Ahmet Gülümseyen

Ahmet Gülümseyen

Engellilik ve sporun maneviyattaki yeri (1)

-

İslam’ın emrettiği, Müslümanca yaşamanın önem taşıdığı bir dönemden geçiyoruz. ‘Her canlı ölümü tadacaktır’ gerçeğiyle muhatap kaldığımızda, Kur’an rehberliği ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) liderliğinde hayat önem arzediyor. Dönüp bir bakın sadece son bir yıl içerisinde yaşananlara. Çin’de çıkan dünyayı saran Koronavirüs (kovid-19) hastalığı ve Amerika’da başlayan ve diğer ülkelere sıçrayan ırkçı olaylarına. Dünyanın nereye gittiği malum da, biz olaylardan ders-dersler çıkarıyor muyuz gerçeği bu süreçte önem taşımakta…

Tüm bunları dillendirirken, gözden kaçırmamamız gereken gerçekler var. Her defasında ‘Başımıza gelenler, yaptıklarımızdan’ gerçeğiyle muhatabız. İçinde yer aldığımız veya şahit olduğumuz her husus, er veya geç karşımıza çıkacak veya muhatap kapsamına bizi çekecektir. Gerçeklerin göz ardı edilmesi diye bir durum söz konusu değil. İnsanoğlunun sağlık, ekonomik, sosyolojik vb. engellilikle ilgili durumu da, aynı şekilde yüz yüze gelme içerisinde yer alabilmektedir. Engelli bireylerin sağlığı ve aynı şekilde kaliteli bir hayat sürdürmesi için hareket ve egzersiz (sporun) önemi ortaya çıkmaktadır. Yaradılışları itibariyle en değerli varlık olan insanların hayatına spor aracılığıyla dokunuş-katkı sağlanmasının çok sayıda yaşanmış örneklerini görmek mümkün olabilmektedir. Örneklerini de yine bu satırlarda, siz değerli okuyucularımızla paylaşmıştık. Kısaca, engellilikle ve hareket-egzersizi (sporu) birbirinden ayırmak her geçen gün güçleşiyor..

Tüm bunları gerçekleştirirken temel ölçümüz, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin hayatıdır. Allah Resulü bütün insanlara hitaben ‘Tedavi olunuz ey Allah’ın kulları! Çünkü Allah her hastalığa çare vermiştir’ buyuruyor. Yazar Mithat Eser, Engelli Sahabiler kitabında, engelli ve hasta insanlara sabrı tavsiye ederken, istenmedik veya beklenmedik bir olayı anlama çabasında olan kişilere moral ve manevi destek olarak sabrın zamanlama ve önemine işaret etmektedir. İstenmedik ve beklenmedik bir olay karşısında oluşan belirsizlik, güvensizlik, korku, çaresizlik vb. duyguları aşmada, moral ve manevi desteğin önem taşıdığına dikkat çekiyor. İlahiyatçı Ahmet Bulut ise kitabının ‘Cennete koşanlar’ bölümünde, dünya ve ahiret sermayesi takdire rıza göstermektedir. Ne güzel söylemişler, ‘Kadere iman eden, kedere emin olur’ diye. Teslim olmuşuz kaderimize. Biz bunlarla nefsimizi terbiye ederken, Efendimizin şu mübarek muştusu yine gönüllerimize inşirah veriyor; ‘Üç şey vardır ki kul onlarla dünya ve ahiret nimetlerine nail olur; belaya, sabır, kazaya rıza, bolluk ve rahatlıkta da dua’  (Allah’ın özel kulları engelliler-Nesil Yayınları).

Yeryüzünde otalama her on kişiden birisi, sağlık problemleri veya bir uzvunun eksikliğinden dolayı engellilikle tanımlanmaktadır. Bu tespitlerin yanında, bir de mecazi anlamda engellilik durumu söz konusu. Akademisyen İsmail Karagöz, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları’ndan çıkan ‘Ayet ve Hadisler Işığında Engelliler’ isimli kitapta, Mecazi anlamda görme engelliliği, gözlerin varlıkları görmemesi değil, insanın gerçekleri görememesi yani kalp körlüğüdür. Mecazi anlamda işitme engelliği, Allah ve peygamberin çağrısını duymazlıktan gelmek, ilahi gerçeklere kulak tıkamak. Mecazi anlamda konuşma engelliliği ise gerçekleri konuşmamak, hak sözü söyleyememek olarak ifade edilmektedir. Birçok ayette geçen kör ile gören mecazi anlamda olup, bununla kastedilen, kafir ile mümin veya cahil ile alim ve gafil ile gerçeği gören insanadır. (Devam edecek)

 


YORUMLARA GÖZAT (6)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.