadakatsizlik meşrulaştırılıyor. Canlı yayında DNA araştırması yapılarak insanların değerleri yozlaştırılıyor. Bunlar evlilik programlarından çok daha derin etkisi olan programlar. Yetkililer mutlaka bu konuda duyarlı davranarak adım atmalı ve bu tür programları yayından kaldırmalı"

Toplumsal travmalar yaşanıyor

Konuya ilkişkin bir diğer açıklamada Psişkolojik Danışman Veysel Kömürcü'den geldi. Kömürcü televizyonlarda seyrettirilen aile içi dramların birer toplumsal acıya dönüştüğünü belirterek şunları söyledi:

"Medya bu programlar üzerinden reyting elde ettiği için memnuniyetle yayınlarına devam ediyor. Aile içinde yaşanan travma milyonların gözleri önünde yayınlanınca tüm toplumun travması haline geliyor. Her toplumun bir fıtratı var. Bu programlarda bütün fıtratlara zarar veriliyor. Palu ailesi milyonlarca insana izletildi. Bir evde cinayet ya da tecavüz vakası olduğunu düşünün. O aile doğal olarak yıkılır. Palu ailesinin yaşadıkları gözler önünde anlatılınca psikolojik bir kabulleniş oluyor. Kadınlar üzerinde çocuklar üzerinde aile üzerinde ayrı ayrı etkilere sahip. Genel olarak incelediğimizde Palu ailesinin travması tüm toplumda yaşanıyor. İnsanlar çocuğunu en yakınlarına bile güvenemeyecek duruma geliyor. Mesela çocuğunuz var. Onu kardeşinize yani amcasına emanet ederken bir şüphe yaşıyorsunuz. Bundan daha fgeci bir durum olabilir mi? Bu; ailenin, insanlar arası ilişkilerin yıkıldığını gösterir. Palu ailesinde cinayet var, gasp var, taciz var. Polis canlı yayında onları tutuklandığında insanlar tarafından alkışlanıyor. Oysa ki bu yaşanan gayet doğal bir durum. Bu programlar sebebi ile toplum içindeki bütün dengeler bozuluyor."