Ahmet Varol

Ahmet Varol

Diktatörlük ve yolsuzluk

-

Dikta rejimlerinin en önemli sorunlarından biri de yolsuzluktur. Bu tür rejimlerle yönetilen ülkelerde devletin üst düzey yöneticileri hesaba çekilemediğinden ve onlar da kendilerini bir ahlakî kontrole tabi tutmadıklarından yolsuzluk sorunu ciddi boyutlara ulaşabilmektedir. 

Ama yeri geldiğinde yolsuzluk dosyaları siyasi rekabetin ve hakimiyet kavgasının yaşandığı dönemlerde bir tehdit ve baskı aracı olarak kullanılmaktadır. Suudi Arabistan’da veliaht prens olarak tayin edilmesinden sonra kendisine kafa tutan muhaliflerini etkisiz hale getirmek isteyen Muhammed bin Selman yolsuzluk dosyalarından yararlandı. Bin Selman’ın, Kasım 2017’nin başlarında gerçekleştirdiği atakta on bir prens, görev başındaki dört bakan ve birçok eski bakan gözaltına alındı. Kullanılan gerekçe yolsuzlukla mücadeleydi. Ama elinin hiç temiz olmadığı bilinen veliaht prensin yolsuzlukla mücadele iddiasıyla birçok ileri gelen kişiyi gözaltına aldırması zihinlerde çeşitli soruların hâsıl olmasına neden oldu. Birçoklarının ortak yorumuna göre bu gözaltılar yolsuzlukla mücadeleden ziyade ülkede ipleri tamamen eline almak için hazırlık yapan, bu amaçla tüm muhaliflerini etkisiz hale getirmek isteyen veliaht prensin kazıklarını sağlamlaştırma atağıydı.

Aynı stratejinin uzun süreden beri, perde arkasından askeri cunta tarafından yönetilen Cezayir’de de karşımıza çıktığını görüyoruz. Ama burada amaçların biraz farklı olduğunu söyleyebiliriz. 

Bu ülkede cuntanın sağladığı imkanlardan yararlanan devlet yöneticileri ve iş adamları ülkenin en önemli ulusal kaynaklarına el koymuşlardı. Ancak halkın meydanlara çıkmasından sonra cunta göz boyamak için bir yandan bazı siyasetçileri devre dışı ederken ve onlarla işbirliği içindeki iş adamlarını etkisiz hale getirirken bir yandan da onlara karşı “yolsuzlukla mücadele” başlığı altında bir hukuksal mücadele başlattı. İşin gerçeğinde yolsuzluklar ve usûlsüzlükler yakın zamana kadar birlikte yürütülüyordu. Hesaplar ortaktı. Ama kalabalıklar meydanlara çıkınca cunta merkezindeki otoriteyi ellerinde tutanlar, sistemin köklü bir değişikliğe maruz kalmasını ve halkın suçluların tümünün üzerine gitmesi imkanının hâsıl olmasını önlemek amacıyla bir yandan siyasette küçük çaplı reform yaparak kadrolarda değişiklik gerçekleştirmeyi bir yandan da yolsuzluğun üzerine gidildiği görünümü vermek için ekarte edilenlerin kirli dosyalarını yargıya taşımayı tercih etti. 

Bugünlerde Cezayir’de büyük bir yolsuzluk davası gündemde. Başkent Cezayir’deki başsavcılığın verdiği bilgilere göre bu davada içlerinde bazı önemli üst düzey devlet yetkililerinin ve onlara yakın duran iş adamlarının da aralarında bulunduğu 45 kişinin yolsuzluk, haksız kazanç ve kara para aklama dosyaları inceleniyor. 

Yargıç, yolsuzluk dosyaları incelenlenenlerden 19 kişinin hapiste tutulmasına, 7 kişinin adli gözetim altında tutulmasına, 19 tanesinin de serbest bırakılmasına karar verdi. 

Sorgulananların önde gelenlerinden biri ülkenin ileri gelen iş adamlarından Muhyiddin Tahkut. Onun oğlu, iki kardeşi ve şirketlerinde çalışan üç elemanı da sorgulananlar arasında. Sorgulananlar arasında bir eski başbakan, eski bakanlar, eski valiler ve halen görevleri devam eden iki vali bulunuyor. 

Yolsuzluk davasında başa oturtulan ve soruşturma sürecinde hapse atılanlar arasında yer alan iş adamı Muhyiddin Tahkut eski Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’ya yakın duran isimlerden. 

Yolsuzluk davalarında Buteflika’nın kardeşi iş adamı Said Buteflika da sorgulanıyor.

İlginçtir ki halk meydanlara çıkmadan önce cunta, Buteflika’yı karizmatik bir şahsiyet olarak öne çıkarıyor, kendisinin bulunamadığı törenlere mutlaka fotoğrafını yerleştiriyordu. Şimdi ona yakın duranların çoğu kirli işlerden hesaba çekiliyor. 

 


YORUMLARA GÖZAT (10)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.