Ali Akben

Ali Akben

Maskeler fora

-

Dünyayı kasıp kavuran, insanların beden ve ruh sağlığını iyiden iyiye bozan covid-19 ile mücadelede şahsi karnelerimize bakmakta daha fazla gecikmemek gerekiyor. Maske takma özrünün altında yatan sebeplerle ilgili yüzleşerek meseleye farklı bir açıdan yaklaşmak istiyorum.

Virüsle ilgili bilinenlerden daha çok bilinmeyenler var ve her geçen gün bu fark azalacağı yerde artıyor. Virüs adeta bilimle ve teknoloji ile dalga geçiyor. Bu gerçeklikten dolayı bilim insanları arasında birlik ve bütünlük de henüz sağlanamamış.

En basitinden maske meselesini ele alırsak. Yakın geçmişte maske takmanın sadece virüs kapmış insanlar tarafından takılması hatta buna dahi gerek olmayabileceği konuşulurken bugün maske takmayanlara ceza uygulaması başlatıldı.

Virüsün biyolojik bir savaş aracı olduğu algısı ile ilgili insanların kafası hâlâ karışık. Hem de öyle bir karışık ki, maske takmanın işe yaramayacağı gibi bir yerlere doğru savrulmalar yaşanmasına sebep oluyor.

Yaz mevsimi ile birlikte sıcakların artması da maskeler fora dedirtiyor. Hastalıktan koruyuculuğu meselesinde de bilim insanları arasında sağlanamayan konsensüsün olumsuz etkisi elbette önemli. 

Maske takan insan profiline baktığımızda, ceza caydırıcılığının öne geçtiğini gözlemliyorum. Maskeyi sakal yapandan tutun da, gözlük hatta takke gibi kullanana kadar geniş bir yelpazede doğru kullanımdan uzak bir garabet gözden kaçmıyor.

Dünyayı beşten küçük zanneden, zulme sınır koymayan, ben yaptım oldu algısı ile kurulan zulüm düzeninde inadım inat diyen tüm zinde güçleri hizaya getiren bu virüsün sağı solu hâlâ belli değil.

Aşı ve ilaç gibi kesin bir silah yakın gelecekte de gözükmüyor.

Daha bir süre; iş, önce alacağımız yoğun tedbirden sonra takdire kalıyor.

Takdir dediğimizde bazılarının nasırına basıyor olsak da işin bu boyutu ile manevi dinamiklerimizi çalıştırıp, ruh sağlığımızın daha fazla bozulmasını önleyebiliriz.

Aslında yakın geçmişte yaşadıklarımız bizleri ibret alanlardan oldurmalı ama nerede o akıl ve feraset.

Hâlâ bilim dini ile çare çözüm arama özürlüsü büyük bir kesim var. Akletmeye hiç niyeti olmayan bu kesim tamamen işi materyalist bir mantıkla yürütmeye yeminli. 

Başına gelen onca belaya rağmen de bu böyle devam edecek gibi.

Biz biz olalım. Çare ve çözüm meslesinde işe kendimizden başlayalım. Devletimizin başarı ile yürüttüğü mücadeleye destek olalım. Sağlık ordumuzun gücüne kuvvetine ve kudretine güvenirken kişisel görevlerimizi ihmal etmeyelim.

Birinci ve öncelikli görevimiz virüse karşı savaş teçhizatımızın tam donanımlı olması ve her türlü düşmana karşı korunmada zaaf içinde olmaması. Bunun olmazsa olmazı sağlıklı ve düzenli uyku, dengeli beslenme, hareketli yaşam ve stres ve gerilimlere karşı korunmada ise manevi dinamiklerimizi harekete geçirmemiz gerekir.

Cumhurbaşkanımızın akıllarda kalıcı olması için TAMAM olarak tanımladığı temizlik-maske-mesafeye daha uzun bir süre uymamız gerekiyor. Temizlik özellikle sabun ve su ile yapıldığında dezenfektanlardan kaynaklı yan etki de olmuyor.

Maske usulüne uygun olarak kullanıldığında virüsün önünde adeta bir zırh olarak onun sağa sola deli dana gibi savrulmasını engelliyor. Usulüne uygun kullanımda mutlaka ağız burun beraber maske ile korunmalı. Özellikle konuşurken bu kurala uyulmalı ki, bulaş riski azaltılsın.

Mesafe konusunda da elbette kafalar hâlâ karışık, Çünkü ilk günlerde bir metreye kadar mesafe denirken günümüzde öyle abartılarla kafalar karıştırıldı ki, 8-10 metreye kadar işi sulandıranlar oldu. İfrat ve tefrit her yerde olduğu gibi burada da olumsuzluk saçan ciddi bir sorun. Ancak hakim görüş bir buçuk iki metre olarak kabul görmüş durumda.

Virüsün solunum yolu ile ağız ve burundan girdiğini unutmaz ve tedbiri özellikle bu gerçekliğe göre alırsak diğer birçok tehdidin kıymeti harbiye olmaz. Her söylenene değil özellikle devletimizin resmi organlarından duyurulanlara göre yolumuzu, yönümüzü bulmaya çalışalım.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

 


YORUMLARA GÖZAT (8)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.