Abdullah Şanlıdağ

Abdullah Şanlıdağ

Körfezdeki tankerler ve ABD

-

ABD Ortadoğu’da gerilimi artırmaya ve askeri varlığını genişletmeye devam ediyor. ABD’nin ülkeleri sömürme ve Müslüman halkları dönüştürme politikası her zaman aynıdır ve değişmez. ABD İran’da bir rejim değişikliği öneriyor. Nitekim Hamaney, Trump’ın İran’da rejim değişikliği istememe sözünün “yalan” olduğunu, Washington’un Tahran’la dürüst görüşmeler teklifinde bulunduğuna inanmadığını söyledi. Bu sözler üzerinden çok geçmeden Umman Körfezi’nde iki tanker yüzey silahlarıyla saldırıya uğradı. ABD’den önce İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Umman Körfezi’ndeki iki tankere yönelik saldırının sorumlusu olarak İran’ı işaret etti. Tabii İran cevap vermede gecikmedi ve Tahran yönetiminin Hunt’ı kınadığı ve bu konuda duyulan rahatsızlığın Londra›ya iletildiği belirtildi. İran’ın devrim muhafızlarının iki tankere yönelik saldırı düzenlemesinin gerçekliği var mı, yok mu bilemeyiz. Ancak ortada delil, belge olmadan Londra’nın bu konuda İran’a yüklenmesi adil değildir. İngiltere de Washington’un izlediği yolu takip ediyor. İngiltere, Körfez’deki saldırının İran tarafından yapıldığı noktasında iddialı konuşuyor. Ama hepsi bir iddia, ötesi yok. İngiltere Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, “İran ordusunun bir kolu olan Devrim Muhafızlarının iki tankere 13 Haziran’da saldırdığı neredeyse kesin. Başka hiçbir devlet veya devlet dışı aktör bir şekilde sorumlu olamaz” denildi. Devletlerin de bir hukuku olmalı. Bir devlet ötekini suçlarken, elinde delil, vicdan ve adalet olmalı. “Bu saldırının arkasında İran ordusunun bir kolu olan Devrim Muhafızları’nın rolü olabilir” demek başka, bu işi kesin İran yapmıştır demek başka bir şeydir. Körfez’deki saldırı neydi, ona bir bakalım.

Umman Körfezi’nde seyreden “Front Altair” ve “Kokuka Courageous” adlı petrol tankerleri saldırıya uğradıkları gerekçesiyle ABD Donanmasından yardım istemişti. Bilindiği üzere bu tankerler Singapur ve Tayland’a petrol ürünleri taşıyordu.  ABD, saldırıyla ilgili İran’ı suçlamıştı. Washington yönetimi, İran Devrim Muhafızları Ordusuna ait devriye botunun Umman Körfezi’nde saldırıya uğrayan tanker gemisinden patlamamış mayınları topladığı iddiasına ilişkin görüntüleri yayınlamıştı. Görüntülerin gerçekliği ne derece doğru acaba? ABD de bu konuda gerçekçi deliller ortaya koyamadı.

……………. 

“S-400’den taviz vermeyeceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan S-400’ler noktasında kararlı. Hava savunma sisteminde S-400’lerin önemini bilen, Erdoğan’a hak verir. Erdoğan, savunma sisteminden asla taviz vermeyeceklerini ve F-35’ler noktasında da taksitlerin ödenmeye başladığını ifade etti.

Türkiye, kasaba devleti değildir

“S-400’den taviz vermeyeceğiz. Her zaman söylüyorum; burası kasaba devleti değil, burası Türkiye Cumhuriyeti. İmzayı atmışız, her şeyi bitirmişiz. Karşı taraftan Rusya, bize vereceği kredide her türlü kolaylığı göstermiş ve gerçekten uluslararası piyasada olmayan faiz yüzdeleriyle bize bir kredi vermiş. Şimdi burada tükürdüğümüzü yalarsak devlet terbiyemize uymaz, benim de devlet adamlığıma uymaz. Böyle bir şeyi yapamayız.F-35 konusunda da söyleyeceğim şeyler aynı. Üzerimize düşeni hep yaptık. Ödemelerse, taksitlerimizi tıkır tıkır ödüyoruz. Şu ana kadar 1 milyar 250 milyon dolar ödeme yaptık.”

Şimdi yanlışı yapan kim? Elbette Trump devleti. Uçaklar gönderilmiyor. Parasını ödemeye başladığımız F-35’lerin gönderilmeme ihtimali yüksek. “Uçakları vermeyeceğiz” diyen ABD, Rusya ile yaptığımız S-400’le misilleme yapıyor. F-35’i gönderme, S-400’lere de karşı çık, ey Amerika, senin derdin nedir? Türkiye de bu saatten sonra NATO konusunu sorgulamalıdır. NATO’nun mevcut savunma ve radar sistemlerine entegre edilemeyecek olması bahanedir. Asıl amaç, Türkiye’nin terör saldırılarına karşı silahlanmasını istememektir. 

 


YORUMLARA GÖZAT (1)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.