Ahmet Gülümseyen

Ahmet Gülümseyen

Zaferin ‘kılıçla mı mayoyla mı’ olanı makbul!

“Kökünü beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve olgunlaşmadan çürür.” (Necip Fazıl Kısakürek)

İsmi bende saklı, çok değerli kardeşimizin tarafıma ulaşan ‘Balkanları fethetmek’  elektronik postasını, olduğu gibi paylaşmak istiyorum; “Çeşmelerinden abdest alınmaz oldu, camilerinde namaz kılınmaz oldu, mamur beldeler hep viran oldu, nemçe aldı, bizim nazlı Budin’i…Evet ecdat 1686 yılında elimizden çıkan o zamanki Budin, şimdiki adıyla Budapeşte için bu şiiri yazmıştı…Osmanlı’nın Balkanlara geçişi Süleyman Paşa ile sallar, üstünde Çanakkale Boğazını geçmesi ile başlar, Malkoçoğulları-Evrenosoğulları-Turhanoğulları sayısız kereler Tuna’yı geçmiş, bu toprakların Türk yurdu olmasını sağlamış, İslam’ı yaymış, Balkanları fethetmişlerdir. 1526’da Sultan Süleyman tarafından alınan Budin, 1541’de Sultan Süleyman’ın topraklarımıza katılmış ilk valisi Koca Bali Paşadan son Valisi Arnavut Abdi Abdurrahman Paşa’ya kadar diyar-ı İslam olmuştur. 1686’da son valisi Arnavut Abdi Abdurrahman Paşa 72 yaşında elinde kılıç kanının son damlasına kadar vatan toprağını savunmuş o kara günde, tüm garnizonuyla birlikte kılıçtan geçirilerek şehit olmuşlardır. Gelelim günümüze; torunları geçtiğimiz 20-28 Ekim tarihlerinde Budapeşte’de yapılan güreş şampiyonasında başarılar kazanmış olarak yurda döndüler. Kahraman akıncılarımızın kız torunları dedelerine layık (!!!!!) kıyafetlerle keferelerle güreşerek Budapeşte’yi fetheylediler. Diyecek bir kelime yok ata sporumuzu kız güreşine layık görenler !!!! Oradan gelecek başarılarla övünenler, Akıncı dedelerinin yaptıklarını bilmeyenlerdir…”

TRAVMA YAŞAYAN KADINLAR

Hiçbir şeyin sebepsiz olmayacağı gibi, bizi tarihin şanlı sürecine götüren bu yazının kaleme alınıp, tarafımıza ulaştırılmasının nedeni, adına genç kadın güreşçiler denilen kesimin, ülkemiz adına, sözde Balkan Şampiyonu olması. Güreş adı altında mayo giyindirilerek mindere çıkarılan Müslüman Türk kızları, dedelerinin Allah Allah sesleriyle at sırtında kılıç sallayıp zafer kazandığı topraklarda, güreş adı altında batıl anlayışın kirli emellerine alet ediliyor. İslam’ın iki ana kaynağı Kur’an ve Sünnette kadın haklarını ön planda tutuyor. İki cihan serveri  Hz. Peygamber (a.s.m) veda hutbesinde ‘…”Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emri ile helal kıldınız…’ buyuruyor. Bugün sporun her alanında yer alan kadının, travmalara bağlı olarak fiziksel yapının olumsuz etkilenmesinin yanı sıra, aşırı yüklenmenin sonucu olarak yaşanan psikolojik stres, yaratılmışların en değerlisi insanımızı, nasıl sıradan ve iyi niyet taşımayan ‘anlayış/düşünceye’ malzeme edildiğine şahit olmaktayız…

SPOR DEYİP GEÇİLMEMELİ  

“Sporun içinde yaşanan ahlaki sorunlar azalmak bir yana artarak sistemli bir şekilde çoğalarak yaşanıyor. Karşımızda spor üzerine sadece başarıya odaklanmış, örgütlenmiş ve karşılarına çıkan her kişi ve grubu alt edeceğini sanan bir topluluk var. Ya iyilik, doğruluk kazanacak ya da sporu araçsallaştıran bu ahlaksızlar. Üniversitelerin spor ile ilgili bölümleri önce yüksekokul sonra fakülte olma yoluna girdiler. Bölümlerin çeşitliliği arttı. Spor üniversitesi tartışmaları başlamalı bir yandan. Diğer yandan felsefe, sosyoloji, tarih, pedagoji ve psikoloji gibi alanların sporla bağının daha güçlü kurulması için akademik çalışmalar bu yöne çekilmeli.” (Spor Ahlakı ve Sorunları-Dr. Mehmet Şahin) Sayın Mehmet Şahin’in kitabının önsözündeki görüşlerine katılmamak mümkün değil. Günümüzde, modern spor adı altında insanın sağlıklı birey olma ve sosyalleşme temel amacından uzaklaşarak, gelinen endişe verici durumun gördükçe, kendi kendimize ‘sporunuz sizin olsun, hareket ve egzersiz bizim..’ demeden edemiyoruz…

 


YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.