Ahmet Varol

Ahmet Varol

Varşova Konferansı

-

Bilindiği üzere Arap dünyasında son dönemde, siyonist işgal rejimiyle ilişkilerin normalleştirilmesi için bir yarış var. Bu yarış aslında ABD Başkanı Trump’ın Suudi Arabistan’ı ziyareti esnasında verdiği “perde arkasında yürütülen ilişkilerin artık perdenin önüne taşınması” talimatının yerine getirilmesi için gösterilen gayretin bir yansımasıdır. 

Bu yöndeki çabaların biraz daha sistematik hale getirilmesi amacıyla 13-14 Şubat 2019 tarihlerinde Polonya’nın başkenti Varşova’da  “Ortadoğu’da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Desteklemek” başlığıyla bir konferans düzenlendi. 

Konferansta değişik konular ele alındı. Ancak genel olarak verilmeye çalışılan mesaj İran karşısında bir güç birliği ve ittifak oluşturulmak istendiğiydi. Fakat işin gerçeğinde yapılması istenen İsrail merkezli yeni bir Ortadoğu planlamak için şartların oluşturulmasıydı. İran bir hedef gösterilirken, başına İsrail’in geçirileceği bir Ortadoğu cephesi oluşturulması için planlar yapılmak isteniyordu. Bunun talimatlarını veren de ABD Başkanı Trump’tı. 

ABD Başkanı açısından Ortadoğu olarak isimlendirilen bölgede bizatihi önemli olan sadece siyonist işgal yönetimidir. Diğer yönetimler “faydalı oldukları kadar” önem taşırlar. Kendileri bizzat önem taşımazlar. Trump artık onların ne kadar faydalı olduklarına, işe yaradıklarına İsrail üzerinden bakıyor. Yani İsrail’in ne kadar işine yaradıklarını nazarı dikkate alıyor. Arap dünyasındaki dikta rejimlerinin son dönemde işgalci siyonist rejimle ilişkileri normalleştirmek için adeta bir yarışa girmiş olmaları da bu yüzdendir. Çünkü Trump’ın gözüne girebilmeleri için Netanyahu’nun gözüne girmek zorunda olduklarını fark etmiş durumdalar. 

İşte Varşova Konferansı da, görünüşte İran’a karşı bir ittifak, güç birliği oluşturma çabası olarak lanse edilse de gerçekte siyonist işgal yönetiminin etrafında kümelenmenin sistematik ve planlı hale getirilmesi amacıyla düzenlenmiş bir uluslararası konferans niteliği taşımaktadır. 

Konferansı organize eden ABD idi. Ancak sahnenin yıldızı siyonist işgal rejimini temsil eden Netanyahu idi. Bu yüzden Arap dünyasındaki dikta rejimlerini temsil eden bakanlar ve üst düzey yöneticiler onunla aynı masaya oturmaya, bir araya gelmeye, birlikte pozlar vermeye büyük özen gösterdiler. Konferansa Dışişleri Bakanı sıfatıyla katılan işgal rejimi başbakanı Netanyahu da ortaya çıkan fırsatı iyi değerlendirmeye ve bunun için Arap dünyasındaki dikta rejimlerini temsilen gelen bakanlarla ve diğer yetkililerle bir araya gelmek, görüşmeler yapmak için büyük bir performans ortaya koymaya çalıştı. 

Varşova Konferansı’nın en önemli amaçlarından biri de Filistin davasını tamamen tarihe gömmeyi, Filistin halkının yurda dönüş hakkı başta olmak üzere bütün önemli haklarını iptal etmeyi ve gayrimeşru işgalin Arap ülkeleri tarafından da tanınmasını sağlamayı amaçlayan ve “Yüzyılın Anlaşması” olarak isimlendirilen planın hayata geçirilmesi için şartların oluşturulmasıdır. Böyle bir anlaşmayı Filistin halkının ve Filistin’deki direniş örgütlerinin hiçbirinin kabul etmeyeceği biliniyor. O yüzden ABD Başkanı Trump bu anlaşmanın işgalci siyonist rejimle Arap dünyasındaki dikta rejimleri arasında kabul edilmesini, Filistinlilerin de sonuca razı olmak zorunda bırakılmalarını istiyor. Arap dünyasındaki dikta rejimlerinin tümünün üzerinde ittifak edeceği bir ihanet anlaşmasına karşı Filistinlilerin mücadele etmelerinin mümkün olamayacağını düşünüyor. Dolayısıyla Varşova Konferansı’nın en önemli amaçlarından biri de bu ihanetin zeminini oluşturmaktı. 

Not: Vuslat dergisinin Mart 2019 sayısı için hazırladığımız yazıda Arap dünyasındaki dikta rejimlerinin işgalci siyonist rejimle ilişkileri normalleştirme siyasetlerini tahlil etmeye çalıştık. 

 


YORUMLARA GÖZAT (0)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.