Akif Bedir

Akif Bedir

Ders olsun

-

Dostluğu, sevgiyi ve geleceği... Aşımızı, ekmeğimizi, soframızı... Hüznümüzü, acımızı, yalnızlığımızı paylaştığımız; birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz mübarek Kurban Bayramınızı tebrik ederim.

Bu mübarek günde ülkede cereyan eden, gündem oluşturan olaylardan bahsedip de gününüzü karartmak istemiyorum. 

İslami düşünüşü, hareketi ve itaati resmeden, dünyaya bakışımızı netleştirecek ve bizleri düşünceye sevk edecek bir Halifeden, cengâverliği destan olmuş bir komutandan ve yaşadıklarından bahsederek sizlerle paylaşmak istiyorum.    

Hz. Peygamber (sav) tarafından Allah’ın kılıcı diye tavsif edilen, İslam’ın en dirayetli gözü pek, mücahit komutanı Halid bin Velid…

Hudeybiye Antlaşması sonrası İslam’la şereflenmiş şecaatli, vakur, kahraman sahabeydi O.

Bizans’la yapılan ilk savaş olan Mute’de, Ashabın istişaresiyle ordu kumandanlığına getirilen ve dağılan İslâm ordularını toparlayan ve başarısıyla “Seyfullah” övgüsüne nail olan kumandandı O.

Mekke’nin fethinde bulunan, fetih sonrası İslâm ordusunun Huneyn dar geçidinde uğradığı baskını muazzam sevk ve iradesiyle aşan, yaralanınca Resulullah’ın mübarek elinin şifası ve duasıyla sıhhat bulan O.

Hz. Peygamber tarafından şirkin en büyük simgesi Uzza putunu kırmakla görevlendirilen O. 

Hz. Ebubekir devrinde, yalancı peygamberler vakıalarının bastırılmasında görevlendirilen O. 

Taif kuşatmasında ordu komutanı olarak civardaki Hıristiyan birlikleriyle kılıçla savaşan O.

Necran bölgesi Hıristiyanlarına 3 gün İslam’ı anlatıp Müslüman olmalarına vesile olan O.

Müseylümetü’l- Kezzab’ı öldürtüp İslam’a musallat olan büyük fitne ve ifsadı geri püskürten O.

Devrin iki süper gücü Sasani İran ve Bizans’a seferler yapan, Ecnadeyn ve Yermük savaşlarıyla Şam, Humus başta olmak üzere Suriye’yi İslâm topraklarına katan da O.

Ama gelin görün ki Hz. Ömer, hilâfete geçtikten bir müddet sonra onu görevden alıp yerine Ebu Ubeyde bin Cerrah’ı tayin ediyor. Hiçbir insan kusurdan azade olamayacağı gibi Halid bin Velid de başına buyruk hareketleri, ordu mensuplarının istihkaklarını fazla vererek orduya ayrı bir güç izafe etmesi şikâyet ve soruşturma sebebi oluyor.

Hz. Ömer, ‘Bu kadar bol parayı Müslümanların malından, yani ordu tahsisatından verdi ise Müslümanlara hıyanet etmiştir. Kendi şahsî payından vermiş ise israf etmiştir’ diyerek tepkisini ortaya koyuyor.

Ordu lehine bu imtiyazına rağmen hesabında hiçbir açık ortaya çıkmıyor.  

Fakat asıl mesele halkta oluşan bir kanaatin izalesi. Halid bin Velid’in girdiği savaşlardan mağlûp çıkılmaz, o olmasa zafer kazanılamaz. Böyle bir kuvvetli inanç yerleşiyor. Bir şahsı yüceltme yanlışına meyil başlıyor. Bir toplumun faziletini bir kişiye yükleme hastalığının emarelerini adalet kılıcıyla ve bir azletme kararıyla vaktinde kesiyor adaletli halife.

“Ben, Halid’i bir öfkesinden, ya da ihanetinden dolayı azletmedim. Fakat insanlar onu o kadar büyüttüler ki, Allah’ı bırakıp ona tevekkül edeceklerinden korktum. Ben onlara, bütün bu başarıların Allah’tan geldiğini bilmelerini istediğim için böyle hareket ettim” dedi yüce Halife.

Yerine Ebu Ubeyde bin Cerrah gibi Sa’d ibni Ebi Vakkas gibi dirayetli komutanları getiriyor, zafer ve muvaffakiyeti Cenab-ı Hak onların vesilesiyle nasip ve müyesser ediyor. İran, Irak, Kudüs fetihleri böyle gerçekleşiyor.

Halid bin Velid ne mi yapıyor? Tabii ki yine cihat meydanlarında mücadeleye devam. Ebu Ubeyde komutasındaki ordu saflarında komutana tabi vazifesini ifa ediyor. 

Ne bir gücenme, ne bir kenara çekilme, ne küsme, ne şahsi bir garez arama düşüncesi yok. Ne da arkadaşlarına bir küskünlük veya soğuma yok. 

Sahabe ahlâkı örneği sergiliyor. Sahabenin gönlünde, dilinde, fiillerinde Allah rızasına nail olmanın ve İslam’ın yüceltilmesinin meşalesi yanıyor.

İşte size tarihi ve ibretlik bir vesika.

Şahısları yüceltmenin, onlarsız kervan yürümeyeceği inancının, ya da önde olanlarda hep bir kusur arama zafiyetinin, tenkidin, dışlamanın, bencilliğin, keyfiliğin ve şahsi mülahazalarla samimî olanları ithamlarla saf dışı edici hastalıklı tutumların izalesine bir katkı olması niyetiyle…

Tevekkül düsturuna gelecek bir zararın tamiri için bir kahramandan vazgeçen Hz. Ömer adaleti, makam mevki feragatinin vazifeye sekte vuramayacağını hayatıyla bize gösteren Halid bin Velid’in halisane tavrı tarihten bugüne bizler için ders olsun… (menkıbe küçük düzeltmelerle alıntıdır.) 

 


YORUMLARA GÖZAT (2)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.