Ali Akben

Ali Akben

Şarlatan doktorluk ve bilim

-

İstanbul Tabip Odası geçen hafta konu ile ilgili basın açıklaması yaparak şarlatan doktorların 10 özelliğinden bahisle durumdan vazife çıkardı. Meslekte tecrübem ve yaşım gereği konuşma yazma yorum yapma ve hatta tenkitte bulunma hakkımın var olduğunu düşünerek bu konularla ilgili makalelerim oluyor.

Geçen haftaki makalemde tam bu konuya parmak basarak yetkilileri ve meslektaşlarımızı bilgilendirmiş ve özellikle genç doktorlarımıza aman ha dikkat demiştim.

Farklı kesimlerden ve hastalarımdan olumlu çok sayıda tenkit almam nedeni ile bu hafta da meseleyi enine boyuna örnekler ile detaylandıracağım.

Hekimlik, insanlık tarihi ile birlikte var olmuş ve kutsiyeti nedeni ile cazibesini hiç kaybetmemiş ve insanlık yaşadığı sürece de etmeyecek bir meslek. Tarihi akışına baktığımızda hekimlerin sadece hastalarla ilgilenmediği biyoloji, sosyoloji, jeoloji, astronomi, mantık, din ve hatta filozofi ile iç içe olduklarını da görüyoruz.

Son yüz yılda bilimsel gelişmelerin etkisi altında kalarak Ortodoks batı tıbbı olarak tanımlayabileceğim bir zırh ile etkinlik alanını daraltan ve bilimsellik yaftası at gözlüklerini takarak insan gibi bir muammanın hastalıklarına çare ve çözüm üretmek gibi bir paradoksla mesleğimizin önünün tıkandırıldığına şahit oluyoruz.

Bu tıp öyle sert ve katı kurallarla kuşatılmış ve adeta bir din haline getirilmiş ki, kendinden olmayan her şeyi reddederek bugünlere kadar geçerliliğini devam ettirdi. Kurallarına uymayanları da şarlatanlık gibi muğlak aşağılayıcı bir dille yargılayıp etkisiz hale getirdi.

Mızrak uzun süre çuvalda tutuldu. Ancak bugün mızrak çuvala sığmıyor.

Bu dininin en büyük savunucusu ve koruyucusu olan tıp endüstrisi, günümüzde öyle affedilmez hatalarla insanlarımızın sağlığı ile oynadı ki, özellikle Amerikan menşeli bir kısım doktorlar bu kadarına pes diyerek çok sayıda bilimsel makale ve kitapları ard arda yayınlayarak yaptıkları affedilmez hataların affedilmesi için günah çıkarmaya başladı.

Mucize diye piyasaya sürülen yüzlerce binlerce kimyasal ilaç toplatıldı.

Mahkemelerde hak arayan mağdurlar milyonlarca dolar tazminatlar kazanmaya başladı.

Ağrı kesicilerin ağrıyı artırdığı, depresyon ilaçlarının intiharlara sebep olduğu, kan sulandırıcıların beyin ve iç kanamalarla hastaların ölümüne sebep olduğu, kanser ilaçlarının hasta hücrelerle beraber sağlıklı hücreleri de öldürdüğü gibi onlarca, yüzlerce gerçeklikle yüzleşmeler görüntülü ve yazılı medyanın etkisi ile kamuoyunda infiallere sebep oldu.

Bu arada; durumdan vazife çıkarıcı tıp dışı hekimlik mesleği ile ilgisi olmayan cahil cesaretlisi insanlar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de itibar görmeye başladı. 

Bu acı gerçeklikten dolayı tedavi ve ilaç yan etkilerinden korkan hastalarımız biz hekimlerden umutlarını kesince etkisi ve yetkisi olmayan uyanıklar güruhunun ağına düşüp Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oldular.

Endüstriyel tıp, sosyal medya ve reklam sektörünün acımasız gerçekliğinin efsunladığı birçok insan, sağlıklı iken çakma bir sürü hastalık adı türetilerek hasta haline getirildi. Bu sağlıklı hastalar bilimsellik adı altında tedavilerle gerçek hastalar haline dönüştürüldü. Bu paradoks günümüzde elan toplumumuzda sık yaşanılan bir gerçeklik.

Burada yediğimiz gıdaların iş ve aş stresinin üfürmeleri, sosyo-ekonomik yaşanmışlıklar yaşanılan sürecin tuzu biberi ve garnitürü oldu.

Tabip odası yukarıda özetlemeye çalıştığım yaşanılan gerçeklikleri tamamı ile yok sayarak işi sadece toplumun cehaletine ve dini hassasiyetlerine bağlayıp on maddede şarlatanlık diye kendi içerisinde bile tutarlı olmayan maddelerle durumdan vazife çıkarmış.

Hekimlik arı misali olmalı örneklememi sık tekrar ederim.

Bal arısına vahiyle şifa haznesi bir gıdayı ürettiren Rabbimiz, bizlerin de arı misalindeki gibi şifayı ararken at gözlükleri ile bakmamamızı öğütlüyor.

Şifa bazen basit bir tebessüm ile bazen sırtın sıvazlanması ile bazen de daha detaylı özverili bir emeğin ürünü olarak gelebilir. Biz hekimlere düşen asıl görev: Haddimizi ve hududumuzu iyi bilerek hastalarımızın her bir hücresindeki hikmeti iyi belleyerek ve önce zararlı olmadan yararlı olmaya çalışmaktır.

Dünyanın doğusundan batısına görme imkânım oldu. Çin’de batı tıbbı tedaviler öne geçerken Amerika’da adım başı gördüğüm bitkisel storlar ve geleneksel tıp ofisleri sağlık arayışının tüm dünyada bütün hızı ile devam ettiğini müşahede ettim.

Birçok TV kanalı sağlık programına davet ediyor. Programın içeriğinde maalesef üzüm yemekten daha çok bağcıyı dövecek gerçeklikler olduğundan dolayı bu mesleği bu kadar ticarileştirmeyelim temennisi ile geri çeviriyorum.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

 


YORUMLARA GÖZAT (15)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.