Abdullah Şanlıdağ

Abdullah Şanlıdağ

S-400’ler ve İdlib

-

Türkiye’nin iç politikası İstanbul seçimlerine odaklansa da dış politikada çok ilginç şeyler yaşanıyor. S-400’ler konusu ve Suriye denklemi hem siyasi hem askeri hem de diplomatik açıdan gerçekleşen bu yeni durum çok farklı dengeleri de beraberinde getirecek gibi duruyor. Türkiye son 3 yıldır ABD ve Rusya arasında geliştirdiği siyaset ile bazı kazanımlar elde etti, lakin sahadaki durum bundan biraz farklı. Mevcut gücümüz gereği Suriye konusunda zaman zaman ABD, bazen de Rusya ile birlikte hareket ediyoruz. Kazanımlarımızı kaybetmemek için pratikte daha başka yapabileceğimiz şey de yok.

Suriye’de geniş bir alanı elinde bulunduran Türkiye’nin bu durumu ABD’yi rahatsız ediyor. Rusya’nın da çok memnun olduğu söylenemez. Cerablus’tan İdlib’e uzanan ve Fırat’ın batısı olarak tabir edilen bölgeye sıkıştırılmış durumdayız. Burada Rusya ve İran’dan yardım alabiliriz ama iki ülkenin bu meseleye bakışı bizimkinden farklı. Ankara ‘Fırat’ın doğusu’ derken Fırat’ın batısında kontrolünde bulunan İdlib’de çatışmalar patlak verdi. Sınırdaki mültecileri kamplara taşımak bir yana, İdlib’den ülkemize yeni bir göç dalgası kapıda gibi. Denge siyasetinde Türkiye başarılı olmak zorundadır. Aksi takdirde Fırat’ın batısındaki İdlib bombalanırsa, Fırat’ın Doğusuna operasyon hayal olur. Sahada zorlukların sebebi; Türkiye’nin de destek verdiği kimi gruplar arasında çatışmaların yaşanması olabilir mi? Evet ama asıl zorluk ABD’nin izlediği politika ve Rusya’nın tutumudur. İdlib’i elinde tutan HTŞ’nin içinde hangi gruplar barınıyor? ABD’nin oluşturmaya çalıştığı Arap blokuna dikkat etmek gerekiyor. 

ABD Türkiye’yi, Rusya ile S-400 hava savunma füze sisteminin konuşlandırılması için yaptığı anlaşmadan geri çekmeye çalışıyor. İyi ama neden?

Türkiye’nin Amerikan yapımı F-35 savaş uçaklarını Kasım ayında alması planlanıyor. Ankara-Washington hattında yapılan görüşmelerde, ABD’nin S-400’ün  F-35 savaş uçağından elektronik istihbarat toplayacak olmasından duyduğu endişe bir türlü bitmek bilmiyor.

Türkiye, Rusya ile savunma işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği takdirde ABD-Türk savunma ortak yapım ve geliştirme programları tehlikeye girebilir mi?
ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu, 10 Mayıs’ta sunulan ve Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alması halinde, F-35 programından çıkarılması çağrısı yapan karar tasarısını kabul etmiş, Türkiye’ye S-400 alımını iptal etmesi çağrısı yapılmıştır. Gâvura bakın hele, Türkiye’nin ne yapması gerektiğini deklare ediyor. Emrin olur ey ABD, hiç merak etme, biz gereğini yaparız. ABD tehdit savura dursun, Türkiye; Rusya’da eğitiminin başladığını ve S-400 alımının “bitmiş bir anlaşma” olduğunu ve sistemin ekim ayında devreye alınacağını ilan etti. Peki, ABD ne yapar? ABD ne yaparsa yapsın, biz konumumuzu Amerika’ya göre belirleyemeyiz. ABD, en fazla F-35’lerin Türkiye’de uçmasına izin vermez, S-400’ü aldığımız takdirde ekonomik yaptırımlar uygulayabilir. Sonuç ne olursa olsun Türkiye, savunma ekipmanı üretme ve geliştirmek durumundadır. Varsın F-35’imiz de olmasın, bunun yerini dolduracak savunma sistemini üretmeliyiz. Türkiye ABD’nin açmak istediği karta karşılık NATO üyeliği ve Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması (DECA) şartları çerçevesinde bir hamle yapmalıdır. Orta Doğu’daki savaş operasyonları için ABD’nin Türkiye’deki üslerini kullanmasını engelleyebiliriz.

 


YORUMLARA GÖZAT (9)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.