Ali Akben

Ali Akben

Beynimiz resetlenebilir

-

Bugünkü makalemde hoşunuza gidecek, kulağa oldukça hoş gelen bu kavramla ilgili hasbihal etmek istiyorum.

Beyni resetlemek.

Tıbben mümkün mü?

İnsan beyninde bulunan ve sayıları on milyarlarla ifade edilen hücrelerin hünerli ve mükemmel çalışmaları sayesinde farkına dahi varmadan konuşuyor, düşünüyor, yiyor, içiyoruz.

Sinir sistemini ilgilendiren çağımızda sık görülen çok sayıda hastalıkla biz hekimlerin mücadelesi sürüp gidiyor. Ancak panik ataktan depresyona, beyin felcinden Parkinson’a, unutkanlıktan bunama ve Alzheimer’a kadar çok sayıda hastalığın tedavisinde onca gelişmelere rağmen zorlanmaya da devam ediyoruz.

Yüce yaratanımız tedavisi olmayan bir hastalık halk etmedim diyerek günümüzde tedavide zorlandığımız birçok hastalıkla ilgili bize ufuk açmış durumda. Hekimlik merakı ile üzerimize binen bu manevi sorumluluk ve bilinç çalışmamızı, araştırmamızı daha ileri çok daha ileri tedavilere yönelmemiz gerekiyor. Sebeplere daha sıkı sarılarak hastalarımıza şafi ismi tecellisi ile şifa vesilesi olmamız ise insanlık için bir görev.

Otuz yılı aşkın süredir hastalarıma tedavi sunarken daha fazlası noktasında hep kendimi sorgulamaktayım.. Modern tedavilerle geleneksel tedavileri aynı ciddiyetle hastalarına uygulayan bir hekim olarak önce zararlı olmamak ilkesi ile hastalarımıza yardımcı olmaya gayret ediyorum.

Seksenli yılların başından beri bazı hastalıkların teşhisinde ve tedavisinde kullanılmaya başlanan TMS(TMU) önümüzdeki yıllarda tedavisinde zorlandığımız depresyon, panik atak, multipl skleroz, beyin felci, Parkinson, migren, unutkanlık, bunama, kulak çınlaması, şizofreni gibi birçok beyin hastalığında önümüzü açacak ve yüzümüzü güldürecek gibi görünüyor.

Peki, TMS beyinde nasıl bir etki meydana getiriyor. Beynimizin belli bölgelerine herhangi bir zarar oluşturmadan verilen manyetik uyarılar kafa derisi ve kemik yapıyı mıknatıs etkisi ile geçiyor ve fonksiyonu bozularak hastalanmış beyin hücrelerini uyarıyor. Bu mıknatıs uyarısının etkisi beyin hücrelerinde elektriksel bir enerji oluşturarak bozulmuş olan nörotransmitter dengesini eski haline getirecek bir dizi hormonal ve kimyasal faaliyetin de sebebi oluyor.

Şifa nerelerden geliyor bir düşünelim. Hastalıklar geldiğinde çare ve çözüm için yaptığımız tüm çabalarla aslında şifanın kapısını aralamış oluyoruz. Bazen bir ot, bazen bir iğne, bazen bir teselli, bazen bir dua, bazen bir ilaç… Örnekler elbette saymakla bitmek bilmeyecek kadar çok..

Beynimizin mükemmel bir yaratılışla yaratıldığını söylemeye gerek yok. Bu mükemmellik içerisinde TMS tedavisi ile onu günümüzün anlaşılır tabiri ile resetlemek ya da formatlamak mümkün olabilir.

Hastalar ve hekimler ilaç yan etkisinden o kadar çok muztariptir ki, nerede ise yoğurdu üfleyerek yer haline geldik.. Zararsız gözü ile baktığımız tabiatımıza daha uygun olan bitkiler çoğunlukla hekim olmayan kişiler vasıtası ile kullanılarak yarardan çok zarara sebep olabiliyor. 

Tedavilere dirençli birçok hastalıkta hekim, arı misali olmalı. Şifanın gelebileceği tüm alternatif tedavilere ve yollara olumlu göz ile ön yargısız bakmalı diye düşünüyorum.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

 


YORUMLARA GÖZAT (6)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.