Ali Erkan Kavaklı

Ali Erkan Kavaklı

“Bizim eve dövlet geldi”

-

Bursa Demirtaş’ta bir okulda konferans verdim. Öğretmenlik tecrübelerimi anlattım, öğrencilerle bire bir ilgilenmenin ve velilerle görüşmenin öğrenci başarısına etkisine dikkat çektim. Özellikle şu noktaların altını çizdim: 

“Her öğrencinin okul bitince ulaşmak istediği bir hedefi olmalı. Hedefi olmayan yelkenliye hiçbir rüzgâr yardım etmez. Hedefe ulaşabilmeleri için program yapmaları sağlanmalı. Programlı ders çalışmanın önemi anlatılmalı, verimli ders çalışma prensipleri defterlerine yazdırılmalı, programın aksayabileceği söylenmeli, vazgeçmemeleri vurgulanmalı, plan aksarsa yeniden yapmaları istenmeli. Velilerle görüşerek öğrencinin programlı ders çalışması temin edilmeli. Veli ile birlikte hareket edilirse fevkalade güzel neticeler alınır.”

Veli – öğretmen işbirliğinin temin ettiği güzel neticeleri örnekledim.

Aradan bir yıl geçti. Meslektaşım Özgür Bey’le Bursa kitap fuarında buluştuk. 

Beni görür görmez heyecanla kucakladı. Sonra gülerek başından geçenleri anlatmaya başladı: 

“Hocam, seni dinledikten sonra önce zor öğrenen öğrencilerimden başlayarak veli ziyareti yapmaya başladım. Bir tanesini hiç unutamam. Çocuğun dedesi beni kapıda karşıladı. 

“Ooo, begim hoş gelmişsen. Bizim eve dövlet geldi, hoş geldi!” 

Başlangıçta ne olduğunu anlayamadım. Oturma odasına geçtik. Ortada sofra kurulu. Şaşırdım.

-Yemek yemeye gelmeyeceğimi söylemiştim, bu ne diyecek oldum. 

Dede dikkatle beni süzdü, heyecan dolu bir sesle: 

-Olur mu? Hele otur begim. 

-Zahit’e söylemiştim yemek yemeyeceğimi. 

Prensip olarak veliyi evinde ziyaret ettiğinizde aileye zahmet olmaması için yemek yememe kararı alın, demiştiniz. 

Ben de çocuklara, ailenize söyleyin, eve öğretmen geliyor diye özel bir hazırlık yapmasın, sadece çay içerim, demiştim.

Öğretmeni ağırlayamayız diye ev ziyaretine karşı çıkan olabilir diye böyle bir tedbire başvurmamızı tavsiye etmiştiniz. O gün bugün uygularım. 

Zahitlerin evinde bu tedbir işe yaramadı. Sofra hazırlanmıştı. Zahit’in dedesi beni kapıda karşılamıştı. Adam o kadar heyecanlı ve o kadar coşkuluydu ki itirazlarımın hiç faydası olmadı.

Kolumdan tuttu, sofraya doğru çekti. Heyecanla:

-Begim hele otur. Ben bu okulda okudum, öğretmenim evimize gelmedi. Oğlum aynı okulu bitirdi, öğretmen gelmedi. Sen torunumun öğretmenisin. Sana yemek ikram etmeyip kime edeceğiz? 

Biraz utanarak, biraz şaşırarak sofraya oturdum. Yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızda. Zengin bir sofra. Bir güzel karnımızı doyurduk, elhamdülillah. 

Zahit problemli bir öğrenciydi. Evini ziyaret edip çalışma programını görecektim. Sınıfta örkez program yaptırmış, altını imzalamıştım. Programı çalışma odasının duvarına asacaktı. 

Ev ziyaretimin amacı, evde çalışma ortamı olup olmadığını görmek, öğrencimin programlı çalışıp çalışmadığını yerinde denetlemek, program aksıyorsa velinin tedbir almasını sağlamaktı. 

Bazı öğrenciler programı veliden saklıyorlardı. Programdan habersiz olan veli, çocuğuna yeterince faydalı olamıyordu. 

Evde sohbet sırasında Zahit’in iyi taraflarını sayıp döktüm. Dedesi keyiflendi. 

“Derslerine biraz daha fazla çalışması lazım, sınıfa göre biraz zayıf, daha iyi olmasını beklerim” dedim.  Zahit’in biraz daha gayret ederse daha başarılı olabileceğini, sınıfta dersleri daha dikkatli dinler ve evde ödev yaparsa hele de programlı ders çalışırsa çok daha iyi olabileceğini eklemeyi ihmal etmedim.

O gün milat oldu. Ele avuca sığmayan, sınıfta bir türlü zaptedemediğim Zahit bambaşka bir çocuk oldu, âdeta süt dökmüş kediye döndü. Yaramazlık yaparak dikkat çekmek yerine derslerine yöneldi. Önce davranışları düzeldi, ödevlerini düzenli yapmaya başladı, hâliyle sonraki günlerde dersleri iyileşti.”

Özgür Bey ile çay içip sohbet ettik. Veli ziyaretinin başarıyı tetiklediğini bir de ondan dinledim. 

Evi ziyaret edilen öğrenci öğretmenini başka türlü değerlendiriyor. Öğretmen abi, abla, amca, teyze gibi bir dosta dönüşüyor ve sorumlu davranmaya başlıyor. 

Öğretmen çocuğu ailesiyle tanıyor ve onun ne yapabileceğini daha iyi keşfediyor, çocuktan onun imkân ve kapasitesi üzerinde şeyler istemiyor. Aile eğitime dâhil ediliyor, öğrenciye yol gösteriliyor, program veriliyor. Bütün bunlar başarıyı artırıyor. 

Çocuğunu sevmeyen aile görmedim fakat kaş yapayım derken göz çıkarana çok rastladım. Bazı aileler doğru eğitim metotlarını bilmiyor, böylesi durumlarda aileye eğitim konusunda rehberlik yapılması gerekiyor, tabi ki bu vazife, eğitim uzmanı olan öğretmene düşer. Veli ile işbirliği eğitimde verimliliği artırıyor.

Beyin Vitamini: Tecrübe yolu kısaltır. Öğretmenlik tecrübelerimi anlattığım ÖğretmeniBaşarıya Götüren Yol kitabım 17. baskısını yaptı. Mesleğine yıllarını vermiş bir eğitimcinin tecrübelerinden faydalanmak isteyenlere, özellikle de genç meslektaşlarıma tavsiye ederim. (İletişim: 0212 4911903; sipariş@ensarnesriyat.com.tr ; www.kitapyurdu.com )

 


YORUMLARA GÖZAT (2)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.